DEMOKRASİ VE İKİYÜZLÜLÜK..
Ahmet ZORLU
Millet olarak, idam temelli, öldürme amaçlı, iç savaş hedefli 15 Temmuz Kalkışmasının yarattığı travmayı atmaya çalışıyoruz..
Ama farkında mısınız, bu sinsi yapı sessiz sedasız meydanları ele geçiriyor.
Düne kadar bu yapıya para toplamak, kaynak temin etmek için, bu yapının iş alanlarına iş yaptırma konusunda çaba gösterenler, meydanlarda ön safları tuttu ve bir anlamda 'İkiyüzlülükte' zirveyi zorluyorlar.."
Dün gazetemizde, Par Grup adına Sayın İlker Horoz'un açıklamaları vardı.
Çok ipuçları içeriyor bu açıklama.
Ticaret Odası Başkanı Mahmut Hiçyılmaz'ın koltuğa oturduğu ilk gün, şirketlerinin Ticaret Odası ile olan sözleşmesini feshettiğini ve bu gün başında Kayyum bulunan bir şirkete odanın işini verdiğini söylüyor.
Üniversitede, hastanelerde yaşadıklarına, yaşattıklarına az çok vakıfım. Par Gurap'un Kayseri'den tasfiye edilmek istenmesinin altındaki tek neden, amacı ve hedefi olan cemaat yapılanmasının Kayseri'deki pastadan daha fazla pay almasına yöneliktir. Bu gerçeği Par'a operasyon yapıldığı gün de yazdım, geçen yıl yayınlanan 'Zorlu Yıllar' kitabımda da bu ayrıntıya yer verdim, bu gün de ısrarla belirtiyorum.
Ama büyük bir pişkinlikle malesef bu yapının hamileri meydanları tuttular, kimin ne olduğunu bilmeyen halkta sanıyor ki, bu adamlar demokrasi için hiç bir fedakarlıktan kaçınmıyorlar.
Günümüz iletişimin zirvede olduğu bir dönemdir.
Son 5 yıl içerisinde ABD ve Pensilvanya'ya gidip, bu vatan haininin eteğini öpen Belediye Başkanları, Oda Yöneticileri, İş Adamları memurlar, amirler, genel müdürler istenirse tek tek ortaya çıkarılabilir. Hatta istenirse bunların havaalanlarından görüntüleri bile sağlanabilir. Mesela 25 Aralıktan sonra Kayseri'den tam üç kez Pensilvanya'ya giden ve niye gittiğini soranlara da, 'Yukarının talimatı ile gittim' deme ikiyüzlülüğü gösteren isimler var.
İlker Horoz'un açıklamasında ironik bir benzetme var; 'Türkiye'nin Pensilvanyası'
Gerçekten 15 Temmuz öncesi Türkiye'nin ve Kayseri'nin tablosunu özetleyebilecek en anlamlı kelimedir.
Şöyle bir gözünüzün önüne getirin, bu yapının Kayseri'de kurduğu okulların, dernek binalarının, vakıfların, dersanelerin temel atma ve açılış törenlerine kimlerin katıldığını, açılış törenlerinde kimlerin parlak nutuklar attığını, hepsinden önemlisi de diktikleri binaların kentin en gösterişli noktalarında oluşunu.
Ama şimdi Cumhuriyet Meydanında bu ikiyüzlü yancıların bitamamı koro halinde aynı türküyü söylüyorlar.
Kusura bakmayın Sayın Bazı Belediye Başkanları, Kusura Bakmayın Sayın Bazı Oda Başkanları, Kusura Bakmayın Sayın Bazı Kurum Yönetim Kurulu Başkanları, Kusura bakmayın Sayın Bazı üst düzey bürokratlar, Kusura bakmayın Sayın Bazı belediye Meclisi Üyeleri, iş adamları, daire müdürleri;
İnandırıcı değilsiniz.
Bir tek konuda istikrarınızdan şüphem yok.
Allah Korusun, bu namussuzlar Güruhunun kalkışması sonuç verseydi, yine Cumhuriyet Meydanında olacaktınız, yine parlak nutuklar atacaktınız, ama bu kez Hocaefendinize hep birlikte 'Ne olur gel, bitsin bu hasret' diye seslenecektiniz.
Yine dikkatimi çeken bir başka ayrıntı..
Başlatılan bu büyük operasyonun kamu ile sınırlı kalması.
Fetullah Gülen'in ordusunu oluşturan Ağabeyler, Ablalar, Fetullah Gülen'e okullar açan sözde eğitimciler, dersaneler kuran, turizm şirketleri kuran, düzenli himmet toplayıp hocaefendilerine aktaranların hepsi Cumhuriyet Meydanı'ndan Demokrasi Nöbeti tutuyor.
Oysa bu büyük mücadele, belli kesimlerle sınırlı kalmamalı.
Belediye Başkanları sağladıkları kıyak imar uygulamaları için hesap vermeli.
İşadamlarını toplayıp yurtdışına götüren güruh, onları fatullahın yuvalarında nasıl soyduklarını anlatmalı.
Bu gün Türkiye'den gidip fetullahın okullarında eğitim gördükten sonra cemaat tarafından evlendirilen o kadar çok genç var ki aramızda.
Bunların farklı bir maske ile karşımıza çıkmayacağını kimse garanti edemez.
Başlatılan bu büyük soruşturma sürecinin sulandırılmaması gerekir.
Bu kenti yönetenler, tek kaygısı demokrasi olan kitlelerle, tek kaygısı bu işten yırtmak olan artniyetlileri birbirinden ayırmalıdır.
Zira onlar, yanlış trene bindiler ve şimdi yanlış treninin koridorunda geriye doğru koşarak göz boyamaya çalışıyorlar.
Sadece kendileri değil, bir çok kişiyi de yanlış trene bindirdiler.
Hepsinden önemlisi, Türkiye Cumhuriyeti'nin sonunu oluşturacak bir kalkışma ateşine su yerine benzin taşıdılar.
Ülkemin değişik noktalarında Demokrasi Şehidi olanların kanı onların alınlarındadır.
O kanı temizlemeleri de adalet huzurunda hesap vermeleri ile mümkündür.
Anladınız mı bazı belediye başkanları, bazı işadamları, bazı eğitimciler, bazı üst düzey bürokratlar, bazı oda başkanları, yönetim kurulu başkanları.
Çıkıp Türk Adaletine hesap, Türk Milletine de özeleştiri veriniz.
Vermezseniz, yaptıklarınız bir şekilde gündeme gelecek, getirilecektir.
Bilmem anlatabildim mi?