Ahmet ZORLU

BU YASA..

Ahmet ZORLU

Siyasi Partiler ve Seçim Kanunu’nda yapılacak düzenleme ile demokrasi  denen erdemi, tamamen kefenleyip tabutuna koymuş olacağız dostlar.

Sadece bir-iki maddesine göz atalım..

Maddenin birine göre, 3 milletvekili kontenjanı bulunan bir il düşünün.  İktidar partisi 15 bin  oy çıkarmış, 2 koltuk ona yazılacak. Ana muhalefetin 7, MHP’nin 3 bin oyu varsayalım. Kalan bir koltuk, MHP’ye yazılacak iyi mi.

CHP ise havasını alacak.

Şimdi anladınız mı, Devlet Bahçeli’nin “Bu birliktelik 2024’e kadar sürecek” demesinin içindeki sırrı..

Böylece Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde MHP destekli AKP iktidarı indir kaldır yöntemiyle her türlü yasa değişikliğine onay verecek.

Bu düzenleme bu şekilde Meclisten geçerse, CHP’nin İyi Parti, HDP ve Saadet Partisi ile aynı yönlü bir ittifak kurması kaçınılmaz hale geliyor, getiriliyor.

Bu düzenlemeden sonra yapılacak bir seçimle ortaya çıkacak iktidarın, çağdaş dünyadan göreceği yaklaşımı düşünmek bile istemiyorum.

Ancak her şeye rağmen, adına ‘Cumhur ittifakı’ dedikleri, benim ise ‘Can simidi İttifakı’ olarak adlandırdığım yapının, Cumhurbaşkanlığı seçiminde ya da başkanlık seçiminde işe yaramayacağı ve ‘Hayır’ Blokunun desteğini alacak ismin Ak Saraya yerleşeceğine inananlardanım.

Ve bu ayıplı düzenlemenin, Türkiye üzerinde kara bir leke yaratacağı noktasında tüm siyaset kurumlarını uyarıyor, seçmenin hür iradesinin sandığa yansımasını diliyor ve umuyorum.

İkinci sakıncalı düzenleme ise ‘Mühürsüz oy’ meselesi. Bu düzenleme ile, mühürsüz zarfla, mühürsüz oy kullanılması o oyu geçersiz hale getirmeyecek.

Şöyle bir düşünün, sandığa giderken evine götüreceği ekmeğin parası bile cebinde bulunmayan bir seçmen. Kapısı çalınıyor, kendisine üzerine tercih mührü basılmış, mühürsüz bir oy mühürsüz bir zarfın içinde verilmiş. Tabii yanında gıcır gıcır bir ikiyüzlük ile ve “Bu oyu kullanacaksın, mühürlüsünü ise tehcihini bile yapmadan cebine koyup bana getireceksin. Getirdiğinde bir 200’lük daha seni bekliyor” denilecek.

Beyler bu düzenleme ile ülkemde oy pazarı kurulur.

Bu bana göre, ittifak oylarının hesaplanmasında gidilen yoldan daha sakıncalıdır.

Yapmayın, yazık edersiniz.

Ülkenin genleri ile bu kadar oynamayın.

Milletin genleri ile bu kadar oynamayın.

Seçimlerde kullanılan oy ve o oyun konulduğu zarfın üzerindeki mühür, seçmenin hür iradesinin güvencesidir.

Bunu istismar ederek kazanılan seçimden kimseye hayır gelmez..

. . . . . .

Hafta sonuna damgasını vuran bir başka konu ise İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun Karadenizdeki bir toplantıda yaptığı ve ‘Veda’ olarak algılanan konuşması..

Kimilerine göre istifa sinyali, kimilerine göre azil öncesi sitemi olarak algılandı.

Ancak konuşmanın satır arasında, ‘Kalan ömrümü Tayyip Erdoğan’a hizmetle geçireceğim’ sözünü de ben, koltukta kalmak için son bir umut manevrası olarak değerlendirdim.

Sayın Soylu’nun AKP Kayığına binmeden önce, Recep Tayyip Erdoğan için söylediği ağır ve hakaretamiz sözler ortada dururken, kendisini vazgeçilmez sanmasına sadece gülerim.

Daha çok değil, birbuçuk ay önce parti grup toplantısında yaşanan koltuk kapma tartışmalarının görüntüleri ortada iken, Süleyman Soylu’ya ‘Ayrıl’ mesajının gittiğini sanıyorum.

Sayın Soylu’da AKP’nin siyaset çöplüğüne bir göz atarsa, kendisi gibi onlarca vazgeçilmezin kullanılıp nasıl atıldığını bizzat görecektir.

Abdullah Gül’ü bile tek çırpıda harcayan bir siyasi yapının kendisini korumaya alacağını sanması zaten onun haytasıydı.

Yarın devr-i iktidar değiştiğinde, yaptıklarından dolayı adalete hesap verecek durumu yoksa mesele değil.

Ama bir de, iktidar tetikçiliği adına yarın mahkemeler, ‘Gel bakalım Süleyman Efendi’ derse kendisine, asıl sıkıntı bu olur..

Yazarın Diğer Yazıları