Ahmet ZORLU

HEPSİNİN AMACI AYNI..

Ahmet ZORLU

Yüce Dinimiz İslam başta olmak üzere, bütün hak dinleri insanın manevi dünyasını düzenlemeyi amaçlar.

Para, mal, mülk, sınıfsallık, tahakküm, güç gibi kavramlar hiç bir semavi dinde ön planda değildir.

İbadet empoze edilir, ahlak olmazsa olmazdır bütün dini anlayışlarda.

Bir de bu değerleri kullanarak mala, mülke, paraya, güce ulaşmayı amaç edinen kişi, oluşum ve gruplar vardır.

Özellikle, geri kalmış ve gelişmekte olan toplumlarda bunlar geniş bir tahakküm alanı bulurlar. Hiç bir özelliği olmayan birini kutsal ilan eder, çevresinde oluşturdukları çemberi gittikçe genişletir, bazen hedefledikleri ülkelerde yönetimi bile ele geçirebilecek düzeye gelirler.

Bilinmezliği işlerler.

İnsanları korkutarak, ve kendilerine hayran bırakarak biat kültürünü geliştirirler. Sonra bu oluşumlar paranın tatlılığını keşfedince de şirketleşirler, holdingleşirler. Kayıt dışı havuzlarını yeşil ABD dolarları ile doldururlar. Kimi eğitim kurumlarından başlar kendisine köle yetiştirmeye, kimi önce kendi medyasını kurar ve beyin yıkamaya buradan devam eder.

1980 sonrası yakından izledim ülkemde, islami motifleri istismar ederek kümelenen yapılanmaları.

İskender Evranasoğlu mesela. DPT'de uzmanken birden bire  kendine ulvi bir kişilik ekleyip insanları kurduğu cemaatin çevresinde toplamaya başladı. Hala bu gün, bedelini nasıl karşılıyor, bilmiyorum ama 24 saat ne dediğini kendi bile bilmeden kendi tv kanalında konuşmaya devam ediyor.

Adnan Oktar..  Her gece önünde şarap kadehi, önünde hurileri adeta cennet hayatı yaşıyor. Ona bakarsanız, gerçek islamı kendi yaşıyor. Bir yandan da Işid Cellatlarının sırtını sıvazlıyor ve Mehdi'yi tarif ederken kıçındaki ben'e kadar kendisinin mehdi olduğunu ima ediyor.

Daha akıllıları var mesela..

Fetullah Gülen gibi.

Bunlar önce köklü yatırımlar yaptılar  insan malzemesini zenginleştirmek için. Okullara, dersanelere sızdılar, İlkokuldan itibaren yetiştirdikleri geleceği parlak, zeki çocukları Adalete, orduya, emniyete yerleştirdiler. Sonra onların meslekte yükselmesinin önünde engel gördükleri insanları, unsurları tek tek etkisiz hale getirdiler. Devletin sınav sistemini ele geçirerek, kendilerinden olanları, kendilerine sempati duyanları devletin kilit noktalarına yerleştirdiler. Onların genel müdür, komutan, emniyet müdürü, danıştay, yargıtay üyesi olmasını sağladılar. Yurtdışında açtıkları okullarla bu adamın dünya dini lideri olması, yani kendisini halife ilan etmesi için gece gündüz çalıştılar. Başta ABD olmak üzere, uluslararası yapılar bu ekipleri bazı operasyonlarında kullandılar. İşadamları, maaşlı memurlar, yargı gibi düzenli gelire sahip kesimlerden muazzam paralar topladılar. Şirketleri evlendirip holding yaptılar. Ama hesaplamadıkları bir şey oldu. Tepeden baktıkları, züğürt diye küçümsedikleri halk onları ilk kalkışmada yerle bir etti.

Geçmişe baktığımızda bu cemaat ve tarikat adına ne derseniz deyin tamamının parayla imtihanında sınıfta kaldıklarını görürsünüz.

İhlas Finans, Yimpaş, Kombassan, yerelinde Çobanoğlu gibi yapılanmaların paralı adamları ezberledikleri 3-5 ayetle gidip gurbetçilerimizin kanını emdiler. Faiz Haramdır safsatası ile samimi Müslümanların paralarını bankalardan çektirip, kar payı adı altında, bankacıları bile şaşırtacak cazip faizler ödediler. Sonra çeşmenin suyu kesilince hepsi battı. Batarken de kendilerine umut bağlayan binlerce gurbetçi arasında binlerce drama neden oldular.

