GAF ÜSTÜNE GAF..
Ahmet ZORLU
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 24 Haziran seçimleri için düzenlenen ilk mitinglerinden birinde, 1992 yılında kurulan ve Süleyman Demirel’in Hemşehrilerine en büyük hediyesi kabul edilen Isparta Üniversitesi’ni kendilerinin kurduğunu iddia etti, Isparta’da, Isparta Meydanını dolduran kitleler, “Yaşa varol” diyerek kendisini dakikalarca alkışladı.
Sayın Erdoğan, bir süre önce de Zonguldak’ta 1992 yılında kurulan Karaelmas Üniversitesi’ni kendilerinin kurduklarını iddia etmemiş miydi..
Babakan Binali Yıldırım, paramızın sürekli değer yitirmesini, doların önlenemez yükselişini “Dolar mı dolmaz mı beni ilgilendirmez” diye, bilimsel! Bir dille izah ederken, derin ekonomi bilgisi ile milletin ağzını açık bıraktı..
Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki, ''Bu seçimlerin yapılması, Türkiye'de demokrasi ve adaletin iyi ve sağlıklı şekilde işlediğinin, alametidir '' dedi.
Dinleyenlerden de biri çıkıp sormadı ki, “2002 yılında size emanet edilen demokrasi ve adaleti komaya soktunuz. Şimdi hala demokrasi ve adaletin nefes aldığını seçimlerin yapılması ile mi ıspat etmeye çalışıyorsunuz” diye
Bunlar son bir hafta içinde, memleket büyüklerinin Türkiye’nin önemli meseleleri üzerine yaptıkları derin analizlerin arasından seçilmiş birkaç tane inci..
Sayın Cumhurbaşkanının Avrupa Birliği ile ilişkiler konusunda yaptığı açıklamalar mesela, hafızalardan bir türlü çıkmıyor.
2017 Nisanında yaptığı konuşmada, “İngiltere Brexit yaptı, Kurucusu olduğu Avrupa Birliği’nden şu anda İngiltere çıkıyor, Norveç çıktı. Kararı verecek merci neresi? Millet. Gideriz milletimize, millet ne karar veriyor, biz de ona uyarız. Ya Türkiye’ye verdikleri sözleri derhal tutacaklar ya da sonuçlarına katlanacaklar. Bu iş öyle terör örgütlerini el altından silahla, parayla desteklemek suretiyle ülkemizin üzerine salmakla olmaz.”
Oysa İngiltere kurucu olmadığı gibi üyelik başvurusu iki kez reddedilmiş, üçüncü girişimde üyeliğe alınmıştı. Norveç ise hiçbir zaman AB Üyesi olmamıştı. Yani girmemişti ki AB’ye, çıksın.
Sayın Cumhurbaşkanının, son İngiltere ziyaretinde faizler konusundaki söylemleri ve 5 gün sonra Türkiye’de faizlerin, doları frenlemek için 3 baz puan artırılması ise bir başka çelişki.
Bunları ve daha sayamayacağım onlarca örneği alt alta yazdığımızda önümüze şöyle bir tablo çıkıyor..
Ülkede seçimler öncesi, ya bilinçli bir algı oluşturuluyor. Ya da cehalet Ankara’nın yüksek yerlerinde diz boyu..
Bu da bize gerçeği gösteriyor.
24 Haziran seçimlerinde, oyumuzu kullanırken adayların isimlerini önümüze koyacak ve ‘Liyakat’ esasını oyumuzla başlatacağız.
Zira ülke bürokrasisinde oluşturulan Liyakatsizlik, ülkemiz siyasetinde de diz boyu.
Siyasette Liyakat konusunda seçmen olarak biz ilk adımı atarsak, bürokrasi’de liyakat esasını seçtiklerimiz ister istemez uygulayacaklardır.
NİYE KYK’YA DEĞİL..
Kredi ve Yurtlar Kurumu..
Türkiye genelinde yüksek öğrenim gören, bu uğurda memleketinden ayrılmak zorunda kalan gençlerin, kamu güvencesi altında barınma sorunu gidermek için çaba sergileyen bir kurum. Eğitim yılı başlarında, milletvekili referansı ile bu yurtlara çok sayıda çocuk yerleştirilir.
Fetö’nün ihanet kalkışması sonrası, bu yapıya hizmet amacıyla kurulan çok sayıda yurt ve dersane binasına da el konuldu.
Devlet aklı, mantık neyi gerektirir.
Bu binaların Kredi ve Yurtlar Kurumu’na tahsisini.
Zira, Kredi ve Yurtlar Kurumu kiralık binalarda yurt hizmeti veriyor.
Yani bina açığı çok büyük.
Ama bakıyoruz, el konulan bu yurt ve dersane binaları kamu hizmetine verilmek yerine, kurulan bazı vakıflara sembolik kira ücretleri karşılığında tahsis ediliyor.
Maalesef bu vakıfların da çeşitli tarikatlarla, cemaatlerle ilişkisi bilinen bir gerçek.
25 Haziran’da iktidar olacak yapının derhal ve yurt binalarını boşaltıp, 2018/2019 Eğitim Yılında KYK’ya tahsis etmesi, Kredi ve Yurtlar Kurumu’nu büyük kira bedelleri ödemekten kurtaracak, yurt sorununun çözümüne de önemli ölçüde katkısı olacaktır.
Türkiye laik ve demokratik bir hukuk devleti ise eğitimi ve eğitimdeki gençliğin barınma sorununu ne idüğü belirsiz oluşumların insafına bırakamaz, bırakmamalıdır.
Bu yurtlar, belli tarikatlara kurşun asker yetiştirmek yerine, ülkenin geleceği için kafa yoran gençlere barınma mekanları olmalıdır.
Bu arada, Fetö’nün Kayseri’deki en büyük dersane binası Sahabiye Bölgesindeydi.
El konulduktan sonra, Halk Eğitim Merkezlerine tehsis edilmişti.
Ama Birlik Vakfına tahsisi için büyük bir çaba sergileniyordu.
Sayın Milli Eğitim Müdürü, ne oldu bu binanın akıbeti.
Bir açıklama lütfederseniz, bilgilenmiş oluruz..