DOSTUM DONALD..
Ahmet ZORLU
Günlerdir kendimle mücadele ediyorum.
“Boşver” diyorum.
“Seçmenine Selam”dır diyorum.
“Siyaset böyle bir şeydir” diyorum..
Ama olmuyor..
Efendim anladınız konuyu başlıktan..
Sayın Cumhurbaşkanı, seçkin bir heyet eşliğinde, ABD Başkanı Donald Trump ile bir otelde oturup konuştu.
Yaklaşık bir saat ikili ilişkiler, dünyadaki ve özellikle Ortadoğu’daki gelişmeleri değerlendirmişler.
Tam 50 Dakikanın 25 dakikalık bölümü Sayın Erdoğan’a, kalanı Trump’a kullandırıldı ise, bunun da 12,5 dakikası Erdoğan’ın konuşmasını çeviren tercümana kaldığına göre, Sayın Erdoğan 12,5 dakikada meramını anlattı demektir.
Diyelim verimli bir görüşme oldu.
Ama ben görüşme öncesi kameralar karşısında yapılan kısa konuşmalara taktım..
Trump’ın övgüleri bir yana, Sayın Erdoğan’ın sözlerine, “Dostum Donald” diye başlaması bir türlü gözümün önünden gitmedi.
Nasıl dostluk..
Dostum dediğin adam, Suriye’de Kürtleri silahlandırıyor, Kuzey Irak’tan sonra Kuzey Suriye’de Türkiye’nin geleceğini tehdit edecek bir yapılanmaya zemin hazırlıyor.
Dostum dediğim adam, senin hayırseverlik plaketi verdiğin adamı, ardından kamu bankasının genel müdür yardımcısını içeri sokan, yetmedi bir eski bakanın için de yakalama kararı çıkaran ülkenin başında oturuyor.
Yetmedi, Türkiye’de darbe yapmaya kalkışan Fetullah Gülen için tırlar dolusu evrak gönderdiğin halde adamı sana yargılamak için bile vermiyor.
Bir önceki görüşmenizde korumalarınız için parasıyla almayı talep ettiğiniz tabancaları bile vermiyor, verilmemesi için Temsilciler Meclisi’nin kararını bir günde onaylıyor.
Türk Ordusu’nun ihtiyacı olan silahlar için seni Rusya’ya muhtaç bırakıyor.
Türkiye’den giden ve gidecek kargolar için, ince arama yapılması talimatı veriyor.
Senin dost dediğin ülkelerden giden vatandaşlar ve Türkler için neredeyse seyahat yasağı denilecek düzenlemeler getiriyor.
Dostum Donald öyle mi?
Ben de diyorum ki, “Böyle dost düşman başına”
Ha bir de, Türk Hava Yolları’nın zarar hanesinde 2 milyar dolar gibi bir rakam yazılı iken, uçaklarının büyük bölümü hangarda beklerden 11 milyar dolarlık uçak bağlantısına da aklım ermedi gerçekten.
Hani 5 yıl önceki seçim afişlerinizde “Yerli uçağımız havada” demiştiniz.
Bu uçaklar da neyin nesi..
Şu Kayseri’de İnönü döneminde gömülen uçakları çıkarsak artık da kullanmaya başlasak diyorum.
Bu ziyarette kullanılan “Dostum Donald” cümlesinin bedeli, Türkiye Cumhuriyetine 11 milyar dolara mal olmuştur.
Ben bunu bilir, bunu söylerim..
- - - -
Ekim ayı içerisinde Kayseri’de Kitap Fuarı açılıyor.
Fuarın özelliği, kitabevleri düzeyinde değil, yayınevleri düzeyinde kurumların davet edilmesi.
Yayınevlerinin merkezlerine baktığımızda tamamı Kayseri dışından.
Yani, Kayserili kitap okuyucusunun fuarda okumak için alacağı her kitabın parası kent dışına gidecek.
Ve seçilen, kendilerine yer verilen yayınevlerinin tamamı seçilmiş! yayınevleri.
Kayseri’de kültür amaçlı kitap satışı yapan kurum sayısı bir elin parmakları kadar.
Bu kitabevlerinin işletmecileri çaldılar belediyenin kapısını, yer tahsisi için.
Ama kapı duvar.
Çünkü fuarı düzenlemesi ihalesi de Kayseri dışından bir firmaya verildi.
İlime, bilime, kültüre yakın bir isim olarak bildiğim, yaptırdığı kütüphanelerle bunu da ortaya koyan Büyükşehir belediye Başkanı Sayın Mustafa Çelik’in bu büyük kitap organizasyonu ile ilgili, kentte kültür temelli kitap satan işletmelerin sahiplerini dinlemesini tavsiye ederim.
Hiç değilse bu kitabevlerine verilecek, birer standda satılacak kitapların parası Kayseri’de kalır, kent kültürü için bu paralar yeni kitap çeşitleri için kullanılır.
Fuar için kendilerine yer verilen yayınevleri ile ilgili de çok sayıda şikayet var.
Ama bu konuyu da daha sonra değerlendiririz.