GİTME, KAL..
Ahmet ZORLU
Onbinlerce Türk Genci, 2018 yılında geleceklerini Türkiye dışında aramak için ülkeyi terk etmiş.
Binlerce Dolar Milyoneri, bu topraklarda, bu milletin kanını emerek kazandıkları servetleri yurtdışına taşımış.
Ve bu gün aramızdakilerden bazıları, “İmkan olsa ben de giderim” diyor ya..
Onlara hep birlikte haykırmalıyız
“Hayır kardeşim, katılmıyorum sana..” demeliyiz.
Zor zamanlarda belli olur, vatan sevgisi, ülke sevgisi..
Sen-ben-o, koskoca bir ömür verdik bu güzel ülkeye.
Gurur günlerinde gururlandık, hüzün günlerinde hep birlikte hüzünlendik bu vatan topraklarında.
Çünkü bizi birbirimize bağlayan Milli bir ruh vardı ve var olmaya devam etmeli, edecek.
Evet, sıkıntılar artıyor.
Evet, toplum ayrıştırılıyor, birbirine düşman ediliyor, milli benlik tahrip ediliyor.
Peki çare sıvışmak mı?
Çare mi, 3 kuruş fazla maaş alacağım diyerek sığınmacı olmak, mülteci sınıfında sayılmak.
Senin deden, senin atan ülkenin büyük bölümü düşman çizmesi altındayken bile düşünmedi vatanı terk etmeyi..
Tamam iyi bir mühendissin, iyi bir doktorsun, medeni dünya seni çağırıyor, yeşil dolarlar sana göz kırpıyor.
Peki arkana bakmadan çekip gittiğinde, burada bıraktıkların ne olacak.
İnadına yaşamak, inadına sevmek, inadına doğduğun topraklarda sarılmaktır hayata, doğru olan, olması gereken.
İnadına direnmek, inadına başkaldırmaktır esas olan tüm dayatmalara.
Ne farkın kalır, gün 24 saat kınadığın Suriyeliden.
Ne farkın kalır, Yunan adalarındaki mülteci kamplarında, İtalya’nın varoşlarında, Fransa’nın Göçmen Mahallelerinde, ülkesini, topraklarını terk ettiği için, şımarık Avrupalının küçümsediği zavallılardan.
Biliyor musun, birileri bu topraklarda cehalet ekti ve ürün almaya başladı tamam.
Liyakati ortadan kaldırdı, biatı esas kıldı tamam.
Gelir dağılımını bozdu, milyonları açlıkla, sefaletle sınıyor tamam.
Fert kavramını kaldırdı, milleti kullaştırdı tamam.
Milletin imkanlarını lüksü için, şaşaası için kullanıyor tamam.
Şairin dediği;
“Nasıl öfkelenmem düşündükçe memleketimi?
Çırpınıyor ayakları altında, bir avuç hergelenin” gibi günler yaşıyoruz tamam
Ama böylesi zamanlarda ülkesini seven, vatanını seven birine yakışır mı, milleti yalnız ve çaresiz koymak?
O zaman bir daha bir daha düşün.
Ekilemez hale getirilen topraklara umut ekmekle başla işe.
Düşün, araştır, sorgula, ‘ama’ de, ‘fakat’ de.
Göreceksin, başlayacak o büyük uyanış ve koro halinde ‘Ama’, koro halinde ‘Fakat’ diyenler gelecektir arkanda.
Kaçmak korkaklıktır.
Terk etmek asaletle bağdaşmaz.
Kaçmak Korkaklara özgü bir davranıştır.
Tarihe geçmek istiyorsan, mücadele edeceksin.
Okuyacaksın, yazacaksın, konuşacaksın, üreteceksin.
Asalak olmayacaksın yani.
Ne diyor, sana bu cennet vatanı hediye eden Gazi Mustafa Kemal Atatürk, geçliğe seslenirken;
Ey Türk Gençliği;
Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir.
Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel, senin, en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi, seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek, dahilî ve haricî bedhahların olacaktır. Bir gün, İstiklâl ve Cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şerâitini düşünmeyeceksin! Bu imkân ve şerâit, çok nâmüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklâl ve Cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın, bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler. Hattâ bu iktidar sahipleri şahsî menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakr ü zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir.
Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!