Ahmet ZORLU

BİZDE İSTEMEDİĞİN KADAR..

Ahmet ZORLU

Sayın Cumhurbaşkanı kürsüye çıkıp gazilere, “Kriz mriz filan, sakın ha bunlara aldırmayın, bizde kriz filan yok, bunların hepsi manipülasyon. Bizde kriz yok. Güçlenerek geleceğe yürüyoruz. Öyle AVM'lerde şurada burada manipülasyon yapanlara aldanmayın. Bu ülkede Dolar ile Euro ile kira mira yok. Bundan sonra Türk Lirası geçer. Aksi takdirde bunun bedelini öderler. Burası Türkiye, ABD değil. Burada Türk Lirası'nın hükmü vardır. Türk Lirası ile mağazanı kiraya verirsin alışverişini yaparsın. “ dediğinde bir an duraklayıp ceplerimi yokladım.

Acaba Sayın Cumhurbaşkanının dediği gibi mi diye..

Sonra Sayın Cumhurbaşkanı, AVM’lerdeki dükkan kiralarının dövizle tahsilinin krize neden olduğunu sanıyor diye geçirdim içimden.

Bizim cebimizdeki krizin kaynağının Bim, A101, Şok gibi iktidarın sonsuz desteğini alan marketlerin raflarındaki fiyatlar olduğunu haykırmak istedim, ama duymaz, duymayacaktı biliyorum.

Zira bu köşeden her gün haykırıyorum, krizin kaynağının ne olduğunu.

Krizin kaynağı, yok ettiğiniz demokrasidir.

Krizin kaynağı, ortadan kaldırdığınız üretim ekonomisidir.

Krizin kaynağı, haraç mezat satılan kamuya ait fabrikalardır, tesislerdir, ekonomik değerlerdir.

Krizin kaynağı, yok ettiğiniz çağdaş eğitim sistemidir.

Krizin kaynağı, ısrar ettiğiniz yanlış ve hatalı dış politikadır.

Krizin kaynağı, Ülkenin bir Aile Şirketi’ne dönüştürülmesidir.

Krizin kaynağı, ortadan kaldırdığınız liyakat sistemidir.

Bakınız Sayın Cumhurbaşkanı, krizi size vatandaş Mehmet Efendi’nin kira macerası ile anlatayım;

Hani siz paramızdan 3 sıfır attığınız yıl, Vatandaş Mehmet Efendi, yani ben Kayseri’nin orta halli bir semtinden, vasat bir apartman dairesi kiraladım. Oturacağım yıllığı peşin vermek kaydıyla 3 bin 300 Avroya anlaştık.

İlk yıl 6 bin 600 Tl karşılığı Avro ödedim.

Avro’nun lira karşısında her değer kazanmasında için cız etti ama 2017’nin yıllık kirasını da harç-borç çıkıştırdım.

Neyse ki, biraz geleceği gören biri olduğum için 2018’in Mayısında yan binadan aylık kira karşılığı verilen bir daireye çıktım.

Çıkmasaydım, bu yıl 6 bin 600 TL’ye kafamı soktuğum Apartman Dairesinin yıllık kirası için yuvarlak hesap 25 bin TL ödeyecektim.

Türkiye’nin Kayseri’sinde de, Türk Lirası ile kiralık mülk bulmak pek mümkün değil.

Şimdi sorayım Sayın Cumhurbaşkanıma;

“1 Dolar 1 Lira, 1 Avro 2 lira olacak” diyerek paramızı sıfırlardan arındıran Zat-ı Ali’nize güvendiğimiz için biz mi suçluyuz.

Demek ki, neymiş sizde olmayabilir ama güzel ülkemin her noktasında kriz ateşi yanıyor.

Devam edelim efendim.

Bendeniz emekliyim, bir de üniversite okuyan çocuğum var.

Emekli olduğumda 600 Dolar, siz paradan sıfır attığınızda 740 dolar karşılığı Türk Lirası maaş alıyordum.

Şimdi aldığım emekli maaşının dolar karşılığı ederi 320 dolar.

Demek ki neymiş, bizde kriz var ama sizde yok..

Fiyatlar konusuna hiç girmeyeceğim.

Size tavsiyem, eski Cumhurbaşkanlarımızdan Ahmet Necdet Sezer gibi, bir gün cebinize 1 asgari ücret tutarında nakit para koyun ve bir markete alışverişe gidin.

İddia ediyorum, sepete doldurduklarınızın bir bölümünü kasada iade etmek zorunda kalacaksınız.

Öyle tropik meyveler, meyve suları, suşi için taze balık gibi,  bizde gıda zehirlenmesine neden olacak ürünlere gerek yok.

Domatesten başlayın,  Türkiye’de yetişmesi pekala mümkün olan ama sayenizde Kanada’dan ithal ettiğimiz Nohut Reyonuna kadar bir dolaşın.

Kasap reyonunun önünde, büyük bir mahcubiyet içerisinde tezgahtara “Evladım şuradan 200 gram kıyma tartar mısın”  diye fısıldayan Ayşe Teyzeyi göreceksin.

Ya da bir akşamüzeri bir semt pazarına uğrayıverin.

Çöpe atılan tezgah artıklarının içerisinden az çürük olanları seçmeye çalışan Emekli Mehmet Amca ile karşılaşacaksın.

Yani diyorum ki, Sayın Cumhurbaşkanım;

Bizde  kriz ötesi bir durum yaşanıyor.

Sizde kriz olmadığını, 30 Ağustos Resepsiyonundaki Şaşaadan anladık.

Uçak Filonuza eklettiğiniz Ultra Lüks uçaktan anladık.

Sizin talimatınızla 29 Ekim’e tamamlanmasına çalışılan Adı Meçhul Havaalanında çalıştırılan insanlara, Orta Çağ’da bile rastlanmayacak eziyetler edilmesinden anladık.

Yani, hizmetkarı olmakla övündüğünüz Milletin Efendisi haline geldiniz.

Ve ülkem yönetiminde, 16 yıldır burnunuzun dikine gidiyor,  bildiğinizi okumaya devam ediyorsunuz.

Oysa bilmelisiniz ki, yanlışını kabul etmeyen, doğruyu bulamaz, yine yanlış yapar, yine kabul etmez ve yine yapar. Böylece içine düştüğü kısırdöngüde kaybolur gider...

Yazarın Diğer Yazıları