HÜR KAFA, HÜR VİCDAN..
Ahmet ZORLU
Beyni, vicdanı ve göreceği eğitimi kalıplar içerisinde sunulan bir gencin ne kendine, ne ailesine, ne Milletine, ne de devletine faydası olur.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk bunu bildiği için neredense 90 yıl önce gençliğin hedefini koydu.
“Fikri Hür, Vicdanı Hür, İrfanı Hür” bir nesil .
Çünkü hür beyin düşünebilir. Hür vicdan kendi kendini yargılama yetisi kazanabilir. Hür eğitim, hür vicdan ve hür düşüncenin olmazsa olmazıdır.
Eğer çevremizde yaşananları, kendi hür vicdanımızla yargılayıp, kendi hür düşüncemizle analiz edemezsek ancak başkalarının düşünceleri doğrultusunda alabiliriz kararlarımızı.
Ve o zaman da uzaktan iplerle oynatılan kukladan farkımız kalmaz.
Hür beyin, hür vicdan, hür eğitim ancak tam bağımsız ülkelerde olur.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk, “Esas olan, Türk milletinin haysiyetli ve şerefli bir millet olarak yaşamasıdır. Bu esas ancak tam bağımsızlığa sahip olmakla temin olunabilir. Ne kadar zengin ve refaha kavuşturulmuş olursa olsun bağımsızlıktan mahrum bir millet, medenî insanlık karşısında uşak olmak mevkiinden yüksek bir muameleye lâyık olamaz.” derken, bağımsızlığın sadece ülkeler için olduğunu değil, kişiler için de önemli olduğunu vurgulamak istemiştir.
Yine Gazi Mustafa Kemal Atatürk, “Cumhuriyet, düşüncesi hür, anlayışı hür, vicdanı hür nesiller . ister.” derken, kişisel bağımsızlığın önemine de vurgu yapmaktadır.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk, hiçbir söyleminde, koyduğu ilkelerin kanunlarla korunmasını talep etmemiştir. Bu gün Atatürk’e karşı gelişen her düşüncenin temelinde Atatürk’ü korumaya yönelik yasalar gelmektedir.
Zira Devlet Politikası ile hiç kimseyi kahraman da yapamazsınız, hain de..
Önemli olan Milletin, hür ve özgür iradesi ile değerlendirme yapması ve kahramanlık veya hainlik payesi vermesidir.
O nedenle beynimizin özgürlüğüne, ülkemizin hürriyeti kadar önem vermek durumundayız.
Eğer bu gün, “Müslüman Milletler” edebiyatı ile yanıbaşımız Irak’ta ABD Askerlerinin Müslümanları hunharca katletmesini, Müslüman kadınların ırzına geçilmesini, olmadık eziyetlere tabi tutulmasını görmezlikten gelerek Suriye’deki Esad aleyhine gösteriler yapabiliyorsak, bu özgür bir beynin yapabileceği şey değildir.
Eğer bu gün, Türk Silahlı Kuvvetleri Mensupları kalleşçe pusuya düşürülerek şehit edilirken sesimiz çıkmazken, devletin suç saydığı kaçakçılık eylemi sırasında yanlışlıkla ateş altına alınarak öldürülenler için olay yerine gidip inceleme yapabiliyorsak bunun özgür bir beyin ürünü olduğunu söyleyemezsiniz.
Ya da iki bacağını terörle mücadele sırasında kaybeden gazimize 30 bin lirayı, şehidimizin yakınlarına 50 bin lirayı reva görürken kaçakçının ailesine 130 bin lira veriliyorsa, bunun hür beyin işi olduğunu söylemezsiniz.
Bu günlerde, yanıbaşımızda kaynayan Ortadoğu Kazanı, özgür düşünen bir yönetim anlayışını her zamankinden daha elzem kılmaktadır.
O nedenle lütfen beyninize, vicdanınıza ve tabii ki irfanınıza sahip çıkın.
Unutmayalım;
Eğitimdir ki, bir milleti ya özgür, bağımsız, şanlı, yüksek bir topluluk halinde yaşatır; ya da esaret ve sefalete terk eder.