Ahmet ZORLU

DEMOKRASİ..

Ahmet ZORLU

Yaşamınızda meydana gelen değişimler rutinleşirse, buna alışırsınız.

Sıradanlaşır, en zor katlanılabilecekler bile sizin için.

Mesela, 16 Temmuz 2016 gece yarısına gidelim.

Sokağa dökülen halk ‘Demokrasi’ diyordu da başka bir şey demiyordu.

Eski defterleri açıverdik, 17-25 Aralık sonrası..

Evren ve arkadaşlarını ölüm döşeğinde yargılayıp mahkum ettik.

Dönemin Sayın Başbakanının iki sözünden biri olmuştu, İnönü hedefli ‘Tek Adam rejimi’ sözü..

2016 Ağustos’unda,  “15 Temmuz kalkışması bize Allah’ın bir lütfudur” diyenler Olağanüstü Hal ilan ettiler.

15 Aydır Ohal rejimi yönetiyor ülkeyi..

Ankara Gar Meydanı’nda 103 yurttaşımızın kahpece katledildiği Işid Saldırısını kınamak bile yasak.

Neredeyse 1,5 yıldır dayatmalar ve talepler aynı torbanın içine doldurularak meclise getiriliyor ve meclisten geçiriliyor.

Meclisten geçmeyeceğine inanılan ve konuşulmasının toplumda tepki göreceği bilinen konular ise Ohal Kararnamesi ile hallediliyor.

Daha da vahimi ise,  sistem ‘Durun yahu ne oluyor’ diye sormaya kalkışanı, “Vatan haini, terörist,  ajan” gibi bir yafta kullanarak yaftalıyor.

Halkın seçtiği Milletvekili ‘Casus’ suçlaması ile 25 yıl hapis cezasına çarptırılıyor.

Sistem yaz-boz tahtası gibi.

Yılların deneyim süzgecinden geçerek devlet kurumlarında kurallaşmış uygulamalar, önce kaldırılıyor, sonra yerlerine uygulama icat edilmeye çalışılıyor.

Tıpkı Üniversiteye giriş sınavlarında, ortaöğretime geçiş sınavlarında olduğu gibi.

Ülkemizin Başbakanı Valileri toplayıp “Mevzuata fazlaca takılmayın” diyor, diyebiliyor.

Savcılar, terör ile mücadelede gözaltına alınan ve hakkında iddianame hazırlanan Fetöcülerin para ve siyaset ile ilişkilerini değerlendirmek zorunda kalıyor, bırakılıyor.

Son Vize kararı ile fırlayan Dolar Türk Ekonomisine tam 50 Milyar Dolara mal olurken, İngiliz Pasaportlu Mehmet Şimşek “Büyütülecek bir durum yok” rahatlığı ile ABD’den Türk Milleti ile alay ediyor.

5 bin liralık vergi borcu yüzünden dar gelirli kıskaca alınırken, GSM Şirketlerinin 5 milyar liralık borcunun affedilmesi girişimi bile kimseyi ırgalamıyor.

Yatırımların geriye gittiği, işsizliğin zirve yaptığı bir dönemde, 5,1 büyümenin sırrı nedir diye kimse kimseye sormuyor, soramıyor.

TÜİK’in enflasyonu yüzde 11..

Et’in, Nohut’un, akaryakıt ürünlerinin, peynirim, simitin, ekmeğin enflasyonu yüzde 50’den başlayıp yukarı gidiyor.

Ve günde 3 kez tek adam rejimini yerden yere vuran ‘tek adam’, Tek Adam eleştirilerini unuttu adeta..

Ülkemin geleceği, poker masasında “Ver papazı, al papazı” politikasına malzeme ediliyor.

Oysa bu ülkenin güzel insanları;

“Demokratik bir rejimde,

Çarkların tıkır tıkır işlediği bir üretim düzeninde,

İşsizlik kaygısı yaşamadan,

Demokratik değerlerin yok edilmeye değil, yüceltilmeye çalışıldığı bir yönetim anlayışı altında,

Uğrayabileceği haksızlıklar karşısında hukuk güvencesini hep yanında bulacağına inanarak,

Çağdaş değerlerin, bilimin,  insan haklarının egemenliğini iliklerinde hissederek,

Sosyal Devletin gereği, parasız eğitim ve parasız sağlık güvencesi altında yaşamayı hak etmiyor” 

diyorsanız..

OHAL’li günlerin başınızdan eksik olmaması dileğiyle…

Neyse, bu kadar karamsar bir yazıyı, demokrasiyi tarif eden bir fıkra ile tamamlamaya ne dersiniz;

Çocuk babasına sormuş;
-Baba, okulda yönetim biçimlerini inceliyoruz. Bana demokrasiyi anlatır mısın?
Babası;
-Bak oğlum, ben para kazanıyorum yani kapitalistim. Annen paramızı idare ediyor, yani hükümet. Biz senin için çalışıyoruz yani sen halksın. Küçük kardeşin geleceğimiz, hizmetçimiz ise işci sınıfının bir üyesi. Hepimizin bir arada yaşadığı bu sisteme demokrasi diyoruz…
Çocuk biraz kafası karışmış olarak yatmış. Gece bir ara küçük kardeşinin altına yaptığını görünce, anne ve babasına haber vermek için odalarına gitmiş. Anne uyuyor ama baba yerinde yok. Hizmetçinin odasına gitmiş babasını hizmetçiyle sevişirken görmüş. Hemen kağıt kalem getirip not almış:
Kapitalistler işçileri becerirken hükümet uyuyor. 
Halk endişeli, geleceğimiz ise bok içinde...

Yazarın Diğer Yazıları