BAYRAM
Ahmet ZORLU
Eğer yaşadığınız ülkede, geleceğe dair umutlarınız var ise, mutlu olmanın yolunu buldunuz demektir. Ama eğer umutlarınız da harcandıysa hoyrat ellerce, bayramlar yas günü, günlük hayat kabusa dönmüştür artık. Farkında mısınız, yaşanan onca olumsuzluğa rağmen, milletce ‘Her şey yolunda’ oyunu oynuyor, yaşayacaklarımızı bile bile yine de birbirimize umut pompalıyoruz. Oysa milletçe çok şey kaybettik, milletçe felakete adım adım gidiyor, ama kendimizi hala kandırmayı seçiyoruz. Bunu yaparken de, yaşadığımız her olumsuzluğun bir dış sorumlusu olduğuna inanıyor, inandırılıyoruz. Yani milletçe, ülkece, dosta düşmana karşı “Acımadı ki” dedikçe, yaşadığımız yaşatılan acıyı yüreğimizin derinliklerinde hissediyoruz aslında. Demokrasimizi elimizden aldılar. Adım adım fakirliği bize dayattılar. Paramızı pul ettiler. Fertlikten çıkarıp kul ve teba haline getirdiler. Çağdaş eğitimin yerine hurafelerin egemen olduğu kitaplar koydular çocuklarımızın önüne. Dost ülke, dost millet bırakmadılar dünyada.. Güzel ülkemi mülteci kılıklı cihatçıların yol geçen hanına çevirdiler. Tekke ve zaviyelerde medet arayan, medet uman bir toplum yapısı oluşturdular. Adalet mekanizmasında onulmaz yaralar açılmasını sağladılar. Bulguru bile dışardan alır hale geldik. Etimizi sırp kasaplarından satın aldığımız gibi. Paramızı pul ettiler. Yeşile karşı kurdukları beton orduları ile betonun zaferini ilan ettiler. Doğamızı bozdular. Ve hepsinden önemlisi Cumhuriyet Tarihi boyunca dişimizden tırnağımızdan artırdıklarımız ile inşa ettiğimiz, üreten, istihdam yaratan, ekonominin temel direği fabrikalarımızı, limanlarımızı, haberleşme ağımızı, milli bankalarımızı yerli-yabancı demeden sattılar. Ve geldiğimiz bu günde, 600 vekilin görev yaptığı, hiçbir yetki ve sorumluluğu olmayan bir meclis var ama, ülkemin geleceği, ülkemin kaderi tek adamın iki dudağı arasında hükümlü. Asıl acı olan nedir biliyor musunuz? Yaşadığımız, bize yaşatılan her olumsuzluğun sorumlusu ya AB ya ABD. Yani Millet öyle biliyor, yani öyle ezberlettiler olumsuzlukları kabullenmenin yolunu.. İşte böylesi bir dönemde giriyoruz Kurban Bayramına.. 9 gün tatildeyiz milletçe, ülkece. İyi kullanın 9 günlük mutluluk rüyasını. Zira zor günler, zor aylar, zor yıllar var önümüzde. Düşünmemeye çalışın. Zira düşündükçe huzursuz olacaksınız. Zaten o yüzden düşünmeyi de suç sayar hale getirmediler mi? Baksanıza, düşünen, ama diyen, fakat diyenlerin başına neler geldi, geliyor. Bence kurbanınızı da kesip etini yiyeceğinize, bir tekkeye, bir zaviyeye, hiçbir yer bulamadıysanız gece gündüz Bademleme yapan bir soytarıya bağışlayın. Zira, bu aymazlık devam ettiği sürece seneye kurban alacak para bulamayacağız, para bulsak bile kesecek hayvan kalmayacak ülkemde. Her şeye rağmen, inançlı islam aleminin, dini sermaye yapmayan milletimin bayramını kutluyor, bu kabusun bir an önce bitmesini ve yeniden ‘Umut’un yeşerdiği güzel günler diliyorum.