Ahmet ZORLU

ÇÖKÜŞ..

Ahmet ZORLU

Yeni yılın ilk Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi nedir biliyor musunuz?

Resmi Gazete’nin Mükerrer sayısında yer alan Cumhurbaşkanı kararına göre, “Yabancı sigara  üretiminde kullanılan yabancı tütün ithalatından alınan ton başına 150 dolar vergi sıfırlandı.”

Yani Adıyamanlıya tütün ekmeyi bile yasaklayan devr-i iktidar,  ABD Sigara Tekellerinin ülkemizde yapacakları sigara imalatı için getirecekleri tütünden bundan sonra vergi almayacak.

Oysa Adıyamanlı tütün üreticisi bir aile yıl boyu çalışır, didinirdi ve elde ettiği 100 kilo tütünle bir yıllık iaşesini, ibadesini temin ederdi.

Ama şimdi yerli tütün üretimine kısıtlama yok da satmaya kalkıştığınızda, gazla-jopla karşılanıyorsunuz.

Daha da Türkçesi, yerli tarımsal üretim sıfırlanıyor. Alınan bu kararla tütün üretiminin yüzde 90’ı artık yabancının eline geçmiş oldu.

Tarımsal bir ürün olan ve bir çok ailenin geçim kaynağı olarak ektiği tütünümüzü da ABD’li tütün tüccarlarının insafına terk ettik.

Uygulanan bu politikalar sonucu;

"2010 yılından itibaren tütün fonunda yapılan sıfırlama ve kademeli indirimler neticesinde, Türkiye'nin sadece fon kaynaklı kaybı 2017 yılı sonu itibarıyla 1 milyar doların üzerinde.

2002 yılında 405 bin olan tütün üreticisi sayısı 2018 yılı itibarıyla yüzde 86 azalarak 56 bine geriledi.

Tütün üretimi ise 2002 yılında 160 bin ton iken 2018 yılında yüzde 48 azalarak 82 bin 500 ton seviyesine düştü.

2012'ye kadar Türkiye, tütün ihracatçısı iken 2012'den sonra ithalatçı oldu.

Türkiye'de tütün ürünleri imalatının yüzde 89,3'ü de yabancıların kontrolünde.

Genç nesil tütün tarımının zorluğu ve gelirinin azlığı nedeniyle tütüncülükten uzaklaşmış durumda. Çoğunluk büyükşehirlere göç etmiş..."

Efendiler tamam tütün zararlı bir üründür.

Ama çifte standart niye.

Ya da şöyle sormak gerekir;

 “Ey hükümet Türk Çiftçisinin ürettiği tütün sağlığa zararlı da, gümrük vergisini sıfırladığınız ABD Tütününde C Vitamini mi var?”

Beyler, kendinize gelin. Anadolu boşalıyor. Kent varoşlarında büyük köyler oluştu, oluşuyor.

Zira tarımsal üretimin önüne koyduğunuz aşılmaz engeller sayesinde;

Fındık bizimdi,

Buğday bizimdi,

Çay bizimdi,

Un bizimdi.

Anadolu'da şeker,

Akdeniz ve Güneydoğu Anadolu’da Pamuk,

Egede, Doğu'da tütün,

Ege’de zeytin bizimdi.

Derdimizi dökecek kağıt bizim topraklarımızdaki fabrikalarda üretilirdi.

Fatma Teyze’nin giydiği Basma Fistanın kumaşını üreten Sümerbanklar bile artık yok.

Bırakın yüksek teknolojik üretimi, soğan üretimini bile planlayamayan bir iktidar yönetiyor güzel ülkemi.

Daha nereye kadar?

İbn-i Haldun der ki;

“Bir toplumun çöküşünün belirtileri şunlardır.

- Dayanışmanın ortadan kalkması.

- Üretimin zayıflaması.

- Fiyat ve vergilerin artması.

- Liyakatin kaybolması.

- Adaletsizlik ve kayırmacılığın artması.

- Umutların kırılması, karamsarlığın hakim olması.

- Göçün hızlanması.

Yukarıdaki belirtileri bölüm bölüm değil, toptan yaşıyoruz ve çöküşe hep birlikte koşar adım yaklaşıyoruz..

Yazarın Diğer Yazıları