BU SEFER TANE TANE..
Ahmet ZORLU
Karabük Belediye Başkanı bu işin peşini bırakmak niyetinde değil..
Bakan Mehmet Özhaseki’nin, “Saçma sapan” olarak özetlediği Kayseri’deki ‘Çevre İhaneti’ ile ilgili bir kez daha konuştu..
Bu sefer rakam da verdi ve dedi ki, “Kayseri’de biriken curuf (baca tozu) miktarının 1 milyon tonun üzerinde olduğunu tahmin ediyorum. Sayın Bakan işi geçiştireceğine gereğini bir an önce yapmalı ve bu tesisleri kapatmalıdır..”
Evet, birilerinin kazancı uğruna Kayseri’de tam 1 milyon ton zehirli atık birikti.
Bu zehirli atığın tehdit ettiği bölgelerin başında neresi geliyor diye merak ettiniz mi?
Ben söyleyeyim, bu kentin içme suyunu karşılayan, Mehmet Özhaseki’nin başkanken yaptırmakla övündüğü en büyük proje olan yer altı su kaynakları..
Hadi ilgili kuruluşlar bu konuya Fransız diyelim.
Bu kentte iki tane muhalefet partisi yönetimi var ve kentle ilgili ara sıra beyanlar ediyorlar.
İlginç olan nedir biliyor musunuz, bu partilerin yönetimleri da Karabük Belediye Başkanı kadar duyarlı değil bu konuya..
Atlayın gidin Karabük’e kardeşim, belediye başkanı sizi brife etsin. Ne demek istediğini kendisinden dinleyin, sonra da gelin bu sorunu Türkiye ve Kayseri gündemine taşıyın..
Bakın söylemedi demeyin;
Yarın Sayın Özhaseki çıkar da “Bu zehir Dağı’nın sorumlusu CHP’dir” derse şaşırmayın. İstanbul’u CHP’nin mahvettiğini söylediği gibi.
O nedenle şimdiden önlem alın derim.
Sayın Vali, Sayın Memleket büyükleri, Sayın iktidar ve muhalefet partilerinin yöneticileri, ilgili kuruluşların başında oturanlar;
Kayseri, dünyanın bir çok ülkesinden getirilen ve bu kente yığılan baca tozları yüzünden bir zehir cennetine dönüştü..
Bu kentte yaşayan her insanın payına 1 tonun üzerinde baca tozu düşüyor.
Harekete geçmek için daha ne bekliyorsunuz..
Konuyu, yani büyük riski kavrayamadı iseniz Karabük Belediye Başkanı’nı davet edin Kayseri’ye de, kendisi size anlatsın..
Bu memleket bir insanın kazanç hırsı için kurban ediliyor.
Bu işin vebali olduğu kadar, kanuni sorumluluğu ve ahlaki boyutu da var..
Kalkıp bir gidin bu sözde tesise de, bu devasa tehlikeyi yerinde görün..
Korkmayın, koltuğunuza bir şey olmaz, diyeceğim ama, dokunan da yanıyor;
Benden hatırlatması..
. . .
Başında ve içinde, aşina olduğumuz isimlerin bulunduğu İyi Parti, siyaset hayatında yerini adı..
Demokratik süreç için son zamanlarda yaşanmış olumlu bir adım..
Zira bu güne kadar, Merkez Sağda oluşturulmaya çalışılan Tüm Siyasal yapılar, iktidar tarafından etkisiz hale getiriliyordu.
AKP’nin çöplüğüne baktığınızda, Merkez Sağ için kolları sıvayan bir çok siyasiye rastlamanız mümkündür.
Halen, partilerinin başında bulunan bir çok isim de buna dahildir.
Meral Akşener’in öncüsü olduğu İyi Parti’yi bu nedenle önemsiyorum.
Kuruculara bakıldığında, siyasi yelpazenin kenar kısımlarından bazı isimlerin alınmasının yanısıra, kumpaslarla yerinden edilen isimlere de yer verilmesi benim açımdan çok önemlidir.
Zira Türk Demokrasisi oksijen çadırındadır ve birileri fişini çekmek için 2019’u bekliyor.
Melez bir yapının dayatıldığı, Türk Tipi olarak adlandırılan ilginç bir tek adam rejimine doğru koşar adım gidiyoruz.
Akşener ve arkadaşlarının seçimlerde başarılı olması için şapkadan tavşan çıkarmalarına gerek yoktur.
Millete, “Rayından çıkan rejimi ve demokrasiyi yeniden rayına oturtacağız” güvencesini vermeleri yeterli olacaktır.
Kamuoyu yoklamaları, illerde daha teşkilatlanmaya bile başlamayan bu partiye yüzde 10-15 arasında kamuoyu desteğinin varlığını ortaya koyuyor.
Bu kamuoyu desteği, bu güne kadar kararsızlar yelpazesinde yer alan ve sandığa bile gitmeyen seçmenlerin desteğidir.
Bir yol kazasına uğramazlar ise, yapılacak ilk seçimde güçlü bir meclis grubu oluşturacaklarından zerrece şüphem yoktur.
Kayseri’nin yakından tanıdığı, Yörük Ali Paşa gibi, halkla bütünleşmiş ve kumpasa uğramış bir asker, Abdülkadir Yuvalı gibi bir düşünce adamının kurucular kurulunda yer bulması partiye olan ilgiyi ve desteği artıracaktır.
Bu siyasal oluşumun, partisini son 15 yıldır iktidara koltuk değneği olarak değerlendiren Sayın Devlet Bahçeli’nin siyasi hayatını riske sokacağı gibi, iktidar partisine destek verenlerin bir bölümünün de İyi Parti saflarında yer bulacağı gerçeğini ortaya koymaktadır.
Yani, Türk Siyaseti için 25 Ekim 2017 bir dönüm noktasıdır ve hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağı gerçeğini ortaya koymaktadır.
Parlamenter Demokrasi, insan hakları, Hukukun üstünlüğü, Laiklik, Cumhuriyet ve güçler ayrılığı ilkesi noktasında verecekleri mücadelede Türk Milleti’nin kendilerini yalnız bırakmayacağına olan inancımı vurguluyor, başarı diliyorum..