GÜNAHINI ALMIŞIZ..
Ahmet ZORLU
Adam çıkıp açık açık, dürüstçe gelinen noktayı anlatmadı mı?
“Şimdi biz yeni bir devlet kuruyoruz, bakın beğenin beğenmeyin, bu yeni devletin kurucu lideri Tayyip Erdoğan'dır" demedi mi..
Hepimiz birden adamın üzerine çullanıp haksızlık etmişiz meğer..
Zira yeni devlet kurulmuş bile..
Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı’nın adı ‘Türkiye Cumhurbaşkanı’ olarak değişmiş de haberimiz yokmuş.
Önce Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nın adı antipatik gelmiş olacak ki millete, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi olarak değişti.
Ardından, Devletin Savcılarının, Emniyet Makamlarının resmi kurum olarak kayıtlara düştüğü “Başkanlık Ulusal Güvenlik Birimi” ile tanıştık.
Zira, savcılar soruşturma yaparken bu birimden bazı şüpheliler hakkında resmi bilgi bile istemişler..
Ve ardından Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Twıtter hesabından Cumhuriyet kelimesi çıkarılarak “Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı” yerine “Türkiye Cumhurbaşkanı” olarak yeniden düzenlendi.
Görüyorsunuz değil mi?
Ayhan Oğan aslında doğruyu söyledi, ama biz kendisini yanlış anlamış, yerden yere vurmuş ve eleştirmişiz.
Zira, Sarayın adı Külliye yapılıyor ama çevresinden kuş bile uçurtulmuyorsa..
Anayasa ve yasalarda olmayan ‘Başkanlık Ulusal Güvenlik Birimi’ adıyla yeni bir güvenlik teşkilatı kuruluyorsa..
Cumhurbaşkanlığı Makamının resmi sosyal medya hesabından ‘Cumhuriyet’ kelimesi çıkarılıyorsa.
Tarafsızlık yemini etmiş Cumhurbaşkanı, partisinin teşkilatlarına ayar veriyor, muhalefet partisi liderine, kodesi adres gösteriyorsa, genel başkan olarak partisinin hedeflerini millete anlatarak, ‘Herkesin Cumhurbaşkanı’ değil, partililerinin Cumhurbaşkanı olduğunu gösteriyorsa..
Fetö ile ilintili ya da Metal Yorgunu diyerek partisinin 25 dolayında il başkanı için görevden el çektirilmesi talimatı veriyorsa, Ayhan Oğan’ın dediği doğrudur, yeni bir şeyler sokuşturuluyor demokratik devlet düzenimizin içine..
Ayhan Oğan’ın dillendiremediği acı gerçeği ben söyleyeyim, gelişmelere baktığımızda..
Yeni bir sistemden sonra yeni bir devlet için bir tık kaldı, hedefe gidenlerin önünde.
O da, 2019 yılında yapacağımız 3 ayrı seçim..
İkisi önemli değildir.
Yani meclis, yani yerel yönetimler..
Eğer 2019’da, demokrasiyi, cumhuriyeti, hak ve hürriyetleri, dünya barışını, üretimi, istihdamı, hakça paylaşımı, yargının bağımsız ve tarafsızlığını, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin Milli İradeyi temsil ettiği gerçeğini ve çağdaş eğitimi olmazsa olmaz olarak gören, tarikatçılık ve aşiretçilik anlayışını reddedenler bir araya gelip Cumhurbaşkanlığı seçiminde belirleyici olmazlarsa, meclis çoğunluğunun bile hiçbir önemi kalmayacak, Partili Cumhurbaşkanı memleketi gönlünce idare edecek ve gereksizliğine karar verdiğinde seçimleri bile iptal edecek kadar büyük güç elde edecektir.
Yani 2019 Partili Cumhurbaşkanlığı Seçimi, köprüden önceki son dönemeçtir.
GÜLDÜRMEYİN ADAMI
Gazeteci Ali Bayramoğlu katıldığı bir sosyal Medya Programında, 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün, AKP’nin kuruluş yıldönümü etkinliklerine katılmama kararını, “Gül ve çevresindekiler yeni bir siyasi harekete hazırlanıyor diye tahmin ediyorum, hatta bu konuda bazı bilgilere sahibim” demiş.
Siyasette iki tür insan modeli vardır.
Biri, ömrünü davası için mücadeleye vakfetmiş ve bu sayede toplumun desteğini kazanmış insan modelidir.
Recep Tayyip Erdoğan, Alpaslan Türkeş, Bülent Ecevit, Süleyman Demirel, Muhsin Yazıcıoğlu, Necmettin Erbakan gibi.
Bir de birilerinin alıp getirip altına koltuk verdiği modeller vardır.
Abdullüh Gül gibi.
Siz Abdullah Gül’e parti de kursanız, genel başkan da seçseniz, cumhurbaşkanı adayı da yapsanız, hatta cumhurbaşkanı da seçseniz, Recep Tayyip Erdoğan varolduğu sürece mümkün değil, kabul ettiremezsiniz.
Zira siyaset ve mücadele korkakların harcı değildir.
Bu anlamda, bir zamanlar Sayın Gül’e büyük umutlar bağlayan insanların yaşadıkları hayal kırıklığının üzerinden çok zaman geçmiştir.
Kendileri köşkünden, Tayyip Erdoğan’ın gitmesini ve birilerinin gelip kendisini omuzlarda Ak Saray’a taşımasını ummakta ve beklemektedir.
Yani rüya görmektedir..