Ahmet ZORLU

GİZLİ KALMAZ

Ahmet ZORLU

 

Anıl Ege'nin  ibretlik öyküsü, dilerim ders verir bilmeyenlere...

Onu son model otomobilinden inerken gören eski arkadaşı sordu: "Emanet mi?"...

Mahmut, mahalleden ayrılalı iki yıl olmuştu. Birkaç iş değiştirdikten sonra son işinde paraya para demeyen biri haline gelmişti.

Herkes nasıl oldu diye hayretler içinde kaldıysa o artık iki yıl öncesinin Mahmut'u değildi. Geçmişte aynı takım elbiseyle gezen Mahmut, artık bir giydiğini bir daha giymiyordu.

Onun bu kadar kısa sürede nasıl zengin olduğuna akıl sır erdiren yoktu. Kimi gömü buldu diyor, kimi de yatırımcı bir kurumun üst düzey bürokratıyla ortak olduğunu iddia ediyordu. 

Selami, bir daha seslendi: 

"Emanet mi Mahmut?"

Selami'nin lafı nereye getireceğini bildiği için yine cevap vermedi.

Çünkü, devamında "Parayı nereden buldun" diyecek, sonra arkasından "daha düne kadar nefesin kokuyordu" gibi laf edecekti.

Ne gereği vardı.

Koşar adımlarla annesinin evine doğru giderken; Selami otomobilin etrafında turluyordu.

Selami ile çocukluk arkadaşıydı. Mimarlık Fakültesi'ni birincilikle bitiren Selami'nin  çok yardımlarını görmüştü. Her başı sıkıştığında ona koşuyordu. Ne iyi insandı Selami...

Mahmut, parayla tanıştıktan sonra değişmişti. Selami, ona göre akılsızdı.

Dürüstlüğün işe yaramadığını öğrenemediği için hala bir baltaya sap olamamıştı...

Kapıyı, annesi Hanife Hanım açtı. Oğlunu görünce sevinçle sarıldı. "Neredesin hayırsız" dedi.

Mahmut, çok çalıştığını, hiç vakti olmadığını anlattı.

"Karnın açtır, bir şeyler hazırlayayım" diyen annesine yemekten geldiğini söyledi. Ana-oğul, kaç zamandır, biraraya gelememenin acısını çıkarırcasına hasret gideriyordu. 

Bu sırada Mahmut'un telefonu çaldı. Arayan sekreteriydi. Gazeteciler, bir kamu kuruluşundan alınan ihalelerle ilgili sorular soruyormuş! "Çekemiyorlar beni. Kafaları çalışmayan birtakım adamlar bunlar. Hayatlarında bir proje üretememiş zavallılar" diyerek,telefonu kapattı.

Sinirleri bozulmuştu. Annesi konuştuklarını duymuştu. "Ne oldu, kötü giden bir şey mi var?" diye sordu.

Aslında, annesi de oğluyla ilgili iddiaları duymuştu. Mahmut'un iki yıl içinde büyük bir zenginliğe  kavuşmasına o da bir anlam verememişti. Annesine de cevap vermedi.

Hanife Hanım, dindar bir kadındı. Eşini kaybettikten sonra Mahmut'un öğrenimini tamamlaması için  yememiş içmemiş, giymemiş giydirmiş,hiç kimseye el avuç açmadan

emekli maaşıyla direnmişti. Mahalleli de Hanife Hanımı çok severdi. Hac farizasını yerine getirmemişti ama ona herkes "Hacı teyze" derdi. Mahmut, annesinin getirdiği ikinci çayı içmeden izin istedi. Hanife Hanım, ters giden bir şeyler olduğunu anlamıştı.

Kapıda vedalaştılar.

Mahmut dalgın dalgın yürürken, Selami'yi otomobilin yanında beklerken gördü. Selami'nin kendisine bir laf sokuşturacağını anlamıştı. O atik davranıp;

"Hala buralardasın. Bu kafayla gidersen daha çok beklersin" dedi. 

Selami, Mahmut'un gözlerinin içine baktı. "Cengiz Hocayı hatırladın mı?" dedi. Alaycı bir tavırla hatırladığını söyledi. "Bize Kur'an Kursu'nda sürekli olarak ne diyordu?" Kafası zaten meşgul olan Mahmut, Cengiz Hocanın söylediklerini hatırlamadı. "Unuttuğun her halinden belli" diyen Selami devam etti: "Peygamberimiz, Beytülmal'in yani kamunun malını çalanın cenaze namazını kılmadı" 

Mahmut, fena bozulmuştu ama belli etmedi.

Çünkü, lakabı artık "Pişkin Mahmut"  olmuştu. Otomobilinin gazına yüklendi ve büyük bir gürültüyle tozu dumana katarak uzaklaştı

 Selami, onu izledikten sonra geri döndü. Balkonda Hacı teyze vardı. Selami, onu annesinden ayrı tutmazdı. Mahmut'a olan öfkesinin bir bölümünde de Hacı teyzeyi sahipsiz bırakması vardı. 

Hanife Hanım, Selami'nin içinden geçenleri okuyordu sanki. Selami'nin haklı olduğunu da biliyordu. Selami'ye işaret edip, balkonun altına gelmesini istedi.

"Cengiz Hocayı ben de hatırlıyorum. Allah nur içinde yatırsın" dedi. "Mahmut'un kazandığı paradan bu eve tek bir kuruş girmedi. Allah  istemiyor işte"...

Selami, şükretti.

Aç değil, açık değildi.

Çok parası da yoktu.

Ama şehrin sokaklarında yürürken, hiç kimse ona iğrenerek bakmıyordu.

 

 

Yazarın Diğer Yazıları