BENİM GİBİ
Ahmet ZORLU
İzliyorsunuz değil mi?
Suudi Kralı Türkiye'ye geliyor. 500 küsur lüks otomobil kiralanmış, aşçışısını, başçısını, haremini, bilmem nesini getirecek, 4 gün Türk Milleti, Suud'un şaşasını, görkemini, zenginliğini konuşacak.
Ve üzüldüğüm, ülkemde bu geri adamın yaşamına özenenlerin çok oluşunadır.
Öyle olmasaydı, yükler miydik kargo uçağına Zırhlı Makam Otosunu ve gönderir miydik Güney Amerika'ya..
1150 Odalı saray yetmez diye bir malikane ekler miydik kulliyeye, o da yetmemiş olacak ki, 550 odalı yenisini planlar mıydık.
Bunları yaparken de dilimizden 'İsraf haramdır' sözünü de düşürmeden hem de..
Oysa ben devlet adamının, yönetenin, başkanın, başbakanın, kralın, adına her ne derseniz deyin, 'Benim gibi yaşayanını severim.."
Bakınız İngiltere'ye..
Başbakan Cameron, annesinden gelen 200 bin, babasından kalan 300 bin sterlinin nasıl kazanıldığının hesabını vermeye çalışıyor milletine, ikna edemiyor.
Biz ise 24 saatte sıfırlanamayan paranın 30 milyon avrocuk bölümünün sıfırlanma hikayelerini dinleyerek geçiriyoruz zamanımızı..
Yöneteni benim gibi olan ülkelerde, yöneten kamu maliyesinden harcadığı her kuruşun hesabını vermekle mükelleftir.
O ülkelerde kamu maliyesini denetleyen kurumların arkasından dolanacak önlemler alınmaz. Çünkü şeffaflık vardır.
Başkanlık konutunun kaç liraya mal edildiği kuruş kuruş hesaplanır ve halka bilgi verilir.
Bütçe dönemlerinde, denetim kurumlarının raporları tek tek meclislerde ele alınır..
Ondandır, bu tür ülkelerde 1 kişiye 9 pul, 9 kişiye bir pul yerine, 1 kişiye 1 pul, 9 kişiye 9 pul düşer milli gelirlerinden.
O tür ülkelerde kamu ahlakı kavramı vardır, hak edene, hak ettiği oranda iş yaptırılır.
Sahtekarlar, iş takipçileri, liboşlar, zübükler hareket alanı bulamaz o tür ülkelerde.
Ama kaynaklarının hesabını halkına vermek gibi ahlaki anlayıştan yoksun bir ülkede, din maskesi takılır, bir dış gezide 550 lüks araç kiralanır, avaneler bütün 5 yıldızlı otelleri kapatır, kralın kalacağı otelde sadece kral ve haremi kalır.
Ondandır, insanlık demokrasi diye bir anlayış geliştirdi.
Ve demokratik ülkelerde, 550 lüks araç kiralayacak bir seçilmişin bir daha seçilme şansı olmayacağı için , seçilmiş yurtdışı gezilerinde de tevazuya önem vermek zorundadır.
Hatırlayın, çok değil bir kaç yıl önce Almanya Cumhurbaşkanı bir özel seyahatinde, ekonomi sınıfından bilet aldığı halde, seyahat şirketinin sahibinin ısrarı ile VIP bölümde seyahat ettiği için hesap vermek zorunda kalmıştı..
Zira beğenmediğimiz bir çok demokratik ülkede, dini anlayış yaradan ile kul arasındadır. Ama ahlaki olmayan her konu sorgulanır, ahlaki olmayan, etik olmayan her uygulamanın hesabı sorulur.
Başta islam dini olmak üzere, bütün dinler israfı ve kamu malını hoyratça kullanmayı haram kılmıştır.
“Hayber savaşının vukû bulduğu gün Resulullah (s.a.v.)in ashâbından birkaç kişi gelerek ‘filân şehit, filân şehittir!..’ dediler.
Nihayet bir kişinin yanına vararak ‘bu da şehittir!’ dediler.
Bunun üzerine Resulullah (s.a.v.):
“Hayır! ben onu aşırdığı bir hırka yahut yağmurluktan dolayı cehennemde gördüm.” buyurdu.
Bunun üzerine, "Kim ki devlet malından bir hırka dahi aşırsa, savaşta ölse bile cehennemliktir" buyurmuşlardır Sevgili Peygamberimiz..
Gelinen bu gün de, bırakın devletten hırka aşırmayı, deveyi hamuduyla götürenler, islamı satılık ürün olarak görüp pazarlayanlar, milletin din duygularını borsada hisse senedi gibi değerlendirenleri sorgulamıyorsak, suç onlarda mı, bizde mi?
Yönettiği kamunun 1 kuruşunu bile hesaplayan insan mı makbul, 550 lüks araç kiralatarak görkemin, şatafatın dibine vuran, ülkesinin malını kendi malı gibi kullanan mı makbul..
Malum mübarek üç aylar başladı..
Özellikle Ramazan ayında cukkasına 600 bin lira koyup her gece millete aç yatmanın erdemlerini anlatacak Hatiplerimiz mi makbul, kazandığı ile bile geçinemeyen ama bir bölümünü, 'Benden daha muhtaç' diyerek komşusu ile bölüşen mi makbul..
Yaşananlara baktığımda, bir tek şey söyleyebiliyorum;
Allah ıslah etsin..