Ahmet ZORLU

DURUM TESPİTİ..

Ahmet ZORLU

Neler konuşuluyor ve Türkiye’yi yönetenlerin gündeminde neler var?

Çalışanın Kıdem Tazminatı Hakkını ortadan kaldırmak, özel kanunla korunan zeytinlikleri sanayinin hizmetine sunmak, Varlık Fonuna devredilen değerlerimizin ipotek edilmesi, Dış Ticaret açığı, Türk Zenginlerin yurtdışında satın aldıkları konut oranında yüzde yüzün üzerindeki artış. Yunan adalarında tatil yapmanın cazibesi ve Tabii ki terör..

Türkiye adım adım, yandaşlaştırılıyor.

Objektif, gözünü budaktan sakınmayan, inandığı gibi yaşayan insanların tasfiyesi ile başladı her şey.

Gazeteciler, Sanatçılar, Öğretim üyeleri, sendikacılar kondu, önce hedef tahtasının orta noktasına.

İşsiz bırakılmaları sağlanarak, boyun eğmeleri için baskı altına alındılar. Gazeteciler çalıştıkları kurumlardan, sanatçılar piyasadan, sendikacılar üyelerinden, öğretim üyeleri üniversitelerinden edildi.

Her şeye rağmen dik durmaya devam eden, boyun eğmeyen, onurunu satmayan, sesini çıkarmayı sürdürenler ise sudan sebeplerle cezaevlerine kondu.

Seçim dönemleri geldiğinde, yandaşlarına çiftlik haline getirdikleri taşeron  şirketlerin çalışanlarına ‘Sabredin kadronuz geliyor’ mesajı gönderdiler, çalışanlar taşerona kadro beklerken   kıdem tazminatları pazarlık masasına konuldu. Emeklilik yaşı tartışmaya açıldı.

15 yıllık süreçte, kıç yalamaktan dili paspasa dönen bazı işadamı kılıklılar, gelinen noktada Türkiye’de yaşamanın gelecekleri açısından risk teşkil ettiğini görerek, helal haram demeden kazandıklarının büyük bölümünü Avrupadaki Müslüman olmayan özgür ve demokrat ülkelere taşıdılar.

Biliyorsunuz, 350 bin avroluk bir mülk aldığınız zaman Avrupa ülkelerinde, altın vize sahibi oluyorsunuz.

Ya Türkiye’de kalanlar.

Onların ellerinde kalan tek sermaye onurları.

Şimdi hakim güç onların onurunu da nakte çevirmeleri için baskı yapıyor.

Nakit dedikse, makarna, kömür anlamında.

Deniliyor ki onlara, “Diploma filan hikaye. Ya gelip biat edeceksiniz, sonra da sınava ilaveten hamili kart getirerek mülakatla bir devlet kurumunda işe başlayacaksınız, ya da diplomanıza, KPSS puanınıza rağmen mülakatta kapı dışarı edilerek  işsizlik kimliğini daimi hale getireceksiniz.

Tabii bu kaçınılmaz sonun bitiminde de, ilçe kaymakamlığının iki kanepe desteğiyle evlenecek, belediyeden günlük ekmeğinizi alacak, ara sıra da onurunuzun bir bölümü karşılığı makarna-kömür Allah ne verdiyse size hediye edeceğiz.

İşsizlik rakamlarına, bankaların verdikleri kredilerin geri dönüşünde yaşanan sıkıntılara, icra dairelerinin önlenemeyen sayı artışına, memleketin bir çok noktasında inşa edilen cezaevlerine ve kentlerin varoşlarına baktığınızda ülkem insanın geldiği, getirildiği noktayı bu şekilde özetlemek mümkün.

Yani, sata sata elde kaldı  onur, haysiyet, kişilik..

Bunları daha ilk günden satıp sermaye edinenleri saymazsak, kahır ekseriyet bu gün bu 3 değeri  satıp bir süre daha geçinebilmeyi hesaplıyor, ama bir çoğunun içine sinmiyor bunları satmak.

Onlar, ortadan kaldırılmış  fakirlik istedikçe, yönetenler yardım edilmiş yoksulların sayısının artması için ellerinden geleni yapıyor. Çünkü yardım edilmiş yoksul, aldığı yardımın karşılığını 4-5 yılda bir sandığa giderek oy olarak veriyor onlara.

Geçen ay yapılan referandum sonuçlarına baktığınızda, fakirliğin kol gezdiği illerde Evet oylarının rekor kırması bundandır.

Gelinen noktada karar sizin.

Ya başı dik, onurlu, haysiyetli olarak, ortadan kaldırılmış fakirliği savunmaya devam edecek, ya da ‘Yardım edilmiş fakir’ sürüsüne dahil edilerek değer yargılarınızı değiştireceksiniz.

Ha unutmadan hatırlatayım.

Satılan onuru geri almak imkansızdır.

Yazarın Diğer Yazıları