BU ÜLKE, BU KENT...
Ahmet ZORLU
1 Kasım geride kaldı.
Ülke olarak, millet olarak, fert olarak, kent olarak bekleyecek, boşa geçirecek zamanımız yok.
Hepimiz, dünya liginde küme düşen Türkiye Takımını, yeniden saptığı raya oturtmak, Cumhuriyeti, Demokrasiyi, İnsan Haklarını, Huzuru, Refahı ve hepsinden önemlisi de bütünlüğü tesis etmek adına, üzerimize düşeni fazlasıyla yapmak için kolları sıvamak zorundayız.
Ülkemizin, toplumumuzun, kentimizin ve insanımızın devasa sorunları var ve her geçen gün büyümeye devam ediyorlar.
Bazı temel sıkıntıların aşılması için, hukuk ve demokrasi adına atılması gereken ivedi adımlar vardır.
Bunların başında fikir ve vicdan hürriyetinin tesisi gelmektedir.
Sonra, kahır ekseriyete oksijen olacak ekonomik önlemlerin hayata geçirilmesi gerekmektedir.
Mesela, asgari ücret konusunda verilen sözlerin acilen yerine gelmesi, ardından emeklilere vadedilen ücret artışının sağlanması, hepsinden önemlisi, iş bulamadığı için kendisine tahakkuk eden sağlık sigortası primini ödemeyenlere çıkarılan borçların silinmesi, bazı kamu alacaklarının yeniden yapılandırılması, faiz sarmalındaki tüketici ile bankalar arasında hükümetin köprü görevi yaparak faizlerin oluşturduğu kaldırılamayacak yükten tüketicinin kurtarılması gerekmektedir.
Hayatın her alanında, üretimi teşvik eden düzenlemeler yapılarak sayıları her geçen gün artan genç işsizliğe çare bulunmak zorundadır.
Emekli olmuş, ama hala çalışan, ticaret yapan, üreten insanlara uygulanan ve bir ceza niteliğine dönüşen sosyal güvenlik destek primlerinin kaldırılması ve başlatılacak çalışma seferberliğinde emeklilerin yeralması sağlanmalıdır.
Vergi politikaları yeniden gözden geçirilmelidir.
Kazanandan, kazancı oranında vergi alınması mutlaka sağlanmalı, kaçak, merdivenaltı üretim denetim altına alınarak bunların ekonomiye kayıtlı hale getirilmesi için adımlar atılmalıdır.
Vergi ve SGK primleri konusunda bunalan, çaresiz durumda olan, borçları yüzünden kamu kuruluşlarına ve özel sektöre hizmet verecek konumdan çıkan, banka hesabına giren her kuruşa kamu tarafından el konulan kesimin borçlarına yeniden yapılandırma getirilirken, onun ekonomide kayıt dışılığa kaymasının da önüne geçilmesi gerekmektedir.
Oluşacak hükümet, AB Standartlarından Kopenhag Kriterlerine masaya koyarak demokraside, insan hak ve hürriyetlerinde bu kriterleri esas alan düzenlemelere yönelmelidir.
Türkiye'nin Ortadoğu Politikaları yeniden masaya yatırılarak, en büyük pazarlarımız olan Libya, Mısır, Suriye, İran gibi ülkelerle yeniden ve sağlıklı bir zeminde münasebetler kurulmalıdır.
Avrupa Birliği Ülkeleri ve ABD Halkı nezdinde, Türkiye yeni bir imaj harekatı başlatmalıdır.
Uluslararası alanda etkin, sözü dinlenen konuma gelmeli, sınırlarımız içinde ve dışında terör ile ilintili yapılanmalara karşı, dünya görüşüne bakılmaksızın aynı kararlılıkla mücadele azmi ortaya konulmalıdır.
Ekonomide oluşturulacak yeni yol haritası ile, millet geleceğe yeniden güvenle bakabilmeli, döviz, borsa ve altın kıskacından çıkarılmalıdır.
Eğitim ve sağlıkta tıkanan sistemler, son kez kalıcı düzenlemelerle insanı esas alan yeni yapılandırmalara kavuşturulmalıdır.
Sosyal Devlet İlkesinin olmazsa olmazı kabul edilen parasız eğitim, parasız sağlık noktasında fırsat ve hak eşitliği sağlanmalıdır.
Eğitimde çağdaş dünya standartları esas alınmalı, geleceğin bilim adamlarının yetiştirilmesi için kamu üniversitelere daha geniş araştırma imkanı vermelidir.
Dedik ya yazının başında.
Son yıllarda ülkeyi yönetenlerin kahır ekseriyetinin edindiği kibir ve kendini beğenmişlik 7 Haziran'ı getirmiş ve bu seçimlerde millet kibir ve kendini beğenmişliği ciddi bir uyarı vermiştir.
O nedenle, kibri, kendini beğenmişliği bir kenara bırakarak, ülkenin ve milletin geleceği adına hepimiz istisnasız daha çok çalışmalı, çocuklarının geleceğinden endişe duyan bir milleti, çocuklarına iyi bir gelecek hazırlama noktasında seferberliğe dahil etmeliyiz.