Ahmet ZORLU

BATIYORUZ..

Ahmet ZORLU

Gazetecinin görevi, yaşanması muhtemel olaylar konusunda toplumu uyarıcı yazılar yazmaktır.

Zaman zaman dikkat çekiyorum.

Türkiye her alanda, ucu görünmeyen bir uçuruma doğru yol alan freni patlamış kamyon gibi ilerliyor.

Enteresan olan nedir biliyor musunuz?

Kamyondaki bizlerin yarısı hala kamyonun istikametinin farkında değil.

Hız tutkunluğuna yakalanmış, direksiyondakine 'Haydi kaptan aracı güvenli bir otoparka ancak sen çekersin" diye tezahürat yapıyor. Kasadakilerin bazıları durumu farketmiş, kamyondan inmek istiyor, ama o kadar hızlı ki araç,  kamyondan atlamak ölüm anlamına geliyor.

Zaten buna niyetlenen olduğunda, daha kasadan ayrılmadan hain damgası ile yaftalanıyor.

Ekonomi motoru stop etti.. Terör can almayı hızlandırdı. Malesef, bize 'Üzülme bu de geçer' diyecek dost bir ülkemiz de kalmadı.

Ekonomiden başlayalım. İçe kapandık, dış pazar sıkıntısı çekiyoruz. Artan maliyetler fiyatlara yansıdığı için iç satışlar düştü. Yüksek Enflasyon, yüksek faiz ve yüksek kur sarmalına dolandık. İçin için toplumu kemiren işsizlik sarmalı giderek içinden çıkmaz bir hal alıyor. Diplomalı gençler, atık çöp toplayarak hayatını idame ettirmeye çalışıyor. Elimizde ne var ne yok yabancı sermayeye sattık. Elde satacak hiç bir şey kalmadı. Milli Piyango da özelleştirildikten sonra Özelleştirme İdaresi kapısına kilit vuracak duruma geldi. Yabancı sermaye Türkiye'yi yatırım yapılacak ülkeler listesinden çıkardı. Kapısını çaldığımız yabancı yatırımcı, 'Demokrasinin sakat, hukukun kör, insan haklarının kağıt üzerinde olduğu ülkeye yatırım yapmayız' cevabı veriyorlar.

Ekonomistler, 14 yılda AKP iktidarı boyunca halktan 2 trilyon dolar vergi toplandığını, buna karşılık; yol-hastane-tünel-hava meydanı- üst geçit-alt geçit tüm yapılanların 2 trilyon dolara denk gelmediğini belirtiyor ve 'Sattıklarınızın parası nereye gitti' diye soruyorlar.

Daha dün noterce tespit edildi. Ege Bölgesinde dar gelirlilere dağıtılan kömürlerin üzerinde iki önemli not var, biri 'Parayla satılmaz' diyor. Diğeri her torbada 25 kilo kömür olduğuna dikkat çekiyor. Ama tek tek kömür torbaları tartıldı, hiç biri 16 kilo bile çıkmadı. 15 küsur kilo kömür var torbalarda. Fakirin kömüründen bile çalmaya başlayan bir yandaş düzeni kuruldu.

Bu kadar mı, devam edelim;

Özel sektör borç batağında. Ülkenin tüm dış borcu 405 milyar doları geçti. Banka kârları düştü. Bankalar, “konut-taşıt-ihtiyaç bireysel kredileri ve KOBİ’lere ticari kredilerine” abanarak kârlılıklarını korumaya yöneldiler fakat “tahsili gecikmiş alacaklar” kalemi şişiyor, banka sektörü iç kanamada. Irak’a ihracat 10 milyar dolardı. 8 milyar dolara indi. Rusya’ya ihracat 6 milyar dolardı. 3 milyar dolara indi. 2016'da daha da düşmesi kaçınılmaz gözüküyor. Diğer Ortadoğu ülkelerinin tümüne ihracatımız düştü. Turizm gelirleri 30 milyar dolardan 27 milyar dolara geriledi. Gemi son 3 yıldır iyice yalpalayıp su almaya başladı.

2013 yılında Milli Gelir 820 milyar dolardı. 2015 yılında 799 milyar dolara düştü. 2016 yılı için beklenen rakam daha düşük düzeyde.

Malesef, dış ilişkilerde Türkiye’nin dostu kalmadı: Ülkemizin dört bir yanında düşman ülkeler çemberi oluştu. Ne küresel süper güçlerin, ne bölgesel güçlerin ve ne de sınırlarımızda yeni uç vermeye başlayan dinsel ve etnik güçlerin niyet, plan ve stratejilerini okuyabildiler.
Ülke bela batağına saplandı.
Batı gazeteleri; “Türkiye ile Rusya’nın sıcak bir askeri çatışmaya girebileceğini” bile yazmaya başladılar. ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden, “sömürge valisi havalarında” geliyor ve “Kurtar bizi Joe…” diye yalvar-yakar olmuşlarca karşılanıp ağırlanıyor.

PKK, terörü Doğu ve Güneydoğu’da  can almaya devam ediyor. Şehit asker ve polis sayısı 250’yi geçti. Kentler yanıp, yıkıldı. AKP’nin önde gelenlerinden eski Bakan Hüseyin Çelik, “PKK şehre yerleşmişse sorumlusu yetkililer olmalı” diye uyandırıcı açıklama yaptı. Çözüm sürecinin mimarlarından Profesör eski Bakan Beşir Atalay vardı, sesi soluğu kesildi. AKP’nin önde geleni eski Bakan Bülent Arınç da “Tayyip Erdoğan Dolmabahçe görüşmelerini biliyordu, çözüm süreci yeniden başlamalı” diye günah çıkardı.

İşte böyle bir aracın içinde 79 milyon hep birlikte, bir bilinmezliğe doğru yol almaya devam ediyoruz.  Aynı araçtaki bazıları hala kaptana, 'Daha hızlı' diye slogan atıyor. Uçuruma gittiğini görmemekte ısrar ediyor.

 

 

Yazarın Diğer Yazıları