Ahmet ZORLU

BİTTİ Mİ?

Ahmet ZORLU

15 Temmuz büyük ihanet kalkışmasının ardından başlatılan kargaşa ortamı sürüyor. Görevden alınan, gözaltına alınan, tutuklanan isimlere bakıldığında devlet mekanizmasının bu ihanet yapılanmasına yönelik bir ön hazırlık yaptığını ortaya çıkıyor. Yoksa binlerce kamu görevlisi, bıyığına, kaşına, gözüne bakılarak açığa alınmamıştın sanırım.

Şimdi uzmanların sordukları soru?

Bu ihanet kalkışması bastırıldığına, failler adalete teslim edildiğine göre bu iş burada bitti mi?

Bana göre de hayır..

17-25 Aralık tapeleri ortaya saçıldığında, bakanların çocuklarının evlerinin basıldığı ve dönemin Başbakanı Sayın Erdoğan'ın 'İnlerine gireceğiz, inlerine' dediği günlerde, başta iktidar partisinin kadroları olmak üzere herkes 'Bu iş bitti, cemaatin kökü kazındı' görüşünü savunuyorlardı.

O zamanki dost sohbetlerinde, ben ise aksini savunuyor, 'Bu adam bu kadar uzun ihtihbarat çalışması yaptı ise. ABD'nin haber alma yapılanması bunu destekliyorsa ki, destekliyor. Devletin kilit bilgilerini derleyip toparladı ise, herkesi fişleyecek bir mekanizmanın başına geçti ise, bu sessizlik hayra alamet değil. Bana göre Fetullah Gülen, son hamlesini yapmadı' görüşünü savunuyordum.

Bu görüşe hakim olmamın nedeni ise, bu yapıya mensup insanların siyasetin, iktidar partisinin içine bile bu kadar derin nüfuz etmeleriydi.

Nitekim benim bile aklıma gelmeyecek çok büyük kalkışma ile zaman beni haklı çıkardı. Açıkçası ben yeni tapeler beklerken darbe girişimi geldi.

Milletimizin demokrasiye bağlılığı ve feraseti sayesinde Şükür bu büyük kaos ve kalkışma hareketi bastırıldı. Ama bu iş bitti derseniz, bana göre de bitmedi.

Bir askeri darbe, bir kalkışma hamlesi beklemiyorum, ama Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti'ni uluslararası alanda sıkıntıya sokacak girişimlere karşı da hazırlıklı olalım.

Daha darbe girişiminin ilk günü Standard & Poor’sun Türkiye'nin kredi notunu düşürmesi, ABD Merkezli ajansların girişimin ilk saatlerinden itibaren Cumhurbaşkanı Almanya'dan iltica istedi gibi haberler yayması, iddiaya göre, ABD'nin darbe uzmanı bir isminin 15 Temmuz gecesi İstanbul'da olması kafaları karıştıracak onlarca gelişme, bu sürecin farklı şekillerde Türkiye üzerinde sürdürüleceğinin ipuçlarını veriyor.

Siz sanıyor musunuz?

Geçmişi sicilli çok sayıda Paralelcinin Cumhuriyet Meydanı'nda samimiyetten gösteri yaptığını. Onlar izlerini kaybettirmenin telaşı içindeler ve büyük bölümü Pensilvanya'nın yeni hamlelerini umut ve heyecanla beklemektedir.

O nedenle, kamunun yeniden yapılandırıldığı, dış politikanın yeniden şekillendirildiği şu dönemde yönetenlerin çok daha dikkatli olmaları gerekmektedir.

Siyasi hesaplarla, ticari hesaplarla, inanç merkezli hesaplarla bu cemaatin ucundan tutmuş, ona katkı vermiş, ondan katkı almış her kim varsa devlet mekanizmasının bunları büyüteç altında tutması gerekiyor.

Bununla birlikte, sözde demokrat geçinen bir çok ülke liderinin darbe girişimine sessiz kaldıktan sonra, gelişmelere bakarak 'Türkiye'nin demokratik geleceğinden kaygı duyuyoruz'  gibi açıklamalarına tepki vermek yerine onlara Türkiye'de sahnelenmek isteyen büyük oyunu çok çok iyi anlatmak zorundayız.

Zira Türkiye'nin ekonomik ilişkileri son yıllarda bu ülkeleri merkez aldı. En büyük Ticari partnerimiz Almanya, sonra Rusya gelmektedir. ABD'nin Türkiye Ekonomisi, Türk Siyaseti ve türkiye güvenliği üzerindeki etkileri gözardı etmemiz mümkün değildir.

Bu yüzden diyorum ki, bu büyük ihanet girişimi sonrası bile Türkiye Cumhuriyeti Kurumlarının, demokratik çerçeveden çıkmadıklarını,  ihanetle suçlanan insanların bile Hukuk Çerçevesinde değerlendirilerek yargılandıklarına, yargılanacaklarına uluslararası kamuoyunu ikna etmek zorundayız.

Türkiye geri kalmış, dinsel motifli yönetimlerden ayıran en temel özellik, demokratik bir rejime sahip olmasıdır.

Demokrasilerde ise, suç varsa cezası ülkenin Anayasal Kuralları çerçevesinde hukuk kurumları tarafından verilir.

Tescilli vatan hainlerinin en ağır şekilde cezalandırılması tamam.

Ama geriye doğru işlemeyecek idam cezası gibi, Türkiye'yi çağdaş dünya değerlerinden tümüyle koparacak kararların alınması, ülkenin daha da yalnızlaşması sonucunu getirecektir.

Hepsinden önemlisi de, bu hain kalkışmanın açtığı yaraları kapatmak adına herkesin daha fazla çalışması gerektiği gerçeğidir.

Vatan sevgisi, demokratik değerler gibi insani merkezli değerler noktasında, ülkenin zenginliği olarak gördüğümüz Türkü, Kürdü, Çerkesi, Lazı, Boşnağı, Göçmeni, partilisi, partisizi bir araya gelecek, ortaya koyacağımız kalkınma hamlesi ile bize dost görünen gizli düşmanlarımızı bile kıskandıracağız.

Bu da gecenin 04.00'ünde kenti kamyon kornası gürültüsüne boğarak olmaz.

Hepimiz ülkeyi sevmenin ilk koşulunun daha çok okumak, daha çok çalışmak, daha çok katma değer üretmekten geçtiğini kavramak zorundayız.

Yazarın Diğer Yazıları