Ahmet ZORLU

CAMDAN DEĞİL, CANDAN..

Ahmet ZORLU

Sayın Cumhurbaşkanı, hiç değilse bu gün, önünüzdeki camı bir kenara koyun, milletle, milletin dilinden konuşmayı bir deneyin.

16 Senedir, onca bakan, onca vekil, onca danışman, onca müsteşar, onca genel müdür, onca yargı mensubu için imza atacaksın, 16 yıl, günde 3 kez konuşmaların canlı yayınlanacak, ama 16 yılın sonunda Prompter kesilince iki cümle edemeyeceksin, bu işte bana göre bir gariplik var.

Bingöl’ün Meydanında binlerce insana hitabederken, kendini Diyarbakır’da sanacaksın.

16 yılın sonunda, Türk Milletinin Refah Seviyesini nasıl yükselttiğini, ülkede satılan buzdolabı sayısı ile örnekleyeceksin.

Her söze verecek cevabı danışmanların proptere yüklerken, konu Anayasanın Emri olan diplomaya gelince susacaksın.

Kendini bilmez, geri zekalının biri milleti saf salak yerine koyup, “Sayın Cumhurbaşkanımızın diploma aslının da fetö tarafından kaybedildiğine inanıyorum” diyecek, sen bu yaratığa haddini bildirmeyeceksin.

16 yılda faizi olması gerekenin iki misli yüksekte tutacak, sonra da çıkıp “25 Haziran’dan itibaren gereğini yapacağız” diyecek ve buna da inanmamızı bekleyeceksin.

Milleti inim inleten doları, paranın şahı kabul edecek, yap işlet devretlerin geri ödemelerini dolara endeksleyecek, sonra da bizimle ‘Yastığın altını yoklayın, kaldıysa dolarınızı bozdurun” diyerek alay edeceksin.

Seçim takvimi yayınlayarak, 94 aday adayının Kayseri’de para yatırıp sıraya girmesini sağlayacak, sonra bir de partililerine, ‘Eğilim yoklaması”  yaptıracak, ama milletvekili listesini olduğu gibi yeniden seçmenin önüne koyacaksın.

Zonguldak’a gidip, Karaelmas Üniversitesi’ni sizin yaptırdığınızı iddia edeceksin.

Hain Fetö yapılanması ile mücadelede, görünmeyen bir kırmızı çizgi çekilmesini seyrederek partililerinizin bu işten muaf hale gelmesine sessiz kalacaksın.

Fetö yapılanmasının elebaşı ile objektiflere poz veren 15 partili milletvekilinizin 5 tanesini yeniden listelerin seçilebilir noktalarından aday göstereceksin.

Demokrasiyi içinden çıkılmaz hale getirdikten sonra, “25 Hazirandan itibaren daha geniş demokrasi” vaadini seçim bildirgenize yazdıracaksın.

Hepsinden önemlisi de, yola çıktıklarınızı, yolda bulduklarınız ile takas edeceksin.

Merkezi yönetimden, en uç temsilciliklerinize kadar parti teşkilatlarınızın lüks, şaşaşa ve görkemli yaşamlarının halkta yarattığı tepkiyi görmemezlikten geleceksin.

Millet İradesini her fırsatta dillendirirken, milletin oylarıyla seçilen Başbakanı, Belediye Başkanlarını istifa ettireceksin.

Bürokrasiyi, en sıradan konularda bile imza atmaya korkar hale getirteceksin.

Muhalefet partilerine ve adaylarına tuzak dolu ittifakları yasal hale getirecek, sonra da karşı tarafın ittifakının uykularınızı kaçırır hale gelmesinin çaresizliğini yaşayacaksın.

Ama diyen, fakat diyen, iyi niyetle uyarıda bulunmak isteyenleri, analarından doğduğuna pişman edeceksin.

Seçimlerin zamanında yapılmaması ülkeye ihanettir dedikten sonra, seçim tarihini 1,5 yıl öne çekeceksin.

Ülkeye yapılacak en büyük kötülük faizlerin artmasıdır, dedikten sonra doların önlenemeyen yükselişine karşı faizleri artırmak zorunda kalacaksın.

Rakiplerinize, çırak, acemi çaylak gibi lakaplar takıp onlara tepeden bakmayı sürdüreceksin.

Rakiplerinizin “Buyrun Türkiye ekranında, Türkiye’yi tartışalım” davetlerini elinizin tersi ile silip atacaksın.

Sonra, meydanlarda umduğunuzu bulamamanın hayal kırıklığını yaşayacaksın.

Bütün bunlara bakınca, diyor ki partilileriniz, “Bu danışmanlar Salın Cumhurbaşkanını başka biri haline getirdi..Miletten kopardı.”

Dedim ya, 16 yıl sonra, başladığınız noktanın gerisindesiniz.

90’lı yıllarda. 2 Binli yılların başında Prompter mi vardı.

Ama her sözünüz olay oluyordu.

Şimdi, Prompter operatörü namaza gidince ve propter donunca sizde donup kalıyorsunuz.

Size tavsiyem,  seçimlere az bir zaman kaldı.

Camı boşverip, candan konuşmayı deneyin.

Göreceksiniz, 90’lı yılların Erdoğan’ı, hitabettiği kitle ile aynı dili konuşacaktır.

Zira karşınızda, bülbül gibi şakıyan,  bırakın prompterı, önünde not kağıdı bile olmadan konuşan adaylar var.

Ve bu adaylar, millet gibi konuştuğu için alkış alıyor, meydanları inletiyor.

Unutmayın, ya prompter operatörü, seçime bir gün kala siz konuşurken yine namaza durursa.

Ha bir de önünüze, gittiğiniz ilin adını not  edin.

Edin ki, Bingöl’ü Diyarbakır, Kayseri’yi Konya yapmayın.

Ve Sayın Cumhurbaşkanı, yukarda sıraladıklarım, Kayseri seçmeninin kahır ekseriyetinin bakış açısını ortaya koyuyor.

Onlar, kendilerine refah vaat eden değil, umut vadeden, kalan umut kırıntılarını da elinden çekip almayacak adaylar istiyor, desteğini de onlardan yana kullanmakta kararlı.

Gelin, Kayseri Meydanı bir ilk olsun.

Milletin beklentilerine uygun şekilde, prompterı kapattırarak, içinizden geldiği gibi konuşmayı deneyin.

Göreceksiniz, toplanan kitle sizi daha coşkulu alkışlamaya başlayacak.

Yazarın Diğer Yazıları