Bu gün Enver Ören'in kurduğu İhlas Finans'tan kendisi veya yakını şikayetçi olmayan kaç kişi var aramızda. Ya da Yimpaşzedelerin, Kayseri'deki yapıların çevirdiği fırıldaklara ne kadar insan kurban gitti biliyor musunuz.

Hiç kimsenin kuşkusu olmasın.

Bu gün Cumhuriyeti, Atatürk'ü, Demokrasiyi tehdit ve tehlike olarak gören bu yapıların sonu da Fetullah Gülen ve yukarda örneklediğim yapılar gibi olacaktır.

Zira inancımız bizim manevi dünyamızla ilgilidir.

Bizim dinimizde yanmayan kefen değil, ahlaklı yaşayıp cennete ulaşmak vardır.

Bizim inancımızda insanı uçuran Nalın değil, insanı uçuran din kültürü ve ahlaktır.

Kısacası, bu gün kendilerine Şeyh, Şeyh Halifesi ve Mürit süsü verenler Allahın Emirlerine karşı geliyorlar. Zira onlar beyinlerini yıkadıkları insanlara  gerçekdışılıkları empoze ediyorlar.

Mesela onlara göre;

- Bürokrasideki müridin şeyhe bilgi taşıması ve istediğini yapması Uhud Gazasında cenk yapması gibidir yani bilgi getiren ve icraat yapan peşin olarak şehit ilan edilir.
- Cemaatlerin tamamına yakınında müritler yani mensuplar cennete ancak şeyhleri ya da önderlerinin himmetiyle girebileceklerine inanırlar. Önderlerini ahiretlerinin sigortası olarak görürler.
- Pek çok cemaatin kendine göre İslâm’a hizmet şekli vardır. Kimi Kur’an öğretmenin tek yol olduğuna inanır, kimi dış dünyaya İslâm’ı anlatan kitap gönderir, kimi tebliğ yapar, kimi bürokrasiye girer, kimi okul ya da dersane açar, kimi siyaseti etkilemeyi olmazsa olmaz görür.

- Bazı cemaat mensuplarının yurt dışındaki bankalarda büyük paraları ve muhtelif ülkelerde gayrı menkulleri vardır.

- Tamamı değil ama bu cemaatlerin bazılarına göre Türkiye bugün Dar-ül Harp yani kafir devleti konumundadır ve bu düzende devletten çalmak ve onunla mücadele etmek ibadettir.
- Fetullah yapılanması gibi, Bir kaçı hariç cemaatlerin siyasi bir projesi yani Devleti ele geçirmek gibi bir gayesi yoktur.Ama tamamına yakını parayla doğrudan ilişkilidir ve gelecekte iktidarda etkin olma hesabına girmeyeceklerini kimse söyleyemez.
Cemaatler konusunda zannedilenin aksine TSK’dan ziyade MİT daha çok bilgi sahibidir ve pek çok mensubu bu cemaatlerin içindedir. Bunun en çarpıcı doğrulaması ise, 15 Temmuz kalkışması sonrası uzaklaştırılan MİT mensuplarıdır
- Hepsi değil ama pek çok cemaatin bilinçaltında askere ve Atatürk’e karşı büyük bir kin ve öfke vardır. Zira Cumhuriyetle birlikte, kitlelerin din duygularını sömürerek semirmelerinin yolunu kapatmıştır Atatürk.

Bu gün Türkiye'de dini duyguları sömürerek, semiren 20 dolayında tarikat ve cemaat vardır. Bunların önlerindeki en büyük engel hala, Anayasamızın değiştirilmesi dahi teklif edilemeyecek maddeleridir.

O nedenle Türkiye Cumhuriyeti'nin dini bir liderlik haline gelmesi için büyük çaba içerisindedirler.

Ancak maskeler düşmeye devam ediyor.

Samimi inançlı kesim artık, hizmet ettikleri şeyhlerinin yaşadığı safahata bakarak Cemaatleri sorgulamaya başlamıştır.

Kazanan Cumhuriyet, kazanan Demokrasi, kazanan Parlamenter Hukuk Sistemi olacaktır..

Yazarın Diğer Yazıları