İADE-İ İTİBAR..
Ahmet ZORLU
Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, Paralel Yapı tarafından soruşturma ile, gözaltı ile, tutuklanma ile, cezalandırma ile mağdur edilenlere iade-i itibar verileceğini söyledi.
Kulağa hoş gelen bir açıklama, ancak yapılabilirliğinin gerçekçi olarak tartışılmasının yanısıra Paralel tarafından ele geçirilen kurumlarda yaşanan uygulamaların da geriye alınması veya kaldırılması gerekir.
Bir-İki örnek vermek isterim..
Dönemin Kayseri Ticaret Odası Başkanı Hasan Ali Kilci gözaltına alınıp tutuklandığında, 'Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Ticaret Odaları Konsey Başkanı' idi. Bununla birlikte, dış ticaret ile ilgili yapılanmalarda yönetim kurulunda üyelikleri vardı. Çeşitli demokratik yapılanmalarda yönetici pozisyonunda idi. Tam 22 Kurumda başkan ya da yönetici olarak görev yapıyordu. Hakkındaki ithamlar üzerine bütün görevlerinden istifa etti. Yetmedi sağlığını kaybetti, uzun süredir tedavi görüyor. Yetmedi beraat etti ama çıkıpta hesap sormayı denemedi. Zira çok güvendiği, dost bildiği insanlar, yeni efendilerinin ardına takılmışlardı bile. Şimdi Hasan Ali Kilci'ye iade-i itibar vermek için yeniden tüm görevlerine dönmesini sağlayabilir misiniz? Ticaret Odası içerisinde yapılan yıkım ve tahribat, ya da Kilci hakkında onlarca yazı yazan, yorum yapan onur celladının yaptıkları da cabası.
Kayseri Şeker Fabrikası'na operasyon yapıldığında, Şeker Fabrikası'nın geleceğe yönelik dev projeleri hayata geçirilmek üzereydi. Şeker bünyesinde kurulan şirketlerin her biri kendi alanında gittikçe büyümeye, gelişmeye başlamıştı. Konya Şeker ile rekabet edecek yatırımlar yapılıyordu. Kazakistan, Suriye gibi ülkelere yönelinmişti. Ama operasyon ile bu atılımların bitamamı iptal edildiği gibi, Şeker'in iştirakleri çerez gibi tüketildi. Sadece Pancar Motor Arazisi ve Şeker Arazisinin bir bölümünün satışı ile ilgili süreçler irdelense, ne ilişkiler ne ilişkiler ortaya çıkacaktır. Yetmedi, Şeker yöneticileri içeri atıldı. Onlarca, yüzlerce haber ve yorum ile toplumun bu isimleri birer öcü olarak görmeleri sağlandı. Şeytanın 'Ben bile bu kadarını düşünemezdim' diyeceği iftiralara maruz bırakıldılar. Ailelerinin, geride bıraktıklarının aylarca, evlerine ekmek alacak paraları bile olmadı. Çünkü bütün mal varlıkları donduruldu. Tarlalarını ekip biçmelerine bile izin verilmedi. Tutuklananların çocuklarının eğitimleri aksadı. İtibarlarının yok edilmesi için her yol denendi.
Kayseri'ye temizlik, güvenlik ve yemek noktasında büyük işletmelerin tamamının ihtiyacını karşılayan Horoz kardeşlere Ait Par Grup hallaç pamuğu gibi darmadağın edildi. İki kardeş tutuklandı. Yıllarca Ankara'da neyle suçlandıklarını bilmeden cezaevinde yattılar. Aile perişan edildi. Baba Tahir Horoz, yaşına ve sağlık sorunlarına rağmen hukuk mücadelesi verdi yıllarca. Grup şirketleri kamu ihalelerine sokulmadılar. Buna karşılık bu gün paralel bağlantıları ortaya çıkan şirketlerin sırtları sıvazlandı. Kamu ihalelerine tek başlarına girmeleri sağlandı. Duruşma salonlarında, bu gün paralelden tutuklanan hakim ve savcılar, tutuklu isimlerle alay ettiler. Düzmece deliller ve uydurma belgelerle onlar hücrelerinde gelecek endişesi yaşarken byönettikleri kurumlar, altın tepside paralelin emrine sunuldu.
Türk Silahlı Kuvvetleri içerisinde yüzlerce Şerefli Türk Subayı ne olduğunu anlamadan cezaevlerine dolduruldu. O günlerde yayınlanan paralel menşeili haberleri hatırlayın şöyle bir. Bu gün iktidarın havuz medyasında yazı yazan şeref yoksunu bir kalem, yaşananları onuruna yediremediği için intihar eden Yarbay Ali Tatar'ın arkasından, "Hesap vermeden nereye gidiyorsun" diye yazacak kadar şerefsizleşti, onursuzlaştı. Ergenekon ile, balyoz ile, ay ışığı ile, casusluk davası ile ocaklar söndürüldü, gelecekler karartıldı. Ergenekonun Kasası denilerek kanser hastalığının pençesinde can çekişen biri hücrete ölüme terkedildi. O kasa vefat ettiğinde cenazesini belediye kaldırdı.
Bu gün yukarda örneklediğim operasyonlarla cezaevlerine doldurulan, subay, yargı mensubu, gazeteci, işadamı, oda başkanı kim varsa hepsi istisnasız beraat ettiler. Bir bölümü açtıkları karşı davalarla devleti tazminata mahkum ettirdi. Bir bölümü 'Lanet olsun' diyerek köşesine çekildi. Bir çoğu, Silivri ve Sincan zindanlarında sağlıklarını kaybettiği için tedavi görüyor.
Örneklemeye çalıştığım insanların sayısı onbinlerle ifade edilecek kadar fazla. Bu millet onların itibarını zaten iade etti. Ama milletin kabullenemediği şey, Hainlikleri girişteki kalkışma ile ayan beyan ortaya çıkanların tahrip ettiği kurumların başına getirilen insanların bu gün meydanlarda köşe başlarını tutarak, Sayın Cumhurbaşkanına Methiyeler dizme ikiyüzlülüğünü göstermeleridir. İade-i İtibar nasıl verilir biliyor musunuz;
Kayseri Ticaret Odası'nda Mevcut Yönetimi feshedip, 3 ay içinde seçime gidecek düzenlemeyi yaparak. Kayseri Şeker Fabrikası'nda bu günkü yönetimleri feshederek operasyon öncesi görevi başındakilere görevi yeniden devretmekle. Bunu yapamıyorsanız bile tarafsız bir kayyum heyeti atayarak 3 ayda kooperatifi seçime götürmekle mümkündür. Ya da Par Grup'un süreç içerisinde uğradığı zararları hesaplayıp tazmin etmekle mümkündür.
Şerefli Türk Subaylarına, yaşlarına bakılmaksızın içerde kaldıkları süre hesaplanarak haklarının kör kuruşa varana dek ödenmesi, emekli olmayanların göreve yeniden iadesi ile mümkündür.
Hepsinden önemlisi, bu süreçlere doğrudan veya dolaylı destek verenlerin, uydurma delillerle değil, eldeki bulgularla Bağımsız Türk Adaletinin huzuruna çıkarılarak yargılanmaları ile mümkündür.
Yapabilir misiniz bütün bunları?
Yapamazsınız.
Yapabilmenizin yolu, bu büyük soruşturmanın siyaset kurumlarını da kapsaması ile mümkündür.
Yapamazsınız gibi geliyor bana.
Baksanıza, kent Meydanlarında, 'Yavuz hırsız ev sahibini bastırmak üzere'