BU DA MI PSİKOLOJİK
Ahmet ZORLU
İlk haber geçtiğimiz yılın Kasım Ayı’nda geldi..
Askerler yedikleri yemekten zehirlenmişti.
Ardından bir haber daha.
50 Asker hastanelere kaldırılmıştı.
Kentin Valisi, “Zehirlenme yok, psikolojik bir vaka” dedi.
Bir başka vaka Mayıs Ayı’nda yaşandı. Bir ana kuzusu emanet edildiği askeri birlikte yediği yemekten can verdi. Ama bir soruşturmaya bile gerek görülmemiş olacak ki..
Geçtiğimiz Cuma akşamı yine hastanelere koşan askerler.
Cumartesi akşamı ise finali vardı, sorumsuzluğun..
Yüzlerce asker, yedikleri akşam yemeğinden zehirlenmiş hastaneler tıka basa dolmuş, Manisa’daki tüm sağlık personeline acil koduyla mesaj gönderilerek tüm hastane servisleri boşaltılarak askerler tedavi edilmeye çalışılıyor.
Resmi açıklamalara göre 590 asker ve bir bölümünün durumu Valiye göre kritik.
Sayı o kadar fazla ki, hastanelerin bahçelerinde o ana kuzularının kıvranırken çekilmiş görüntüleri her anne babanın yüreğini sızlatacak cinsten.
Vali bey nihayet, askeri birliklere verilen yemeğin zehirlenme kaynağı olduğunu kabul etmiş olacak ki, ilk kez ‘Durum vahim’ diyebildi.
O gençlerin hastane koridorlarında anlattıkları yansıdı sosyal medyaya, bir-iki TV kanalına.
Nihayet Sayın Milli Savunma Bakanı atladı uçağa ve gitti Manisa’ya..
4. Zehirlenme vakasından sonra, askeri birliklere yemek veren şirketin sözleşmesini feshedeceklerini açıkladı.
Manisa Cumhuriyet Savcılığı da harekete geçmiş olmalı ki yemek firmasının sorumluları gözaltına alındı.
Askerlik görevi yapanlar iyi bilir.
Eskiden kışlalarda çıkan yemeği önce birliklerin Nöbetçi Subayları, sonra Nöbetçi Amirleri tadar, onay verildikten sonra birlik mensupları yemek yerdi.
Enteresandır, 4 ayrı toplu zehirlenme vakasında hastanelere koşturan eratın içerisinde hiç rütbeli yok.
Ve 4 ayrı zehirlenme vakasının dördü de Manisa’dan.
Komuta kademesinin sessizliği ise rahatsız edici boyutta.
Siz de diyeceksiniz ki, komuta kademesi mi kaldı.
Deniz, Hava ve Kara Kuvvetleri Milli Savunma Bakanına bağlı.
Jandarma ve Sahil Güvenlik Komutanlığı İçişleri Bakanına.
Askeri Hastaneler Sağlık Bakanına.
Askeri alanlarda belediyeler devasa rezidans projeleri hayata geçirirken, bir çok birlik adeta sürgün edilircesine kentlerin en uzak noktalarına konuşlandırıldı.
Harp Okullarını da sanırım YÖK ve Milli Eğitim Bakanlığına bağladılar.
Askeri mahkemelerin akıbeti malum.
Başkomutan da Sayın Cumhurbaşkanı.
Bu durumda Genelkurmay Başkanına bağlı kurum yok zaten.
Beni asıl üzen, beni asıl kahreden olay nedir biliyor musunuz.
Fetö denilen ahlaksız yapı, Türk Silahlı Kuvvetleri üzerinde emperyalist hesapları tek tek hayata geçirdi.
Askeri kurumları tahrip etti.
15 Temmuz ile ihanetinin devleti ne hale getirdiğini hep birlikte gördük.
Böylesi durumlarda, tahrip edilen kurumların güçlü bir hale getirilmesi mi, yoksa daha acınası hale getirilmesi mi gerekir?
Ve maalesef bu süreçte komuta kademesindeki 4 isimden ikisi Kayserili.
Dün babalar günüydü.
Manisa’da yaşanan rezaletin perişan ettiği ana kuzuları Kayseri, Yozgat, Sivas ve ülkemin bir çok vilayetinden, Vatan Borcu’nu ödemek için annelerinin ellerine kına yakarak devletin şefkatine emanet ettiği yavrularımızdır.
Onlar, yandaş şirketlerin servetlerine servet katsınlar diye kobay olmak için değil, bizlerin canımızı, malımızı, ırzımızı düşman unsurlardan korusunlar diye askere gönderildiler.
Manisa’da üst üste yaşanan zehirlenme vakalarının bir tek sorumlusu vardır, o da siyasi iradedir.
Dilerim, bu yavrularımızın Mübarek bir ayda yaşadıkları ilkelliğin sorumlusu olduğuna inandığım Sayın Milli Savunma Bakanı, başında bulunduğu görevin ciddiyeti ile hareket eder ve Türk Milletinden özür dileyerek gereğini yapar, yani istifa eder.
Ve omuzlarında taşıdıkları apoletlerden başka, tüm yetki ve sorumlulukları siyasi irade tarafından ellerinden alınan Türk Silahlı Kuvvetleri Komuta Kademesi de, şapkalarını önlerine koyup Türk Silahlı Kuvvetlerine ait kurumların nasıl darmadağın edildiğini artık görür ve gereğini yapar.
Unutmayın, eğer bir kurumun tepesine oturtulduysanız ve boynunuzda davul olmasına rağmen, tokmak başkasının elindeyse, en onurlu hareket davulu boynunuzdan çıkarmak ve tokmağı taşıyana teslim etmektir.
Yani istifa müessesesi bazen en onurlu müessesedir..
Köşe yazısı