Ahmet ZORLU

DOLAR MI DOLMAZ MI?

Ahmet ZORLU

Dolar değer kazanmıyor.

Türk Lirası tarihinde görülmedik bir hızla eriyor.

Sayın Cumhurbaşkanı İngiliz yatırımcılarla yaptığı toplantıda, sanki onlar bilmiyormuş gibi, ekonomi bilimi ile taban tabana zıt görüşünü orada da dile getiriyor ve “Bütün olumsuzlukların anası faizdir. 25 Haziran’da Faizi indireceğim. Böylece enflasyon kontrol altına alınacak” diyor.

Sayın Cumhurbaşkanı bu sözleri sarfederken, dolar 4.50’yi test ediyor.

Zira ekonomi biliminde, ne faizi talimatla indirebilirsiniz, ne paranızın değerini talimatla koruyabilirsiniz, ne de enflasyonu ‘indirdim’ demekle dünya ortalamalarına çekebilirsiniz.

Unutmadan, Merkez Bankası Başkanını partinizin genel merkezine çağırarak azarlamakla da olmaz bu işler.

O zaman gereğini yapacaksınız.

Gereği nedir derseniz, önce memlekette tarumar edilen demokrasiyi yeniden inşa edeceksiniz.

Ödünsüz Demokrasi için de derhal, bir gün bile geçirmeden OHAL’i kaldırmak zorundasınız.

Sonra, adı bile tam olarak bilinmeyen ama millete dayattığınız bu melez rejimden vazgeçeceksiniz.

Daha sonra yargının bağımsızlığını ve tarafsızlığını güvence altına alacak adımlar atacak, bununla ilgili yasal düzenlemeleri, kararnameyle değil, meclis kanalıyla derhal kanunlaştıracaksınız.

Daha sonra ekonominin, dış politikanın, ülkedeki temel kurumların başına liyakata uygun isimler atayacak, yetersizler topluluğunu bir kenara çekeceksiniz.

Ardından, eğitimden başlamak üzere, her alanda fırsat eşitliği konusunda önce yurttaşa, sonra dünyaya güvence vereceksiniz.

Ardından üretimin önünü açacak, haraç mezat satılan kurumların durumunu yeniden gözden geçirecek, gelir dağılımında adaletin sağlanacağına milleti inandıracaksınız.

Ha unutmadan, dış politikada her salataya maydanoz olmayacak uluslararası dış politik realitenin gereği neyse onu yapacaksınız.

Bakınız o zaman Türk Lirası her türlü dış etkiye karşı kaya gibi nasıl sağlam hale gelir.

Bakın o zaman, randevu alamadığınız finans kurumları yönlerini nasıl Türkiye’ye çevirir.

Size, paramızın nasıl pul haline geldiğini göstermesi açısından asgari ücretlinin 4 ayda aldığı ücretin nasıl eridiğini rakamlarla anlatayım;

29 Aralık 2017’de açıklanan 2018 yılının asgari ücret rakamı 1603 TL idi. Tam da o gün dolar kuru 3 lira 77 kuruştu. Bu hesaba göre o gün asgari ücret 425 dolar ediyordu. Zamdan yaklaşık 4 ay sonra bugün 17 Mayıs 2018’de dolar 4 lira 50 kuruşa kadar çıktı. Aradaki fark 73 kuruşa yükseldi. 1603 liralık asgari ücret bugünkü kurdan hesaplandığında  356 dolar ediyor. Yani asgari ücretli çalışanın maaşındaki kayıp 4 ay sonra tam 69 dolar oldu. Hadi Türk parasına  çevirelim, 310 lira!

Şimdi asgari ücretli kardeşime, emekli kardeşime soruyorum;

Dolardaki artış seni de ilgilendiriyor kardeşim.

Çünkü değeri artan dolar değil, değer yitiren senin cebine giren Türk Lirası.

Baksana yankesici elini senin cebine attı, cebindeki asgari ücretin tam 310 lirasını çekip aldı.

Bu yankesicinin adı,  ehil olmayan ekonomi yönetimidir.

O zaman, ekmeğini çalan, ekmek parana göz diken bu yankesiciden şikayetçi olmak senin en doğal hakkındır.

‘Kimi kime şikayet edeyim’ dediğini duyar gibiyim.

Ben söyleyeyim, sakın savcılığa dilekçe verip şikayetçi olmaya kalkışma.

Maazallah, kendini Bakirköy Akıl Hastalıkları Hastanesi’nde bulursun.

Şikayet edeceğin yer sandık, şikayet dilekçen de kullanacağın oy olmalıdır.

Bu günkü yazımı, ekonomik analizleri hep tutan bir iktisatçının  iddiası ile tamamlamak istiyorum;

Merkez Bankası dört ayda 10 milyar TL para bastı. Ocak ayından 124 milyar olan tedavüldeki para miktarı 134 milyar TL’ye ulaştı. İktisatçı Ege Cansen, “Buna karşılıksız para basma denir” diye konuştu.

Yazarın Diğer Yazıları