GÜÇ, SAYGI, GÜÇSÜZLÜK..
Ahmet ZORLU
Eğer fert olarak, ekonomik, sosyal ve kültürel yönden güçlü iseniz ve gücünüzü aile fertlerinize eşit olarak ulaştırabiliyorsanız toplumda sözünüz dinlenir, saygı görürsünüz.
Bu durum devletler içinde böyledir..
Sadece paranızın çok olması, sadece akıllı olmanız, sadece kültürlü olmanız yetmez. Üçünü bir arada bulundurmanız gerekir.
Eğer bunlardan biri eksikse, başka devletlerin fertleri değil, kendi vatandaşlarınız bile size dudak bükmeye başlarlar.
1974 Temmuz Ayı, Kıbrıs Barış Harekatı başladı.
Her köyde, her mahallede, her kuruluşta, her siyasi partide insanlar bir araya geldi. Kimi cebinde bulunan ve dar günler için sakladığı 100 lirasını, kimi ahırından iki koyunu, kimi tohum için bir kenara ayırdığı buğdayının yarısını, Mehmetçiğin Kıbrıs'ta rahat edebilmesi için seve seve bağışladı. İmamlar, muhtarlar gönüllü yardım elemanı gibi çalıştı.
Türkiye ekonomik açıdan zor şartlarda olmasına ve yıllarca Ambargoyla bizi ezmelerine rağmen bu süreçten dimdik çıkmayı başardık.
Şimdi söyler misiniz, Allah aşkına Türk Askeri Suriye'de görev yapıyor, neredeyse iki yıldır.
Kaçımız gelişmeleri izliyoruz. Kaçımız askerimizin amacından, hedefinden haberdarız.
TRT Bültenini açtığımızda haberimiz oluyor, askerimizin Suriye'deki durumundan.
Çünkü askerimizi Suriyeye gönderenlerin bile belli bir hedefleri ve amaçları yok.
Sadece bu konuda mı, her alanda köreltildi duygularımız, hassasiyetlerimiz..
Eskiden Kayseri bir şehit verdiğinde cenazesinde kent trafiği kilitlenir, yer yerinden oynardı..
Şimdi, Camilerden okunan Sala olmasa bir çoğumuzun haberi bile olmayacak.
Zaten Şehit Cenazelerini de kimse görmesin diye Hunat'tan Kalem Kırdı Camii'ne aldık. Çünkü Hunat çevresinde, cenazeye katılan zevatın makam otolarının parkedebileceği müsait bir yer yok..
Anti Fetöcü bir Milliyetçi söylemin peşine taktılar hepimizi.
Neymiş efendim, İngilizler gelmiş, Doğu'da aşiretlerin borçlarını ödeyerek kalkışma için taraftar topluyormuş.
Neymiş efendim, dış güçler doları manüple ederek ekonomimize sabotaj yapıyormuş.
Devlet değil misin, gözün kör mü, yakala, çıkar yargıya, teşhir et dünyaya, varsa böyle bir durum dünya alem bilsin.
Moody's, Türkiye'nin kredi notunu düşürerek Fetullah Gülen'e desteğini vermişmiş..
Moody's, Türkiye'nin kredi notunu yükseltirken niye övgüler diziyordunuz.
Bu kuruluşlar bildiğim kadarıyla sayılı ekonomi uzmanlarına raporlar hazırlatır, kredi notlarını da bu raporlara dayanarak verir. Önemli olan o kadar güçlü ol ki, kredi kuruluşları 'Türkiye'ye yatırım yapmayan yatırımcı aptaldır" notu versinler.
Türkiye'de garip şeyler yaşıyoruz..
Reza Zarab denen hain, bürokrasiyi, siyaseti doların yeşil rengine nasıl aşık ettiğini bir bir anlattı ABD'de. Şimdi keyif çatıyor.
Biz ise bankalarımıza gelecek cezanın korkusu ile uykusuz geceler yaşıyoruz.
Yani sevgili dostlar, Fetö’den beslenerek halkı uyutmayı artık bir kenara bırakalım.
Milli duygularımızı ortak payda kabul ederek, birliğimizle, gücümüzle, demokrasiye, insan haklarına bağlılığımızla, başka ülkelerin toprak bütünlüğüne saygımızla, uluslararası ticarette ürünlerimizin kalitesi ile, üretimimizle, istihdamımızla, okula, camiye, kışlaya siyaseti uzak tutmamızla övüneceğimiz yeni bir sürecin kapı eşiğinden hep birlikte adım atalım.
Bakın bu güzel ülkede, eğitimliler işsizlikle boğuşurken, suçlu ve kurnazlar köşeleri dönüyor.
Ve maalesef bu çarpıklığın olduğu ülkeler güçsüz ve fakir, eğitimli ve donanımlı insanların yönettiği ülkeler ise güçlü ve zengin oluyorlar.
Okullarımızda 'Türküm, doğruyum, çalışkanım, ilkem' diye başlayan sesleri kısmak yerine onların bu sesine ortak olalım.önümüzü ilikleyip marşı sessizce dinleyerek geçirelim.
Kamuda liyakat esaslı yeni bir yapılanma sağlayalım.
Bizi yönetenleri, 'Ne istediniz de vermedik' konumuna getirecek her gayrıyasal konuma hep birlikte tavır koyalım.
Daha düne kadar ağzı açlık kokanların kısa zamanda edindikleri inanılmaz servetler için 'Nereden buldun?' sorusunu kamu eliyle soralım.
Siyasetin değil, devletin kurumlarının var olduğu ve dimdik ayakta olduğu gerçeğini bütün dünyaya gösterelim.
Yani demokraside, yani Cumhuriyette, yani Çağdaş Türkiye Düzleminde yeniden bir araya gelelim.
Aksi takdirde, Mehmetler şehit olmaya, ikinci darbe masalları dinlemeye, askerimizin Türkiye dışında derleme yapılarla birlikte yaptığı operasyonlara sessiz ve kayıtsız kalmaya devam edeceğiz.
Gün gelecek, bu ülkenin toprak bütünlüğü tartışma masasına konulacak ve o zaman aklımız başımıza gelecek, ama bu sefer de geç kalmış olmanın hayal kırıklığını yaşayacağız.
Avrupa ülkelerinin çöplüklerinde bir araya gelmemek için, kendi ülkemize hep birlikte sahip çıkalım.
. . . .
Yazarın notu;
Dün sosyal medyada yaptığım bir paylaşım nedeniyle telefonlarım kilitlendi.
Mesele şu.
Ben yazılarımda, “Hava bulutlu, yağmur yağacak” dediğimde, “Bana ördek dedi” diyerek mahkemeye koşan bir zat var Kayseri’de.
Açtığı son hakaret davasından da beraat ettim.
Yani, bu güne kadar olduğu gibi bundan sonra da ‘Hava bulutlu” demeye devam edeceğimi vurgulamak istemiştim.
Mesele bu kadar basit.
Arayan dostlara, ilgilenen dostlara gönülden teşekkür ederim.