Ahmet ZORLU

HEDEFİ ŞANGAY BEŞLİSİ Mİ OLMALI?

Ahmet ZORLU

Bizim siyasetçiler, genelde ülkeden ülkeye giderken havada  ilginç şeyler söylerler.

Bir de dünya alemi salak zannedip, başka ülkelerde o ülkenin yöneticilerinin gözünün içine baka  baka gerçekleri saptırma hastalığı var bizim siyasilerde..

Sayın Cumhurbaşkanı Pakistan’da kürsüye çıktı ve bazı Avrupa Ülkeleri  ila ABD’nin Işid’i desteklediğini söyledi.

Anında ABD Dışişleri Sözcüsüne Cumhurbaşkanımızın iddiaları soruldu ve verdiği cevap;

“Bu sözleri, cevap vermeye değer bile bulmuyorum..”

Dönüşte de, bir süredir kafaya koyduğu konuyu yeniden gündeme getirerek, “Türkiye Şangay Beşlisi içerisinde yer alabiliriz. Bu konuyu Putin ile de görüştüm” dedi..

Bu yapının zaten ‘Diyalog Ortağı’ olarak tanımlanan ülkelerinden de biriyiz.

Sayın Cumhurbaşkanının bu açıklaması,  başkanlık sistemi tartışmaları ile aynı döneme denk geliyor.

Sanki Şangay Beşlisi ülkeler Sayın Erdoğan’a, “Önce ülkendeki parlamenter demokrasiye son ver. Bu sistemle seni aramıza alırsak, bizim halklarımız da uyanır demokrasi gibi tehlikeli şeyler talep etmeye başlar. Sizin  gibi olmamızı ister. O nedenle önce ülkendeki rejimi bizimki gibi yap. Sonra gel, üyeliği konuşalım.” dediler.

Zira Şangay Beşlisi’nin kurucu ortakları Çin, Rusya Federasyonu,Kırgızistan, Tacikistan, Kazakistan ve Özbekistan..

Hiç birinde parlamenter demokrasi yok. Ucube yönetim şekilleri ile idare ediyorlar.

Gözlemci Ülkelerin durumu ise daha vahim.

Bu ülkeler Afganistan, Moğolistan, İran, Hindistan ve Pakistan..

Hepsi Muasır Medeniyetin Zirvesinde yaşıyor! Mübarekler.

Oysa, Avrupa Birliği bizim için hedef değildi, almasalar bile aralarına, biz demokratik ve ekonomik standartlarımızı yükseltecek, Kopenhag Kriterlerine nanik yapıp Ankara Kriterlerini hayata geçirecektik.

AB’de yola kırmızı halı döşeyerek bizi davet edecekti.

Öyle demiyorlar mıydı, Sayın Gül, Sayın Erdoğan.

Şimdi, yönünüzü batıdan doğuya çevirdik, demokrasinin kırıntısının bile adım atmadığı ülkelerin arasında yer almaya karar verdik öyle mi?

Peki, Neydi daha önce büyük gösterilerle imza altına aldığınız anlaşmalar.

Bir ülkenin dış politikası bu kadar mı köksüz, hedefsiz, amaçsız olur.

Hiç düşündünüz mü, yukarda isimlerini saydığım ülkelerden kaçarak ülkemize sığınan ve buradan da AB Ülkelerine kapağı atmak için canını hiçe sayan insanları.

Refahtan, mutluluktan, huzurdan bunaldıkları için mi kaçıyorlar sanıyorsunuz.

Beyler kendinize gelin.

Eğer bu konuda inandırıcı ve ciddi birkaç adım atarsanız:

Öncelikle Avrupa Birliği defteri kapanır.

İnsanımızın Avrupa ülkelerine gitmesi, iş bağlaması, ihracat yapması bir Pakistanlı, Afganistanlı ile aynı düzeye gelir, getirilir.

Üyesi olduğumuz, Avrupa kurumlarından tasfiye ediliriz.

Bu gün Avrupa Ülkelerine yerleşmiş milyonlarca Türk, sıkıntıya düşürülür..

Serbest dolaşım ütopik hale gelir.

Türkiye Çin Malları’nın cirit attığı ülke zaten, Türk Ürünleri’nin Cenazesini kaldırır Çin Pazarı haline geliriz.

Rusya, İran ve Suriye yönetimleri ile, belki yakında Irak yönetimi ile de kuracağı ittifaklarla Doğu ve Güneydoğu’daki yarayı kaşımaya devam eder.

Ermenistan, Rusya üzerinden Türkiye’yi sıkıştırmaya devam eder.

Nato, bizi sorgulamaya başlar, belki üyeliğimizin sonlandırılması gündeme gelebilir.

5 yılda bir tek adam seçecek bir yönetim şeklini hayata geçirerek demokrasinin kalan kırıntılarını da ortadan kaldırırız.

Ekonomide yaşanabilecek gelişmeleri düşünmek bile istemiyorum.

Bağımsızlığını korumaya çalışan birkaç yayın kurumu da kapatılır.

Eğitimli gençlik yetiştirmesi gereken okullarda biat kültürünün işlendiği dersler verilmeye başlanır.

Türk Özel Sektörünün, ürettiğini satabildiği Avrupa Pazarı bize tamamen kapılarını kapatır.

O nedenle, Cumhuriyetten bu yana bu ülkenin hedeflediği değerlerin, tarihin çöp sepetine atılması anlamına gelecek Şangay Beşlisi bu ülke için,bu millet için felakete açılacak kapı anlamına gelir.

Daha da ilginci, İran gibi, Rusya gibi ülkelerin bizi bu örgüte tam üye yapacaklarına da ihtimal vermiyorum.

Bu girişimin, Türkiye’yi yönetenlerin Avrupa’ya aba altından sopa göstermesi olduğunu sanıyorum.

Ama sopanızın Avrupa’da yankı yaratması için İngiltere gibi güçlü ülke olmanız gerekir.

Neymiş efendim, AB Sürecini halk oyuna götürürmüşüz.

Çokta umurlarında AB ülkelerinin.

Evet AB bizim de umurumuzda değil.

Ama devletlerarası ilişkilerde, karşılıklı yarar ilkesi diye bir şey vardır.

Türkiye’nin geleceğinin Medeni Dünyada olmasını istiyorsanız, AB’ye rağmen gelişmenizi, kalkınmanızı tamamlamalı, demokratik standartlarınızı en üst seviyeye çıkarmalısınız.

Bunu yapmıyor da,  Türkiye’nin neredeyse yüz yıldır yüzünün dönük olduğu yönü, hiçbir neden yokken 180 derece çevirmeye kalkıştığınızda maazallah o boynun kırılması ihtimali de vardır.

Şimdi bazıları çıkıp Büyük Türk Birliğinden dem vuracaktır.

Ama unutmayın, o büyük Türk Birliği içinde yer alması gereken ülkelerin neredeyse tamamı hala Rusya Federasyonunun uydusu.

Putin’in dediğinden çıkıp, Erdoğan’ın dediğine geleceklerini sanıyorsanız, büyük bir hayal kırıklığı sizi bekliyor demektir..

Yazarın Diğer Yazıları