Ahmet ZORLU

GAZETECİLİK..

Ahmet ZORLU

İşini seven, yaptığı işten keyif alan insanları gözlemlemeyi seviyorum.

Garson, boyacı, memur, pazarlamacı, işletmeci, doktor, ev hanımı ya da çöpçü... Mesleği ne olursa olsun, işinin hakkını veren, onu severek ve keyifle yapan o denli az insan var ki...

Nerede ve hangi konumda isterseniz bulunun, bu insanlar hemen gözünüze çarpabilir.

Diyelim ki bir lokantaya giriyorsunuz. Daha içeri adımınızı attığınız anda sizi karşılayan, yemeklerini büyük bir beğeniyle tanıtan, damak zevkinize göre öneriler sunan bir garson, hemen ilginizi çekmesi bir yana, o günü olumlu geçirmenize yardımcı olacaktır.

Ya da... Başında onu izleyen, denetleyen biri olmamasına karşın, sokakları ıslık çalarak, şarkı söyleyerek, her yanı özenle süpüren çöpçünün davranışı, sizin yaşama bakışınıza da farklı bir anlam katmaz mı?

Çöpçü deyince, Martin Luther King’in şu sözlerini anımsadım:

“Eğer sizden sokakları süpürmeniz istenirse, Michelangelo’nun resim yaptığı, Beethoven’in beste yaptığı veya Shakespeare’in şiir yazdığı gibi süpürün. O kadar güzel süpürün ki gökteki ve yerdeki herkes durup ’Burada işini çok iyi yapan, dünyanın en iyi çöpçüsü yaşıyormuş’ desin.”

Gazetecilik Mesleği de öyledir.

Eğer zorlamayla bu işe girdi iseniz, ya da şartlar sizi hayatın bu yakasına yerleştirdi ise, kanıksamış, bıkkın, yazdığı anlaşılmayan, konuşması yetersiz ve tutarsızlıklarla dolu, mesaisini doldurmak için gözü saatte olan bir kişilik olur çıkarsınız.

Ama Üstad Nahit Şinasi Berker’in dediği gibi ‘Gazeteci doğdu iseniz’ her yeni gün size güzellikleri ile gelir, günün her saatini okuyarak, araştırarak, öğrenerek, çalışmalarınızın ürünlerini toplumla paylaşarak geçirmenin huzuru hep yanı başınızda olur.

Çocuk denecek yaşta başladığım bu mesleği ilk günkü kadar çok seviyor, yazmanın ve okumanın huzurunu hayatın başka hiçbir noktasında bulmadığımı bir kez daha itiraf ediyorum.

Dün 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı idi.

Gün boyu, gazetecilik mesleğinin uğradığı dezenformasyona kafa yordum.

Ne hallere düştüğümüzü, düşürüldüğümüzü düşündüm gün boyu.

Halen mesleğin içinde aktif olarak çalışan ve mesleğin onurunu, evrensel ilkelerini korumak için kalem sallayanların ne kadar yalnızlaştırıldığını hatırladım, üzüldüm, kahroldum.

Demokratik Sistemlerde Yasama, Yürütme, Yargı erklerinden sonra 4. Kuvvet kabul edilen Basın Mesleğinin  nasıl itibarsızlaştırıldığını, soytarıların köşe sahibi, gerçek gazetecilerin işsizlikle, gözaltı ile, tutuklanma tehdidi ile nasıl karşı karşıya bırakıldığını üzülerek hatırladım.

‘Bu gün hava bulutlu, yağmur yağacak’ diye yazdığınızda bile, ‘Bana kurbağa dedi’ diyerek mahkemelere koşan, siyasetin ve bürokrasinin koltuklarını işgal etmiş kifayetsiz muhterisleri düşündüm.

Eleştiriyi hakaret,  yalakalığı gerçek gazetecilik olarak algılayanların piyasaya hakimiyeti üzülerek geldi aklıma.

Elbette, meslek muhasebesi, elbette hayat muhasebesini da yaptım bu sözde adı bayram olan gün vesilesi ile.

Elbette her fani gibi eksilerim de oldu.

Ama Allah Şükür, Gazetecilik Mesleğinin Evrensel ilkelerini hep korudum, hep kolladım 41 yıllık meslek hayatımda.

Mazlumun, ezilenin, garibin, toplumsal çıkarların, ülke yararının yanında, ikiyüzlünün, çıkarcının, zübüklerin karşısında saf tuttum, kalemim yettiğince ikinci bölümdekilerle mücadele ettim.

Yüzlerce, belki de binlerce TV programı, binlerce köşe yazısı ve 2 kitap var, mesleki karıyerimde.

İnşallah bir üçüncüsü için çalışmalara başladım kitap serimin.

Sakın ha aklınıza, yazıldıktan sonra, belediyelere biner biner bırakılıp ‘gelsin paralar’ için yazılan kitaplar gelmesin.

O kitaplarda, kahramana kahraman, soytarıya soytarı demekten bir an bile tereddüt etmedim.

Ondandır, bazı sözde muktedirlerin yazılarım ve kitaplarımdan uzak durması.

Ama ben doğruya doğru demeye, yanlışı eleştirmeye bundan sonra da devam edeceğim.

Bu vesile ile, mesleğimizin 41. Yılında bizi hatırlayan Erciyes Üniversitesi yönetimi ve Gazeteciler Cemiyeti’ne teşekkür ediyorum.

Bu günü, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün, "Basın özgürlüğünden doğan mahzurların yegane izale vasıtası yine basın özgürlüğüdür"  sözleri ile tamamlamak istiyor, bağımsız gazetecilik anlayışının yeniden ülkemde hakim olması temennisini bir kez daha dile getiriyorum.

 

 

Yazarın Diğer Yazıları