Ahmet ZORLU

HARAMİLER KILIK DEĞİŞTİRDİ. . .

Ahmet ZORLU

Dün 10 Kasım'dı.

Her sabah oturduğum evin balkonuna çıkar, evimin karşısında yer alan İlköğretim Okulu Bahçesindeki çocuk seslerini dinlerim..

Eskiden yaşanan alışkanlıklar ortadan kaldırılmış olsa bile.

Zira o çocukların eskiden 'Türküm, doğruyum, çalışkanım' diye mahalleyi inletmeleri, geleceğimiz için daha bir umutlu hale getirirdi beni..

Olsun, arkadan gelen nesil çok daha bilinçli, bilime, teknolojiye çok daha eğilimli.

Ve dün sabah, o çocuk cıvıltıları yoktu okulun bahçesinde.

Sanki sözleşmişçesine, Atatürk  için düzenlenecek anma programından bir saat önce bile bir sessizlik hakimdi okul bahçesinde.

Ve bir daha gelecek için umutlarım yeşerdi, filizlendi.

Birilerinin, Atatürk'ü öldürme çabaları tersine işliyor.

Atatürk sevgisi, Atatürk bilinci dalga dalga yayılıyor.

İlköğretim Okulu öğrencilerinin saygı duruşuna onlara uzak bir noktadan eşlik ettim. Caddeden akan araçlara baktım. 3-5 tanesi sağa çekip saygı duruşuna iştirak etti, diğerleri bir yerlere yetişmenin telaşıyla aldırmadı bile yaşananlara.

Bu duygu karmaşasında geçtim masamın ve bilgisayarımın başına..

Bilgi ve belge yağıyor iki gündür.

İlk dosya, Melikgazi Sınırları içinde yer alan Sosyete pazarı ile ilgili..

Belediyece Çürük Raporu tanzim edilmiş ve yıkımına karar verilmiş.

Ardından binanın vasfı değişip kiralanınca, çürük bina birden bire sapa sağlam olmuş.

Şimdi bu binanın işletmecileri para basıyor.

Kendi kendime sormanın ötesine geçip, soruyorum belediye yöneticilerine;

Eğer gerçekten o bina çürükse, her gün onlarca, yüzlerce insan girip çıkıyor.

O kalabalığın üstüne çökerse o bina.

Bunun hesabını nasıl vereceksiniz?

Eğer çürük değil de, birilerine ticaret yolu açmak için dümen çevirdi iseniz Allaha nasıl hesap vereceksiniz.

Zira o bina hastane olacak, çaresiz insanlar dertlerine derman bulacaklardı.

Ardından yine aynı belediyenin sınırları içerisinde Vakıf Arsası üzerine inşa edilen alış-veriş merkezinin bir süredir kapağını açamadığım dosyasına şöyle bir göz attım.

Neresinden tutarsanız vebal, neresinden bakarsanız dümen.

'Lanet olsun, haramiler kılık değiştirmiş ve tüm köşe başlarını tutmuş' demekten kendimi alamadım..

Sonra Tıbbi Medikal Sektörü ile ilgili yeni bilgileri gözden geçirdim.

Kamu Hastaneleri Genel Sekreterliğinin başlattığı, bir bölümü adliyelere yansıyan, koca koca Prof.ların, ünlü ünlü doktorların adlarının geçtiği kirli ilişkiler..

Ortopedi ameliyatlarında, plastik malzeme kullanılıp, krom malzeme diye fatura edilişi, kirli ilişkilerin çıktığı son durakta Fetö bağlantıları..

Bu yapıya boyun eğmeyen doktorların ve medikal firmalarının nasıl itibarsızlaştırıldıklarını hayretle inceledim.

Sanki boğazımı biri sıkmaya başladı, boğulur gibi oldum.

Karşılaştığımızda saygıdan düğme iliklediğimiz bazı ahlaksız din tüccarlarının yaptıklarını okudukça.

Ve bir kez daha Sayın Cumhurbaşkanı ve çevresindeki 3-5 kişinin sergilediği mücadelede neden arpa boyu yol alınmadığının nedeninin bu kirli ilişkiler ağı olduğuna bir kez daha kanaat getirdim.

'Beyhude uğraşıyorsun'  dedim kendi kendime..

O sırada, Atatürk'ün gençliğe hitabesine takıldı gözlerim;

Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler. Hattâ bu iktidar sahipleri şahsî menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakr ü zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir.

Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!

 

Yazarın Diğer Yazıları