FİİLİ DURUMU HUKUKİLEŞTİRMEK..
Ahmet ZORLU
Bu alışkanlığı, güzel ülkemin kurumları Devlet Bahçeli’nin, “Türkiye’de başkanlık sistemi resmen uygulanıyor. Fiili duruma Hukukilik kazandırmamız lazım” diyerek, iktidarın önünü açarak adına ‘Partili Cumhurbaşkanlığı’ denilen ve dünyada eşi benzeri olmayan bir yönetim biçimine Anayasanın uydurulması ile kazandı.
Anayasal sistemi değiştirdiğimize göre, Partili Cumhurbaşkanının yüzde 51 oy alacağı bir sistemi de seçim kanununa zerk etmek lazımdı, o da yapıldı.
‘Sandığa giren hiçbir oyun menşeine bakılmaz. Mührü neresine vurursa vursun, ittifak hanesine yazılır’ düzenlemesi de meclisten geçti. 2019 seçimlerinde uygulanacak.
MHP, Karşılığında iktidardan baraj sorununu aşma yolunu açan düzenlemeyi de hediye olarak aldı tabii.
Böylece yüzde 5’lerde oy alsa bile MHP Barajı aşmış sayılacak, yüzde 9.99 alsa bile bir başka parti milletvekili gönderemeyecek meclise.
Dahası, sandıktan çıkan oy resmi mi, mühürlü mü diye bakılmayacak, sayılacak ve geçerli hale gelecek.
Duruma itiraz eden kim olursa olsun, polis çağrılarak sandık bölgesinden uzaklaştırılabilecek.
Buradan muhalefet partilerinin sandık görevlilerine çağrımdır.
Hazırlanacak bir ortak tutanak, sabah kullanılacak oylar mühürlendikten, zarflar mühürlendikten sonra imza altına alınmalı ve denmeli ki tutanakta;
“Filan okul, filan nolu sandıkta kullanılacak oylar ve oyların konulacağı zarflar, sandık kurulu başkanı tarafından tek tek mühürlenmiştir. Mühürlendiğine dair bu tutanak da tarafımızca imza altına alınmıştır. Dolayısıyla bu sandıktan mühürsüz oy çıkması durumunda, sandık kurulunun verdiği oy ve zarf olmadığı, oyun ve zarfın dışardan geldiği anlaşılacaktır..”
Bu şekilde hazırlanıp imza altına alınacak bir tutanaktan sonra, o sandıktan mühürsüz oy veya mühürsüz zarf çıkması sahte oyu kendiliğinden ortaya çıkaracaktır.
Ben bu tutanağı imzalamam diyecek sandık sorumlusu veya sandık kurulu üyesi çıkacağına ihtimal vermiyorum.
Neyse konumuz fiili durumu hukuki hale getirmekti, yeniden konuya dönelim ve Kayseri’den bu konudaki bir çabaya yer verelim.
Efendim, 15 Temmuz sonrasi el konulan ve Vakıflar Bölge Müdürlüğü’nü devredilen Fetö’ye ait, Erciyes Sitelerindeki devasa dersane binası var hepimizin bildiği.
Karayellerin hamisi olduğu birlik Vakfı, halen Halk Eğitim Merkezlerinin yerleştirildiği bu binaya elde etmek istiyor.
Bunun için Vakıflar Bölge Müdürlüğü’nde oluşturulan bir komisyon, binaya yıllık 100 bin lira kira değeri belirledi.
Komisyon üyeleri güzel yurdumun doğu bölgelerine tayin edildikten ve mahkeme kararı ile yeniden döndükten sonra, vakıf bu kez de Ticaret Odası’nın ilgili biriminden burası için bir kira bedeli belirlemesini istedi.
Ticaret Odası’ndan gelen raporda 100 bin lira yıllık kiranın makul olduğuna dair karar gelince, idarenin bu vakfa kıyağı mümkün olmadı. Şimdi konu yine Vakıflar Bölge Müdürlüğü’nün gündeminde. Sembolik bir kira bedeli belirlenerek binanın Birlik Vakfı’na verilmesi için oluşturulan komisyon baskı altında tutuluyor.
Ancak gelen bilgilere göre, komisyonun tutumu ’98 binden kuruş aşağı olmaz’ şeklinde.
Şimdi sormak gerekmez mi?
Fiziki mekan sıkıntısı çeken İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nün Halk Eğitim Merkezleri buraya yerleştirildi ve binada hizmet görüyorsa, Birlik Vakfı’nın binayı alma konusundaki ısrarı neden?
Daha önce iki vakıf ve bir derneğe devredilen devasa binalar için belirlenen kira ücretleri konusunda Vakıflar Bölge Müdürlüğü yetkilileri yeni bir girişimde bulunmayı düşünüyor mu?
15 Temmuz sonrası el konulan yurt ve dersane binaları, Vakıflar yerine Kredi ve Yurtlar Kurumu’na devredilse de, Yurtkur’un kiralık binalar yerine kendi binalarında öğrenciye hizmet etmesi sağlansa daha doğru olmaz mı?
Birlik Vakfı’nın, Erciyes Siteleri Bölgesindeki bu devasa binayı ele geçirmek için yürüttüğü siyasi baskı sürecini önümüzdeki günlerde de izlemeye devam edeceğiz.
Ve önümüzdeki günlerde, Vakıflar Bölge Müdürlüğü ile Kocasinan Belediyesi arasında ayarlanan bir başka ‘Fiili durumun hukuki hale getirilmesi” çalışmasını anlatacağım.
Eğitim kurumu alanının önce ticaret ve turizm alanına dönüştüğü, ardından eğitim kurumu alanlığından çıkarılarak ticaret ve turizm alanı olduğunun resmileştirilmesinin hikayesini.