Ahmet ZORLU

HEM SUÇLU, HEM MAZLUM..

Ahmet ZORLU

Millet olarak, ülke olarak felaketin eşiğine kadar geldiğimiz, insanımızın sağduyusu ve feraseti ile eşikten döndüğümüz 15 Temmuz ihanetinin yıldönümünü tel-in hazırlıkları başladı. 

Memleketin bakanları, milletvekilleri,  siyasileri, valileri, kaymakamları, belediye başkanları, ellerinde karanfil balyaları ile şahadete ermiş vatandaşlarımızın mezarlarını ziyaret edip karanfil bırakıyor, karşılaştıkları şehit çocuklarının yanağını okşuyor, dualar ediliyor, meydanlarda yapılacak etkinlik programları için talimatnameler hazırlanıyor. 

Yayın hazırlıklarını yaptığım kitap nedeniyle Fetullahçı yapılanmanın, bu güne kadar devletin kilit noktalarına nasıl sızdığını çok çok gerilere giderek araştıran bir gazeteci olarak söylüyorum ki, dün olduğu gibi, bu gün de ülkenin kaderini ellerinde tutanlar, hiç kusura bakmayın, devleti temelinden yok etmek isteyen bu hain yapıya bilerek veya bilmeyerek hepiniz hizmet ettiniz. 

1999 yılında dönemin DGM Savcısı Nuh Mete Yüksel, bu ihanet şebekesini isim isim, şirket şirket, okul okul, yurt yurt gözlerinizin önüne serdi. 

İddianemesini mahkeme kabul etti, yargılanma aşaması başladı, Nuh Mete Yüksel’in başına gelmedik kalmadı. 

Bu hain ve güruhu davadan beraat ettirildi. 

Aziz Nesin, Uğur Mumcu, Ergün Poyraz, Ahmet Şık gibi aydınlar bu hain çetenin ipliğini pazara çıkaracak konuşmalar yaptı, yazılar yazdı.  

Hepsine dünyayı dar ettiniz. 

2004 yılın MİT hazırladığı raporu MGK’ya kadar ulaştırmayı başardı. Bu yapıyla mücadele konusunda alınan karara imza attınız, sonra dediniz ki ‘O karar yok hükmündedir’ 

Dönemin Ankara Emniyet Müdürü Cevdet Saral  ve ekibi bu büyük ihanet şebekesinin devletteki yapılanmasını raporlaştırdı, adamların başlarına gelmedik kalmadı. 

Adaleti ele geçirdiler, önlerine konulan atama kararnamelerini yıldırım hızıyla onayladınız. 

Asayışı ele geçirdiler, en kritik görevlere gelmelerine öncülük ettiniz. 

Türk Silahlı Kuvvetlerini ele geçirdiler,  rütbe atlayarak orduda yükselmelerine öncülük ettiniz. 

MGK kararları ile ordudan atılan fetöcü subayları yönettiğiniz belediyelerde daire başkanı, genel sekreter yardımcısı yaptınız. 

Eğitimi ele geçirdiler, kendi okullarını kurdular, ilk sizler çocuklarınızı götürüp bu ahlaksız güruha teslim ettiniz, okullarına arsalar tahsis ettiniz, elinizdeki gücü kullanarak işadamlarına bol sıfırlı çekler kesmeleri noktasında baskı unsuru oldunuz. 

Türkçe Olimpiyatları adı altında düzenlenen programlarında önde gözükmek adına birbirinizi ezdiniz. 

Pensilvanya’yı, Mekke’den sonra ikinci kutsal toprak ilan edip, ‘Fetullahın çiftlikteki saray yavrusu’nun duvarına yüz süreni yarım hacı olarak görmeye başladınız. 

Orduya katılan genç subayları, kaymakam adaylarını önce ABD’ye gönderip Fetullahın çemberinden geçmesini sağladınız. 

İçlerindeki iyi biatçıları kaymakam, kurmay, vali, İçişleri Bakanlığı’nın etkili noktalarına getirdiniz. 

Hiçbir mesleki yeterliliği bulunmayan, tek özelliği Fetö’ye biat etmek olan ihanet şebekesine biat etmiş öğretmenlere gelir kapısı açmak için belediyelerin bünyesinde sözde eğitim kurumları oluşturup, genç dimağları bu hainlerin insafına terkettiniz, bu hainlere bol maaşlar bağladınız. 

Gülen Yüzler Projesi böyle bir çalışmanın ürünüdür. 

17-25 Aralık sonrası Sayın Cumhurbaşkanının başlattığı mücadele sürecinde, parmağınızı bile kıpırdatmadınız. 

Kentlerde Fetö’nün önde gelen isimlerine yönelik başlatılan soruşturmalarda bile siyasi nüfuz kullanarak soruşturma süreçlerini akamete uğrattınız. 

15 Temmuz gecesi kiminiz tünellerde, kiminiz muhtarlıklarda,  kiminiz pancar tarlasının ortasındaki motor evinde , kiminiz de uçakta, darbe girişiminin sonucuna göre hareket etmek üzere gelişmeleri izlediniz. 

İnanıyor ve iddia ediyorum, bu hain girişim başarıyla sonuçlansaydı, 16 Temmuz Sabahı meydanlarda yine siz olacak ve Fetö Haininini halife ilan edecek söylemleri yine siz kürsülerden dillendirecektiniz. 

Aradan bir yıl geçti. 

Devleti emanet ettiğiniz bu hain yapının önünü açacak onlarca, bir bölümünüz yüzlerce karara imza atmanıza rağmen bu güne kadar hanginiz çıkıp da bu milletten özür diledi. 

Yağız Hırsız’ın ev sahibini bastırması misali ardınızdaki onca pisliğe rağmen meydanlarda 16 Temmuz Sabahı yine siz vardınız. 

15 Temmuz’un faturasını da gariban polis memuruna, iki günlük ere,  askeri okul öğrencilerine,  işinden olmamak adına bu yapıya boyun eğmiş, onun talimatları doğrultusunda hareket eden bir avuç garibana keserek. 

Çıkıp bu milletten yaptıklarınız için özür dilemedikçe, bu hainler güruhunun devleti ele geçirmesine sağladığınız katkıları adalet önünde itiraf edip hesap vermedikçe, samimiyetiniz, iyiniyetiniz, demokratlığınız tarih boyunca hep sorgulanacaktır. 

Unutmayın 15 Temmuz ihanetini bu halkın feraseti önlemiştir. 

15 Temmuz’u unutturmayacak olan yine Türk Milletinin kendisidir. 

Taşıma kalabalıklarla, Fetö’den yargılanan insanların baş köşeye oturtulduğu tertip komitelerinin hazırladığı anma programlarıyla değil, milletin demokrasi paydasında bir araya getirtilmesi ile ancak bu ülke bir 15 Temmuz daha yaşamaz. 

Yoksa, Fetö’nün yerine başka demokrasi düşmanı oluşumlarla  sonuç alamayacağınızı siz de çok iyi biliyorsunuz.. 

Yazarın Diğer Yazıları