Ahmet ZORLU

EMEKLİ'YE, EMEKSİZ MUAMELESİ..

Ahmet ZORLU

Bu günkü yazımı bir emekli olarak yazıyorum.

Bu zam insani değildir diye başlayacağım, ama bir memleket büyüğünün çıkıp, “Gözünüze, dizinize dursun, daha ne vereceğiz” diye höykürmesinden de çekinmiyor değilim.

Yüzdelik rakamlar vererek aklınızı karıştırmak yerine, emekli maaşıma gelen zam rakamı ile başlayayım.

İşin uzmanına yaptırdığım hesaplamaya göre, Ocak Zammı ile birlikte aldığım emekli maaşı 64 lira artmış.

Bırakın diğer ihtiyaç kalemlerini, haftalık sebze-meyve gereksinimi için geçen yıl Ocak Ayı’nda manava girdiğinizde ortalama 50 lira harcıyordunuz.

Bu yıl Ocak Ayı’nda, aldığınız tür sayısını azaltmanıza rağmen, ortalama 100 lira bırakmak zorundasınız.

Bir de bizde emekli, aldığı maaşı bir köşede eşiyle harcayan değildir.

Daha çocuk okutmaktadır.

Kira ödemektedir, çocuk evlendirmek zorundadır, çocuğunun cebine harçlık koymakla kendini sorumlu saymaktadır. Zira çocuk ya hala öğrencidir, ya da üniversiteyi bitirmiş potansiyel işsizdir.

Bu yüzdendir ki Türkiye’de emekli olmak, yeni iş alanlarına yelken açmayı zorunlu kılar.

İş dünyası için de emekli, daha ucuz işgücü anlamına gelir.

Zira vergisiz, SGK’sız belli bir rakam karşılığı iş yapan insandır emekli.

Türkiye’deki sosyal yapının da temel taşıdır emekli.

Ve açık söyleyeyim, emekli mutlu değildir.

Zira, iktidarın gözünde, Suriye’den gelmiş bir insanın tırnağı kadar değeri yoktur emeklinin.

Emekli artık, iktidarın Afrika’ya bol keseden yaptığı yardımları, ABD’deki Kızılderililerine bile yardım elini uzatmasını sorgulamaya başlamıştır.

Kendi ülkesinde, kendini yalnız ve çaresiz hissetmektedir Türk Emeklisi..

Kısacası Emekli, ülkenin bam telidir.

Emekli sorgulamaya başladığı zaman, iktidar sarsılır.

Emekli, “Yeter” dediği zaman iktidar siyaset mezarlığına gömülmüş demektir.

Dünyadaki bütün yönetimleri inceleyin, geniş halk yığınlarını yoksulluk ve açlıkla terbiye etmeye kalkışan hiçbir yönetim iktidarda kalamamıştır. Bazılarının gidişi de içler acısı olmuştur.

Zira halkını açlıkla, yoksullukla, baskıcı bir yönetim anlayışı ile yönetmeye kalkışan yönetimler, kendieri tepede lüks ve safahati seçmektedir.

Bu gün, örtülü ödeneklerdeki muazzam artıştan tutun da, yandaşlara yönelik uygulamalara kadar ikitdarın yaptıkları artık göze batmaktadır.

“İtibarın israfı olmaz” derseniz, bu sözünüz dar gelirlinin aç karnının gurultusundan duyulmaz hale gelmiş demektir.

Ne acıdır, sadaka olarak bile veremeyeceğiniz bir rakamı, “Emekliye zam Müjdesi” diye sayfalarına taşıyan lavuk kalemler bile çıktı aramızdan.

‘Kaynak yok’ kolaycılığı da artık para etmiyor, zira açlık seviyesinin altında bir ücrete talim eden asgari ücretli ve emekli şu soruları soruyor;

Suriyeliye 30 milyar dolar harcadığını söyleyen iktidar siz değil misiniz?

Gazze’ye 2 milyar dolar bizim kaynaklarımızdan gitmedi mi;

Mısır’da, Mursi iktidarı döneminde 2 milyar dolar para gönderen iktidarın başında siz yok muydunuz?

Afrika Kıtası’na 6 milyar doların üzerinde yardım yapmadınız mı?

170 Ülkeye toplam 21 milyar dolar yardım yaptığınızı rakamlar söylemiyor mi?

Dünyadaki çeşitli ülke halklarına yaptığınız yardımlarla ABD’yi, Japonya’yı geride bırakmakla övünen siz değil misiniz?

Geçmediğimiz köprü, kullanmadığımız otoyol için bizden aldığınız 6 milyar doları yandaşınızın cebine koymadınız mı?

Kardeşiniz Reza yüzünden, Bakanınız Zafer yüzünden dünya alemi rezil olmakla kalmayıp milyarlarca dolar ceza ödeyecek olan biz isek, hala kardeşiniz Zafer’in Devlet Himayesinde yaşaması, sizi bile rahatsız etmiyor mu?

Kısacası, iktidar Milleti ayransız bıraktı, ama hala faytonla bir yerlere gitmekte ısrarcı.

Ama unuttukları bir şey var.

Anadoluda geçerli deyimdir, “Aç köpek fırın duvarı yıkar” denir.

Aç insanın neler yapacağını sandıkta göreceğiz heralde..

Yazarın Diğer Yazıları