ÇOK BİLİNMEYENLİ GECE..
Ahmet ZORLU
Evet farkındayım, son iki günlük köşe yazılarım ve sosyal medya paylaşımlarım üzdü büyük bölümünüzü.
Ama çok bilinmeyenli bir tablo ile karşı karşıyayız, sevgili dostlar.
Yaptığım paylaşımlardan tutun da köşe yazılarımda dile getirdiklerime kadar hepsi, bu ülkede yaşayan sessiz çoğunluğun hayal kırıklığıdır.
Sosyal medya, tv kanalları ve telefon trafiği ile izledim Pazar Gecesi yaşananları.
Recep Tayyip Erdoğan İstanbul’da çıkıp balkon konuşmasını yaptığı dakikalarda CHP Grupbaşkan Vekili ve üst yönetimden birkaç isim TV kameralarının karşısına geçerek, “Cumhurbaşkanlığı seçimi ikinci tura kalmıştır, hayırlı olsun” dediler mi demediler.
Muharrem İnce, Twıtter hesabından kendisine destek verenlere ve CHP’lilere ‘Seçim kurullarının önüne gidin’ çağrısı yaptı mı, yapmadı mı?
Muharrem İnce, gittiği her mitingde “50 bin Avukatla YSK’nın önünde olacağını ilan etti mi, etmedi mi?
Peki neredeydi, Pazartesi öğleye kadar Muharrem İnce..
Tamam kaybetmiş olabilir.
Çıkıp bir TV Kanalından, Ramazan’da, yakıcı sıcakların altında Meydanları dolduran, seçim günü sabahın beşinde yollara düşerek gece yarılarına kadar kılı kırk yararak görev yapan gönüllülere bir teşekkürü bile çok görmek, bize tanıtılan Muharrem İnce Profiline uyuyor mu, uymuyor mu?
İnce’ye destek veren milyonlar, İsmail Küçükkaya’ya atılan ‘Adam kazanmış’ mesajı ile mi öğrenmeliydi sonuçları.
Gelelim günah keçisi ilan edilen Küçükya’nın bu mesajı kamuoyuna açıklamasına.
Bunun adına gazetecilik denir.
Bana da gelseydi bu mesaj anında paylaşırdım.
Tabii ki, sonunda ‘Yayınlanmaması’ ricası yoksa.
Ve bu çok bilinmeyenli esrarengiz gece, dakika dakika aydınlatılmadığı sürece de, ben ve benim gibi düşünenler yaşananları kaşımaya devam edecektir.
Muharrem İnce’nin CHP’ye liderliği konusuna gelince;
Bu partinin iç işidir.
Görüş belirtmek istemem.
Ancak CHP seçmeni ve merkez sağdan yüzbinler Muharrem İnce’nin mitinglerine, onu CHP Genel Başkanı yapmak için değil, ülkeye Cumhurbaşkanı olması için koştular.
Bu gerçeğin da altını kalın çizgilerle çizdikten sonra son bir bilinmeze dikkat çekmek istiyorum;
Sayın İnce’nin son mitingi İstanbul Maltepe’de idi değil mi?
Polis kayıtlarına göre 5 milyonun üzerinde insan katılmıştı değil mi?
Muharrem İnce’nin İstanbul genelinde aldığı oy 3 milyon 378 bin 558.
Şimdi can alıcı soru şu;
Siz oy ve destek vermeyeceğiniz bir adayın seçim mitingine gider, saatlerce yakıcı sıcağın altında bekler, miting konuşmasını ellerinizi patlatırcasına alkışlar, avazınız çıktığı kadar ‘Başkan İnce’ diye bağırır mısınız?
O halde..
Mitinge katılanlardan 1 milyon 700 bini İnce için oy kullanmadı ise, ki mitinge katılamayanları saymıyorum bile..
Sizce bu ne anlama geliyor?
Gelelim bana..
Benim 3 gündür sosyal medyada paylaştıklarım, aslında sizin duygularınızı yansıtıyor.
Yoksa ben, her partiye, her adaya karşı eleştiri hürriyetim elimde olsun diye bu güne kadar cebime bir parti kimliği koymadım.
Bu günden sonra da, Demokrasiyi, Cumhuriyeti, Atatürk İlke ve Devrimlerini, Parlamenter Demokratik Sistemi, Laiklik İlkesini, bağımsız ve tarafsız yargıyı, fikir özgürlüğünü ve şiddete dönüşmeyen her fikrin özgürce savunulabilmesini, Basın Özgürlüğünü, Muassır Medeniyet seviyesinin üzerine çıkma hedefini, üreten Türkiye’yi savunmaya devam edeceğim.
Bunların savunulması için cebinizde bir partinin üye kimliğini taşımanıza gerek yoktur.
İnsan olmanız, insanca yaşamı savunmanız anlamına gelir yukarıdaki ilkeler bütünü.
Yani dostlar, benim çabam seçim gecesinin bilinmeyenlerinin açığa çıkması çabası.
Hayır hiçbir şey olmamış ve Muharrem İnce, kendisine gönül verenleri sabahın ilk saatlerine kadar Seçim Kurulları kapısında bekletirken, kendisi ağız üstü yatıp uyudu ise bunu da açıklaması çabasıdır.
Zira eğer demokrasi diyorsanız, önce kendiniz şeffaf olacaksınız.
En zor saatlerde, size gönül veren milyonları sokakta bırakıp kafayı vurup yatmayacaksınız.