Ahmet ZORLU

BİNDİK BİR ALAMETE..

Ahmet ZORLU

Türkiye, biraz da iktidarın net çizgilerle iç, dış ve ekonomi politikaları ortaya koyamaması nedeniyle tehlikeli sulardaki serüvenini sürdürmeye devam ediyor.

Ama, ufukta da maalesef bırakın karayı, sığ sular yerine Mariana Çukuru  (Okyanusun en derin noktası) gözüküyor.

Yeniden eskiye doğru bir yolculuk yapalım.

ABD Dışişleri Bakanlığı’nın her Ramazan Ayı’nda düzenlediği ve diğer dinlerin önde gelenlerinin yanı sıra, ABD Başkanının da katıldığı geleneksel iftar programı bu Ramazan düzenlenmeyecek. Bu ABD’nin İslam dünyasına karşı takındığı tutumun çarpıcı bir örneği. Zaten, Müslüman ülkelerden ABD’ye gideceklere yönelik getirilen kısıtlamalar hepimizin malumu. Buna rağmen, ‘Birbirinizi kırın’ diye sadece Suudi Arabistan’ın ABD’den satın aldığı silahların bedeli 300 Milyar Dolarcık!

Trump, Sayın Cumhurbaşkanımızla yaptığı görüşme sonrası da bizim savaşçılığımızdan övgüyle söz etmedi mi? Ardından, sadece Türkiye’ye  silah satma konusundaki çekinceleri kaldıracaklarını söylemedi mi?

Diğer yandan 300 tır dolusu silahı da PKK-PYD yapılanmasına, bizim muhalefetimize rağmen göndermedi mi..

Kısa zaman önce yaşanan bu birkaç gelişme, ABD’nin birbiriyle savaşan ve silahı kendisinden alan ülkeleri çok sevdiği! Gerçeğini ortaya koymuyor mu?

Bu gelişmeler ışığında yapıldı NATO Zirvesi..

Sayın Cumhurbaşkanı, burada 3 Avrupa Ülkesi temsilcisi ile yaptığı ayrı ayrı görüşmelerde, önüne Türkiye’de basın özgürlüğüne yönelik baskılar ve tutuklu gazeteciler konusu getirildi.

Merkel işi daha da ileriye götürerek, 12 ayda yerine getirilmek üzere bir metin verdi  ve “İlişkilerimizin sürmesini istiyorsanız, bu sorulara iyi çalışın, hazırlanın biz de durumunuzu yeniden gözden geçirelim” dedi.

Nedir bu 12 ayda yapılması istenenler derseniz, yine ilk madde Basın Özgürlüğü ve tutuklu gazeteciler, devamında da demokrasiyi riske eden uygulamalar sıralanıyor.

Tam bunları tartışmaya hazırlanıyorduk ki, Reşat Petek Darbeleri Araştırma Komisyonunun Raporunu açıkladı. O kadar korumacı bir rapor ki, eleştirileceğini bildiği için basın toplantısında, bir bağış makbuzunun fotokopisini dağıttı.  Makbuzun tarihi 1967. Güya bu tarihte Fetullah Gülen CHP’ye tam 5 bin lira bağışlamış.

CHP’den yıldırım hızıyla bir yalanlama geldi, benzeri bağış makbuzları 1 saat içinde sosyal medyada dolaşmaya başladı.

CHP’liler, 50 yıl önceye ait olduğu iddia edilen makbuza isyan ederek, “Daha iki yıl öncesine kadar, devletin anahtarını siz asmadınız mı bu adamın boynuna?”  diye isyan ettiler ve isyanlarında da haklılar bence.

Ama makbuzu olmayan bir gerçek var ki Reşat Petek ile ilgili.

Yozgatlı gurbetçilerin kanını sömüren bir şirket vardı, Adı Yimpaş’tı. Yozgatlı olup, Avrupa’da çalışıp Yimpaş’ta para batırmayan yok gibidir. İşte bu Yimpaş soruşturması başladığı dönemlerde Reşat Petek Yozgat Savcısı idi ve o dönemde soruşturmayı sümenaltı etmekle suçlandı.

Emekli olduktan sonra kendisi Yimpaş’ın yönetim kurulunda bir süre görev yapınca, parası Yimpaş bataklığında kaybolan gurbetçilerden epey hayır duası! aldı.

İşte o Reşat Petek, bu Reşat Petektir.

Sayın  Cumhurbaşkanı, Türk Dili Kurultayı’nda yaptığı konuşmada, büyük bölümü Toki tarafından yaptırılan, bir bölümü de Atatürk, İnönü gibi isimlerle bilinen Statların Arena olan isimlerini kaldıracaklarını ve Türkçe isimler vereceklerini açıkladı.

Valla Statları Arenaya çeviren zihniyet ortada. Sadece Arena isimlerini kaldırmakla kalmamak, bu isimleri veren devr-i iktidar mensuplarını da yargılamak lazım.

Ve bir başka çelişki. 30 Dolayında AKP önde geleni, partilerine hizmet veren ve karşılığında aylık bin ila 3 bin lira arasında iktidardan nemalanan trollere dava açmaya hazırlanıyormuş.

Çünkü yalakalığın ölçüsünü iyi ayarlayamamış bu troller ve iktidar içerisinden isimlere bile saldırmaya başlamışlar.

Ve son bir konu..

Din Kültürü ve Ahlak Öğretmeni olarak görev yaptığı okulda, bir kız öğrenciyi dudağından öptüğü ve derslerde müstehcen söylemlerde bulunduğu gerekçesiyle meslekten atılan bir isim  daha yandaş kalem olarak, yandaş bir gazetede yazı yazmaya başladı.  Yakında TV Programlarında, din pazarlamasına soyunmayacağını garanti edemem.

Hayırlı olsun..

Yazarın Diğer Yazıları