Ahmet ZORLU

GİBİ YAPMAK..

Ahmet ZORLU

 Alman Faşizminin nasıl zirve yaptığını anlatması bakımından çok özet bir tanımlamadır, Martin Niemöller’in sözleri;

Naziler komünistler için geldiğinde sesimi çıkarmadım;

Çünkü komünist değildim.

Sosyal demokratları içeri tıktıklarında sesimi çıkarmadım;

Çünkü sosyal demokrat değildim.

Sonra sendikacılar için geldiler, bir şey söylemedim;

Çünkü sendikacı değildim.

Sonra Yahudiler için geldiler, sesimi çıkarmadım;

Çünkü Yahudi değildim.

Benim için geldiklerinde, sesini çıkaracak kimse kalmamıştı.

Evet biz de her gün birileri alınıyor ve biz sesimizi çıkarmıyorum, çünkü kendimizi alınanlardan! addetmiyoruz.

Yarın bizi almaya geldiklerinde, sesini çıkaracak kimsenin olmayacağını bile bile.

Dün sabah ilk işim, önce yerel, sonra ulusal düzeyde yayın yapan gazeteleri tek tek gözden geçirmek oldu.

Zira, bir gün önce Kayseri’de yayın yapan bir yerel gazete toplatılmış, toplatılmış demekte az, dağıtımı yapılmadan el konulmuştu.

Bir cenaze vesilesi ile oldukça yoğun olmama rağmen, gazeteye gittim, arkadaşlara geçmiş olsun dedikten sonra, konu hakkında detaylı bilgiler aldım.

Konuyu Cimer’e, Bimer’e götüren arkadaşla tanışıp sohbet ettim, ellerindeki belgeleri inceledim.

Daha sonra cenaze törenine katılmak için Kayseri’den ayrıldım.

Merakım, yerel ve ulusal yayın yapan gazetelerin konuya nasıl yaklaştığı noktasındaydı dün..

İki gazete dışında tamamı, iddia boyutuna hiç değinmeden doğrudan savunma boyutunu ele aldı.

Kayseri Gazeteciler Cemiyeti’nin de konuyu gündeme getirmediğini hayretler içinde gördüm.

Oysa, haberin içeriği değildi önemli olan, bir gazetenin dağıtım şirketine gidilip savcı kararı ile müsadere edilmesiydi. Yani Mesleki dayanışmanın bir bütün olarak sergilenmesi gereken günde, maalesef görmezlikten gelinmişti bu gerçek..

Çevre ve Şehircilik Bakanımız önceki gün sabah saatlerinde, “Bu konu doğru çıksın bakanlıktan istifa ederim” diyordu.

Sonra üretim yapan şirket, gazetecileri atıkların bırakıldığı yere götüreceğini bildiriyordu.

Ama gazeteciler, atıkların bırakıldığı alana değil, fabrikaya götürülmüş.

Sayın Özhaseki de, iddianın doğru çıkması durumunda kurumdaki hissesini, CHP Milletvekillerinin istediği yere bağışlayacağını ilan etmişti.

İstifadan hisse devrine terfi etmişti yani..

Konu artık yargıda.

Ama kimin kime sucuk yedireceği değil benim ilgilendiğim, Türk Basının kaderinin nasıl acı bir şekilde birilerinin iki dudağı arasından çıkacak karara bırakıldığına üzülüyor ve kahroluyorum..

Konu çevreden açılmışken ve Sayın Bakan bu kadar büyük çevreci olduğunu iddia etmişken Kayseri’nin geleceğini karartan ve yıllardır süren bir katliama da ben dikkat çekmek istiyorum..

Dev tesislerin üretim yaptığı, Avrupa’nın dev kuruluşlarının bacalarından çıkan ve baca tozu olarak adlandırılan bir atık vardır.

Bir çok uzman, bu baca tozunun istiflendiği noktalarda 500-1000 yıl sürecek çevre tahribatına yol açtığını söyler.

Bir çok Avrupa ülkesi firması, bu baca tozunu araçlara yükleyip Türkiye’nin Kayseri Kenti’ne gönderir. Nakliyesini öder.  Bu baca tozunu stok eden firmaya da ton başına 2,5 dolar (artmadıysa) para verir. Uygulama uzun yıllardır devam ediyor ve ben onlarca kez konuyu gündeme getirdim.

Dönemin Enerji Bakanına da ilgilenir umudu ile bu konuda hazırlanan bir dosyayı sundum.

Bununla da kalmadı, hakkımda dava açan bu hayırsever! Tazminata mahkum olmamı sağladı. Ama baca tozu Kayseri’ye gelmeye ve bir fabrikanın alanına stok edilmeye devam ediyor.

Çevre Bakanlığı koltuğunda Kayseri’den bir isim oturuyor.

Kendisinden beklentim, bu konuda bir soruşturma başlaşmasıdır.

Başlatacağına inanarak değil,  ama Kayseri’nin geleceğini zehirleyen bu uygulama ilerde gündeme geldiğinde ve sorumlular bağımsız adalet önünde hesap vermeye başladığında, Sayın Özhaseki’nin ‘Valla benim Bakanlığım döneminde kimse bu konuda bir şey demedi” kolaycılığından yararlanmaması adına, tarihe not düşmek için bu konuyu gündeme getirdim.

Zira, yarın devr-i iktidar değiştiğinde de bu konunun bizzat takipçisi olacak, bu kentin geleceğini 2,5 dolara zehirleyenler, onlara göz yumanlar ve teşvik edenlerin adalete hesap vermesini sağlayana kadar konuyu gündemde tutacağımdan.

Yazarın Diğer Yazıları