DIŞ GÜÇLER MASAL BENCE..
Ahmet ZORLU
Yönetenlerin çok sık dile getirdikleri ve ekonomideki başarısızlıklarını örtmek amacıyla kullandıkları ‘Dış Güçler ekonomimize operasyon yapıyor’ söylemi üzerine, yönetenlere de haksızlık etmemek adına, çıktım ekonomide dış güçlerin ayak izlerini aradım, çıkmayınca parmak izleri olup olmadığı noktasına mercek tuttum.
Ne ayak izi, ne parmak izi var maalesef.
Dış güçler söyleminin halkı oyalama, dikkatlerini yaşananlardan başka bir noktaya çekmenin ötesinde bir gerçekliği olmadığına kanaat getirdim.
Zira, Türk Ekonomisine operasyon yapmaya kalkışacak dış güçlerin aslında kendilerine operasyon çekecekleri sonucuna ulaştım.
Nasıl mı?
Anlatalım efendim.
Güzel ülkemde, ekonominin tamamı dış güçlerin elinde değil mi?
Bankalarımızın yüzde 85’i yabancıların.
Sigorta Şirketlerimizin yüzde yüzü yabancıların.
Oto Sanayimizin tamamı yabancıların elinde.
Uçaklarımızı, savaş uçaklarımızı, dışardan, yani ekonomimize operasyon yaptığını iddia ettiğimiz ülke ve ükelerden almıyor muyuz?
İletişim alanında kullandığımız cep telefonlarımızın tamamı Dış Güçlerin üretip pazarımıza soktuğu telefonlar.
Sayın Cumhurbaşkanının yerli sanıp millete önerdiği markanın ürettiği telefonların sadece yüzde 10’u yerli. Kalan parçaları dışardan geliyor.
AVM’lerimize bir gidip bakın. Neredeyse tüm mağazalar yabancı markaların elinde.
Eskiden Milli olan Pamuk artık ülkemde üretilmiyor.
Köylünün güvencesi olan tütünü ekmek neredeyse suç.
Şeker Pancarı dururken, ABD’nin kanserli şekerinin Pazar payını her yıl artırmıyor mu, meclise seçtiklerimiz.
Zeytinliklerimizi yok ettirmiyor mu bu dış güçler binbir entrikayla.
Limonun kilosu bile 12 liraya çıkmadı mı, narenciye deposu güzel ülkemde.
Patatese, soğana hasret bırakılıp dışardan aldırmadı bu beceriksiz yönetim anlayışı.
Köprülerimizi dış güçler yaptırıyor.
Otomobillerimizin yıllık kontrolünü yapan şirket bile yabancıların elinde.
Peki, sofrasındaki eti, nohutu bile yabancıdan, yani dış güçlerden alan bir ülkeye dış güçler neden ekonomik operasyon yapsın.
Dolar iki gün önce 6.15, dün 6.25 ve ben bu satırları yazarken 6.37.
Demek ki sorun dış güçler değil.
Sorun, ülkemin sakatlanan dengeleri.
Sorun, yok edilen demokrasi.
Sorun, üretmeden tüketme alışkanlığımız.
Sorun, yüzü medeniyete dönük bir ülkeyi Afrika’nın, Asya’nın ilkelliklerine yerleştirme götürme anlayışı.
Sorun, lüks, şatafat, şaşaaa hastalığımız.
Unutmayalım;
Ekonomide sihir de sihirbaz da bulamazsınız.
Herkes oyunu kuralına göre oynamak zorundadır.
Bütün mesele, kuralları yok ederek ekonomi oyunu oynayan bir yönetim anlayışıdır.
Bütün mesele, 80 Milyonluk bir ülkeyi, 2,5 milyon nüfuslu Katar’a muhtaç hale getirmemektir.
Dış güç aramaya devam ettiğiniz sürece, ekonomik yıkıma doğru hep birlikte ilerlemeye devam edeceğiz.
Çözüm tam karşımızda.
Cumhuriyetin Fabrika Ayarlarına dönmediğimiz sürece, Demokrasiyi güçlendirecek adımlar atmadığımız sürece, eğitim seferberliği ilan etmediğimiz sürece korkarım karanlığa doğru ilerlemeye devam edeceğiz.