GEMİ SU ALMAYA BAŞLAYINCA..
Ahmet ZORLU
Farkında sınız, değil mi?
Katakulli ile gece yarısı meclisten kaçırılarak geçirilmek istenen ‘Tecavüz Yasası’nın duvara toslaması, ekonomik dengesizliğin her geçen gün artması ile birlikte Ankara’dan gelen çatırtı sesleri yükselmeye başladı.
Zira, iktidar bir çok şeyi yüzüne gözüne bulaştırdı ve duvara toslamamıza az bir zaman kaldı.
Artık millet bazı konuları sorgulamaya başladı.
Mesela ‘Dolarınızı liraya çevirin’ kampanyasından başlayalım.
Cebinde metelik olmayan, bir grup yürütüyor bu kampanyayı..
Enteresan olan nedir biliyor musunuz?
Hali vakti yerinde, Türk Bankalarında Döviz Tevdiat Hesabı bulununlar, bu kampanyaya gülüp geçiyor ama bir yandan da aba altındaki sopayı dikkate alıyor.
Bu hesapların yurtdışına akmasına bu günlerde kimse şaşırmasın.
Diğer yandan, bin türlü dalavere ile eşek yüküyle kazandıkları demiyorum, elde ettikleri dolarları İsviçre Bankalarına, Panama’daki hesaplara aktaran bir çok işadamı diyemiyorum, çakma zengin ve siyasetçi de olası bir ekonomik çöküntüye karşı dışarıdaki hesaplarına dolar takviyesi yapıyor.
Memleketin Cumhurbaşkanı çıkıp, sanki ekonomiyi bu hale ben getirmişim gibi, “İşsizlik bakın yüzde 11’in üzerinde bu ülke bu hale düşmeli mi? Düşmesini istemiyorsak bizim ihtiyacımız yatırım üretim, istihdam ve rekabettir. Yatırım olabilmesi için girişimcinin gerekli olanakları yakalaması lazım. Ancak paradan para kazanmaya alışmış bu bankacılık sistemi kredi noktasında gerekli desteği vermiyor, veriyorsa da çok yüksek faizli veriyor. Girişimci korkak, ürkek oluyor bu durumda. Usulüne uygun bir şekilde yapılırsa millet, inanıyorum ki ayağa kalkar. Yapılmazsa haksızlığa eninde sonunda isyan eder. O zaman milletin temsilcileri olan bizlerin, gerekirse acı ilaç mahiyetinde önlemler alması kaçınılmaz hale gelir.” diyerek, bu günlerde tadına bakmaya başladığımız acı reçeteyi adres olarak gösteriyor.
Memleketin Başbakanı, “Başkanlık sistemi gelirse ülke bölünür diyorlar. Asıl Başkanlık sistemi gelmezse bölünür” diyerek, hükümetin ülkenin bölünmezliğini hangi noktaya getirdiğini özetliyor..
Memleketin Kültür Bakanı çıkıp, “Dua edin, zor günler yaşıyoruz. “ diyor.
Memleketin Başbakan Yardımcısı çıkıyor ve Sayın Cumhurbaşkanının her konuşmasında tokatladığı AB’yi, ‘Huzur ve Refah Coğrafyası’ ilan ediyor.
Memleketin Milli Eğitim Bakanı, “Türkiye’deki eğitim sistemi AB ülkeleri ve Amerika’dan daha iyi’ diyecek kadar gerçeklerden uzak, ya da aklımızla alay ediyor.
Memleketin Diğer bir Başbakan Yardımcısı çıkıyor ve “Devlet Bahçeli kurt politikacıdır. Başkanlık sistemini Referanduma götürterek gündemden bir daha anılmamacasına kaldırılmasını planlıyor. Ayrıca ben idama karşıyım” diyor.
Bursa Belediye Başkanı, kontrolündeki trol hesabından paylaşması gereken “Yağcılık” mesajını yanlışlıkla kendi sitesinden yayınlayarak memlekete rezil oluyor.
15 Temmuz sonrası Kurulan Darbe Araştırma Komisyonuna çağrılarak bilgisine başvurulanların kahır ekseriyeti aynı noktayı işaret edince, komisyonun partiye zarar verdiği kanaatine varılarak, darbeden tutuklu generallerin komisyonda bilgisine başvurulması önerisi reddediliyor.
Türk Silahlı Kuvvetleri’nin en seçtin birliğine Varil Bombası atılıyor, hiçbir hükümet yetkilisi çıkıp “Bu kalleşliği şu ülke yaptı” demiyor, diyemiyor.
Dolar’a karşı yapılan her türlü efelenme, doların değerini artırmanın ötesinde işe yaramıyor.
AKAM’ın yaptığı bir araştırmaya göre, Cumhurbaşkanına olan kamuoyu desteği yüzde 30 çizgisine doğru hızla ilerliyor. Aynı araştırmada, hükümetin dış politika, eğitim, ekonomi gibi konularda sınıfta çaktığı ortaya çıkıyor.
Aynı araştırma, yandaş medyanın güvenilirliğinin artık yüzde 5’leri bile bulmadığını da ortaya koyuyor. Yandaş kalemlerin uçurdukları balonlar artık tek tek patlıyor.
Bütün bu değerlendirmeleri alt alta koyduğunuzda, Türkiye Gemisi’nde çatlağın her geçen gün büyüdüğü ve farelerin makine dairesinden güverteye doğru hareketlendiklerini söylemek mümkün.
Zira, tahammül ve hoşgörü sınırları çoktan aşıldı.
Millet, aklıyla alay edilmesine çok kızgın, ama zarar görürüm diye şimdilik sesini çıkarmıyor.
Önümüzdeki günlerde, Amerika ve AB önümüze yeni bir alternatif getirirse kimse şaşırmasın.
Şaşırmasın, ama iyi değerlendirme yapsın.
Mikrodalga fırında ısıtılmaya başlanan Abdullah Gül, Ahmet Davutoğlu gibi isimlerin, ülkenin bu günlere gelişindeki katkılarını hatırlatmak adına…