ÇOK AH ALDINIZ, ÇOK..
Ahmet ZORLU
Mahkeme Salonu, Hakim sanığa soruyor..
“Hakkında suçlamalar için ne diyeceksin..”
Sanık, “Avukatımı bekliyorum hakim bey. O gelmeden konuşmak istemiyorum..”
Hakim sinirleniyor, “Be adam, hırsızlık amaçlı girdiğin evde polis baskınında yakalandın. Üzerinden çalmak için yüklendiğin para ve altınlar çıktı. Olay yerinde polis tutanak tuttu. Suçunuz sabit yani, avukatınız gelince ne diyecek..”
Sanık pişkin pişkin sırıtarak, “Ben de onu merak ediyorum ya hakim bey..”
Nedense iktidar partisinin Milletvekili aday listesini görünce aklıma geliverdi bu fıkra.
Acaba Kayseri aday listesindeki ilk 7 kişi milletten oy isterken ne diyecek, ne yüzle destek isteyecek.
Sayın Cumhurbaşkanı diyor ki, “15 yılda 22 katrilyonluk yatırım yaptık..”
Kent Hastaneleri diye bir şey icat ettiniz, yatan da yatmayan da önümüzdeki 25 yıl bedelini misliyle biz ödeyeceğiz.
Üçüncü köprüyü yaptınız, geçen de geçmeyende bedelini biz ödeyeceğiz.
Üçüncü Havaalanını yaptınız, uçanda uçmayan da parasını biz ödeyeceğiz.
İstanbul-İzmir arasını kısaltan Körfez geçiş projesini inşa ettiniz, gidiş geliş bedeli uçak bilet fiyatının üzerinde. Yani onu da biz ödüyoruz.
Yolsuzlukla mücadele dediniz, yolsuzluk literatürüne ‘ayakkabı kutuları’, ‘Mann Adası hesapları’, ‘Milyonluk haram kol saatleri’, ‘Sıfırla talimatları’, ‘Yakalanan rüşvet paralarının faiziyle iadesi’ gibi kavramlar kazandırdınız.
Yoksullukla Mücadele dediniz, Milletçe bizi yoksulluğun pençesine teslim ettiniz. Yandaşınızı, yalakanızı besleyip semirtmekten öte bir şey yapmadınız..
Yasaklarla mücadele dediniz, sizin gibi düşünmeyenlerin ekmeğini elinden aldınız. Zeka fışkıran beyinler sizin düzeninizde iş bulamadığı için ülkeyi terk etti. Şimdi de semirttiğiniz zübükler gemi su almaya başlayınca, gelecekleri için İngiltere’ye, Yunanistan’a yatırım yapmaya başladı. Bir bölümü tüydü, bir bölümü de tüymeye hazırlanıyor.
Gemileri karadan yürütüp İstanbul’a alan Fatih’le övünürken, İstanbul’u yürütüp gemiler aldınız, vergi vermemek için de üzerlerine malta bayrağı çektiniz.
Yedi ceddiniz, bir sterlinlik hesaplara milyonlar aktardı, hesap bile vermediniz.
Dedim ya çok ah aldınız çok.
İşini, mesleğinin doğruları çerçevesinde yapmaya çalışanları açlığa mahkum ettiniz.
2 Üniversite bitirmiş zehir gibi gençler, sizin mülakat duvarınıza tosladığı için ya umutlarını koydu Pazar tezgahına, ya da hayata isyan ederek canına kıydı canına.
Siz ise ‘Liyakatı boşver, itaat var mı itaat’ dediniz, tosuncuklarınızı devletin kilit noktalarına yerleştirdiniz.
Geldiğiniz noktada, yaşadığınız vicdan azabı gecelerinizi kabusa çeviriyor.
Hayatını kararttığınız, geleceğini yok ettiğiniz, ocağını söndürdüğünüz büyük bir kitle rüyalarınıza kabul gibi girmeye başladı.
Ev yapacağız diye umutlarınızı oya tahvil ettiğiniz emekli, Kifayetsizlerin emrine verdiğiniz ve olmadık eziyeti reva gördüğünüz memur, açlığa, sefalete mahkum ettiğiniz işçi, umudunu, yaşama sevincini elinden aldığınız işsiz, ikinci sınıf insanlığı reva gördüğünüz kadın birlik olmuş 24 Haziran’a doğru kol kola yürüyorlar.
Uydurulan hurafeleri din ambalajında satarak, istismar ettiğiniz dinimizi yeniden Kur-an dini haline getirmek için.
Kirlettiğiniz güzelim Türkiye’yi yeniden yaşanabilir kılmak için.
Kuruttuğunuz ‘Umut’ çiçeğinin yeniden filizlenmesi için.
Karanlığa sürüklediğiniz ülkede, bir umut ışığı olabilmek için.
“Bize yaşattıklarınızı, çocuklarımıza yaşatmanıza izin vermeyeceğiz” diye haykırmak için.
Yok ettiğiniz insanlığı, yeniden yaşanır kılmak için.
Birlik, beraberlik, kardeşlik Türküsünü koro halinde söyleye söyleye geliyorlar.
Unutmayın bunlar iyi günleriniz.
Yaşattıklarınızın aynısını yaşamayacaksınız belki ama, bu milletten çaldıklarınız ve çaldırdıklarınızı burnunuzdan fitil fitil getirmek bu milletin ortak kararıdır.