Ahmet ZORLU

EY İNSANLIK..

Ahmet ZORLU

Ölünün arkasından cenazesi kalkarken hoca cemaate seslenir, merhumu nasıl bilirdiniz?

Son kez yanındakilerden oluşan cemaat, hep bir ağızdan “iyi bilirdik” diye seslenir. Hoca merhuma gerekli sözleri söyler ve “Allah rahmet eylesin” ile naaşı toprağa verilir.

Ezan ile Sela arası geçen zamandır yaşam ve yaşamımız boyunca kırarız, kırılırız bazen de..

Hepsi insana dair hislerdir.. Hissederek yaşayan insandır esasen. Hayata karşı samimi olmak samimiyet aramaktır ‘insan’ gibi insan olanın aradığı.

Bazen kendi kendinize bazen de yanıbaşınızdakilere sormanız gerekenleri hatırlatacağım.

Yani samimiyeti hatırlamanız manasında...

Sana mı kaldı falan demeyin bana değil kendinize kalmış her şey..

Bir samimiyetsizliktir diz boyu gidiyor.

Paramızla itibar görmeye  alışır olmuşuz.

İtibar artık sadece banknotların rengine göre şekillenir olmuş..

Paranın vesile olduğu dostluğu, samimiyete tercih eder olmuşuz.

Dostunuzun uyarısını tehdit, menfaatkarın iltifatını övgü sayar olmuşuz.

Hislerimiz köşe bucak saklar, sahte tebüssümler takınır olmuşuz .

Film yönetmeni ve sinema eleştirmeni Godard şöyle der ‘Artık sadece iletişim araçları var. İletişimin kendisi yok’

Bugün geldiğimiz noktada insanlığını kaybeden ‘insanlık’ için önemli bir teşhis..

Kendimizi sürekli görmezden gelip iletişim araçlarına adanarak yaşar olmuşuz..

Büyüdükçe yüreğimiz küçülür olmuş. Yürüdüğümüz yolu unutmuş arkamızı dönemez olmuşuz.

Teneşirde bekleyen merhumdan daha vahim, yaşayan ama duyamayan olmuşuz.

Belki de üç maymunu oynamak hepimizin işine gelir olmuş..

Bunlar paranın kişiliğimiz üzerinde yaptığı tahribat.

Bir de devlet eliyle başlatılan süreç var ki bu da toplumsal  ve duygusal bir kopuşa zemin hazırlamış.

Açılım,  Saçılım saçmalığı ile kendini eşit vatandaş kabul eden toplum katmanlarının kafasını soru işaretleri ile doldurmuşuz.

Türk, Kürt, Alevi, Sünni, ateist, inançlı, oruç tutan, oruç tutmayan, camiye giden, camiye gitmeyen diye kamplaştırıldık, kutuplaştırıldık.

Örtünen örtünmeyen, cemaatçi hükümetçi, partili partisiz diye kadınlarımızı bile ayrıştırdık.

İşte şu anda güzel ülkemin insanının yaşadığı bölünme ve dramda geldiğimiz nokta bu.

Arkanızı döndüğünüzde sizin için sizinle olanı bulmak ya da yanınızda tutmak, maaşlı ya da beklentisi olanı tutmaktan daha zordur.

Bir kahve yapsana diyecek kadar kalabalık olmaktır yaşamdaki samimiyet, biz sanal kalabalıklar içinde sefil yalnızlıklar çeker olmuşuz..

Sizi ‘Siz’ olduğunuz için seven hatta sizi, eleştirebilecek samimiyeti hisseden , size tüm defolarınızı gösterecek ve tüm defolarınıza rağmen ‘kusurlu ürün’ muamelesi yapmayan dostlarınıza sahip çıkın.

Sevmek sahip olmaktır, sahip çıkmaktır.

Gerçek dost bulmak, milyonluk servete sahip olmaktan daha kıymetlidir.

Kıymet bilmekte ‘Samimi İnsan’ın işidir.

Samimiyete sırtınızı dönmeyin.

 

Yazarın Diğer Yazıları