FABRİKA SATMAK..
Ahmet ZORLU
Adam, şekeri çayına attığı beyaz bir tatlandırıcı olarak görüyor..
Olmazsa da olur, “Bir ayda şekersiz çaya alışırsınız” diyor.
Muhtemelen önüne şekerin hammadddesi pancarı koyup ne olduğunu sorsanız, “Turp” diyecek kadar, bu alanda bilgili.
Erteresan olan da, 2010 yılında Kayseri Şeker’e yönelik gerçekleştirilen operasyon sonrası, Kayseri Pancar Ekicileri Kooperatifi’nin başına kayyum oarak getirilen 5 muhteremden biri bu adam..
Şeker işine o kadar yakın ki, resmi görevi sırasında kendisine emanet edilen çiftçi hastanesinin yaptığı kürtajlar hala dillerde ve o da yetmezmiş gibi haraç mezat satılmasına ve kapatılmasına seyirci kalmış bir memleket büyüğü!..
Oysa bilmiyor ki, şeker emektir, alın teridir, ziraati ayakta tutan en önemli faktördür.
Gün ağarmadan pancar tarlasında çapadır, geçenin karanlığında tarla sulamaktır.
Köylünün, çiftçinin kente göçünü önleyen bir barikattır.
Nakliyecinin istihdam alanıdır.
Besicinin en temel ihtiyacı küspe, pancardan çıkmaktadır.
Her Şeker Fabrikası, kurulu bulunduğu kentte ortalama 100 bin aileye geçim kapısıdır. Mevsimlik tarım işçisine iştir.
Pancar, ülkenin ilaç sanayiinde ve kimya sanayiinde hammadde demektir.
Daha da önemlisi nedir biliyor musun muhterem..
Emperyalizmin Türk Milletine dayattığı, kullananı kanser eden Sentetik Şeker’e karşı sağlık güvencesidir.
Sen şekeri sadece çayda kullanılan bir ürün olarak görüyorsun ama, ziyarete gittiğin yere götürdüğün tatlıdan, içtiğin meyve suyu ve cola çeşitlerine kadar, hayatın her yerindedir şeker.
Türkiye genelinde kamuya ait 25 şeker fabrikasının 16 tanesini satmaya karar vermiş hükümet.
Şeker fabrikaları, bulundukları kentlerin, arazisi en kıymetli bölgelerinde faaliyet gösteriyor.
Örnek verecek olursak, Kayseri Şeker Fabrikası’nın adını, ürettiği ürünü, sağladığı istihdam katkısını, tarımı ayakta tutma potansiyelini bir kenara bırakın.
Sadece arsaları ve varlıkları için biçilen değer nedir biliyor musunuz?
Tam 1 milyar dolar.
Yarın yaşayarak hep birlikte göreceğiz, satılacak bu fabrikaların sahaları önce imara açılacak, sonra maliyet gerekçe gösterilerek bu fabrikaların kapısına kilit vurulacak, Cargill Pazar payını biraz daha artıracak, alın terini satarak geçimini sağlayan pancar çiftçisi de tasını tarağını toplayın kenterin varoşlarına yerleşecek, bir de torpil bulursa, belediyeden ekmeğini, vakfın birinden de kuru gıdasını temin edip, iktidar için ‘Allah sizi başımızdan eksik etmesin’ diye dua edecek.
Bunu önlemenin tek yolu ise, madem kamuya yük kabul ediliyor şeker fabrikaları, her fabrikanın bünyesinde bulunan Pancar Ekicileri Kooperatifine bu tesislerin uygun bir bedelle tahsis edilmesi, beton aşıklarının şeker fabrikalarından uzak tutulmasıdır.
Bakınız, önümüzde Holding Haline gelmiş Konya Şeker var.
Her türlü olumsuzluğa rağmen, çiftçisine hizmet etmek için çaba sergileyen Kayseri Şeker örneği var.
Bu iki ildeki kurumların sahibi, bölgenin pancar üreticisidir.
Yönetimlerini çiftçi seçer.
Ve bu iki tesis, seçilmişler iktidarında hep başarı çıtasını bir aşama daha yükseğe taşımışlardır.
Kayseri Şeker, ne zaman ki iktidarın fetö ile işbirliği yaparak kumpasa uğradı, gerileme dönemi başlamış oldu.
Türkiye’nin en büyük 58. Sanayi kuruluşu olan Kayseri Şeker, iktidar ataması basiretsizler yüzünden ilk 1000 büyük sanayi kuruluşu arasında bile değil artık.
Tabi bunun kavgasını vermesi gereken de bölge çiftçisidir.
Ama Şeker’i bitirme projesinin bir bölümünde taşeron olarak görev almış isimlerin çıkıp da, ‘Çayı şekersiz de içebilirsiniz’ basitliğine kaçması, bir çiftçi çocuğu olarak beni rencide etti.
Dilerim yönetenler aklını başına alır, Şeker Fabrikalarının üzerinden elini çekip onları çiftçiye bırakır.
Aksi halde, 16 Şeker Fabrikasına pancar üreten çiftçi, ürünü fabrikaya taşıyan nakliyeci, o fabrikanın küsbesini tüketen besici, o fabrikalarda alın terini sermaye edip geçim savaşı veren çalışanlardan oluşan devasa bir işsizler ordusu yaratmak için ilk adımı atmış olursunuz..