Ahmet ZORLU

HAVADA YAŞIYORUZ, HAVADA..

Ahmet ZORLU

Maşallahı var bizi yönetenlerin..
Memleketi bıraktılar, dünyayı yönetmeye soyunuyorlar.
Demeçlerini, açıklamalarını havada yapıyorlar.
Sayın Cumhurbaşkanı Güney Amerika gezisini tamamladığı gün, Sayın Başbakan ve ekonomi bakanının Kazakistan'a uçtuklarını, beraberinde götürdüklerinden öğrenme imkanı buldum.
Neredeyse Türkiye'ye gelecek yabancı devlet adamlarına, başka ülkelerde randevu verecekler.
Peki bu ekonomi amaçlı ziyaretlerin bir faydası oluyor mu diye soracak olursanız, ihracatımızın azaldığını 2015 ihracat verilerini okuduğunuzda anlarsınız.
Mesela, Sayın Cumhurbaşkanı'nın ziyaret ettiği ve Protesto edildiği ülke Ekvador-Türkiye arasındaki ticaret hacmini merak ettim. Siz de merak ediyorsanız, yuvarlak rakam söyleyeyim.
2015 yılında Türkiye Ekvador'a 50, Ekvador Türkiye'ye 100 milyon dolarlık mal ihraç etmiş.
İnsanın aklına 'Değer mi, böylesi küçük ramaklar için yuhalanmayı göze almak' diyesi geliyor.
Diğer taraftan, maşallahları var bizim yöneticilerin.
5 Bin Fit'in üzerine çıkmayagörsünler. Birden bire dünyaya kafa tutmaya başlıyorlar.
Sayın Cumhurbaşkanının, Güney Amerika dönüşü havada söylediklerini alkışlayasım geldi birden. 
Birden bire ABD Başkanına kafa tutmasın mı..
"Ne işi var, senin güvenlik danışmanının Kobane'de. Bizim stratejik müttefikimiz misin, PYD'nin müttefiki misin.." demez mi..
Beyler, Anadolu'da güzel bir söz vardır;
"Mahalle yanarken çingene saçını tararmış" diye..
Tamam, uçaklarınız acer, her daim uçmaya hazır. Gittiğiniz ülkeler bize biraz uzak da olsa, ara sıra yuhalansanız da, hala oralarda karşılanıp uğurlanıyorsunuz.
Ben sizden olsam, gittiğim ülkelerde akşam oteldeki odama çekildiğimde, uluslararası haber kanallarının Türkiye'den verdikleri görüntüleri, uluslararası saygınlığı olan gazetelerde Türkiye için yapılan yorum ve haberleri de şöyle bir gözden geçirirdim.
Türkiye bir ateş çemberinin ortasında, ekonomik kaostan çıkış yolu arıyor.
Ama bizi yönetenlerin bir tek sorunu var, o da Reisi Başkan yapmak.
Şimdi birileri çıkıp şunu söyleyecek;
"Sen öyle diyorsun da, Almanya'nın başındaki Sayın Merkel 4 ayda üçüncü kez yalvarmak için Türkiye'ye geldi.."
Keşke öyle olsa..
Sayın Merkel'in içinden geçenleri ben aktarayım mı?
"Hele şu geri kabul anlaşmasını bir hayata geçirelim, göreceksiniz siz o zaman Avrupa'nın tüm suça bulaşmışlarını nasıl Türkiye'ye yığıyoruz. Ama bu anlaşma hayata geçmediği sürece, elimiz kolumuz bağlı, her dediğinize he diyeceğiz."
Türkiye'nin önünde 2 büyük tehlike var ve her ikisine de balıklama atlamaya hazır bir yönetim anlayışı gözlemliyorum.
Bunlardan biri, geri kabul anlaşmsı ile Türkiye'nin bir mülteci cennetine dönüşmesi, diğeri de Suudi Arabistan'ın ucunu gösterdiği Dolarlar aşkına Suriye'ye askeri müdahale için Suud ve Suud Müttfefiki ülkelerin askerlerine Türkiye'den geçiş imkanı verilmesi. 
Her iki konu da Türkiye'nin ortadoğu bataklığına boğazına kadar batması anlamına gelir.
Düşünebiliyor musun, Avrupa Ülkelerindeki Mülteci Kamplarında ne kadar suça bulaşmış, işe yaramaz, üretime zerrece katkısı bulunmayan mülteci varsa getirip Türkiye'deki kamplara yerleştireceğiz. Bu kampların oluşmasına da AB ülkeleri 3 milyar dolar katkı verecek. Sayı, belli değil. Nitelik, Türkiye üzerinden Avrupa'ya geçmiş olmaları yeterli şart. Hangi ülkeden kaçtılar? Türkiye'nin Doğusundan ve güneyinden. Asya ve Afrika'dan.
Madem Türkiye'ye kadar geldiler, neden Avrupa'ya kapağı atmak için ölümü bile göze aldılar.. Cevap, "Onlar hristiyan"
Yaşanan gelişmelere baktığımda, 'Allah yönetenlerimize akıl izan versin, Allah Sonumuzu hayırlı etsin" demenin ötesinden bir şey diyemiyorum..

Yazarın Diğer Yazıları