Ahmet ZORLU

BAŞARI YA DA.

Ahmet ZORLU

Almanya Tarininin kapkara sayfalarından ve dönemlerinden biridir Hitler’in yarattığı yıkım.

Ama Hitler, Almanya’yı yıkıma götürürken bile satılmış Alman Gazeteleri ve Gazetecileri Hitler’in kazandığı zaferlerden söz ediyor, Büyük Alman İmparatorluğunun Dünyayı ele geçireceğini anlatıyorlardı Alman Halkına.

Ta ki, Rus Tankları Berlin’e girene kadar Alman Halkı, Alman Ordusu’nun Rusyayı işgal ettiğini sanıyordu.

Medyamız açısından benzeri bir dönemi yaşadığımızı söylersek abartmamış oluruz.

ABD ile yaşadığımız Papaz krizi sonrası, Hükümet veya Saray Yönetimi 3 bakanlıktan görevlendirilen 9 kişilik heyeti ABD’ye gönderiyor. Gazetelere bakıyorsunuz, haberler ve yorumlar ‘ABD yönetimi yanlışını anladı, ortak uzlaşma için heyet davet etti” sonucunu çıkarıyorsunuz.

Aynı anda ABD Dışişleri Sözcüsüne gazeteci soruyor, “Türkiye ile yaşanan kriz konusunda çözüm noktasına gelindi mi?”

El Cevap, “Gelinmiş olsaydı ABD’li Papaz ve tutuklu diğer ABD Yurttaşları burada olurlardı..”

Devam ediyor sözcü, “Türkiye’den gelen heyetin resmi bir gündemi bulunmuyor. Kimlerle görüşeceklerinden haberdar değilim..”

Peki Türkiye’de medya gelinen noktada ne yapıyor.

Hala bir bölümü ‘Doları Küresel Eşkıya köpürtüyor” türünden manşetlerle, kafa karıştırmaya devam ediyor.

Bir bölümü de Kemal Kılıçdaroğlu’na karşı savaş başlattı, bir gazete Kılıçdaroğlu’nun fotoğrafını koyarak manşetten “Al sana diktatör” başlığı attı.

Sorarım size, bu küresel eşkıya neden başka ülkelerin paralarını köpürtmüyor da Türk Lirasının 8 ayda yüzde 38 oranında erimesine neden oldu.

Ya da aynı soruyu başka bir şekilde soralım, “Bu dış güçler ya da küresel eşkıya Türk Lirasını tereyağı gibi tavaya koyup eritirken,  ülkemizi emanet ettiğimiz, bayrağımızı emanet ettiğimiz, geleceğimizi emanet ettiğimiz yönetenler, neden karşı önlem alıp küresel eşkiyanın karşısında Dadaloğlu gibi, Köroğlu gibi ayağa kalkmıyor?”

Haziran Ayının ilk günlerini hatırlayalım.

Bu yandaş ve yalaka basın;

“Dolar düşecek.”

“Enflasyon inecek”

“Millet gülecek”

Manşetleri ile süslüydü.

Dolar düşmedi, alabildiğince arttı.

Enflasyon inmedi, mutfakta yüzde 30, sokakta yüzde 16’yı aştı.

Milletin ise ağzını bıçak açmıyor.

Asıl büyük tehlike nerede biliyor musunuz?

Üretim sektörü çöküşe doğru gidiyor.

Gelen bilgiler, Sanayi Sektörünün zor durumda olduğunu, özellikle yabancı para birimi ile borçlanan işletmelerin kapı kilitlerini hazırladığı ve her an iflas bayrağı çekebileceği yolunda.

Peki Türk Lirasının değer yitiminden kazançlı çıkan yok mu dersiniz?

Elbette var.

Dolar fırladıkça bozduran, düştükçe dolar alan spekülatörler oldukça mutlu ve memnun.

Ha bir de bizim Almancılar.

Geçen yıl geldikleri izinde 2 bin avro bozdurup 8 bin küsur lirayı cebine koyan Almancılar bu yıl 10 bin liranın üzerinde parayla tatil yapıyor ve gece gündüz Tayyip Erdoğan yönetimine dua ediyorlar.

Ancak gördüğüm bir şey var ki, doların yarattığı ekonomik tahribatı gölgelemeye çalışan iktidar, Çin ile başlattığı muhabbetten tutun da, yeni fetö operasyonlarına kadar bir dizi gündem değiştirecek girişime rağmen, millet sabahtan akşama kadar doları konuşuyor.

Bu gidişle de konuşmaya devam edecek.

Onunla da kalmayacak merak etmeyin.

Son 16 yılda bu güzelim ülkede boşanma oranının yüzde 38, fuhuşun yüzde 790, cinayetlerin yüzde 261, cinsel istismar olaylarının yüzde  434, Uyuşturucu kullanımının ise yüzde 678 artttığı gerçeği ile de yüz yüze kalacak.

Baksanıza eğitimdeki kara tabloya.

Eğitimciler bile artık gelinen noktada işin içinden çıkamayacaklarına kanaat getirdiler, adını soyadını yazana diploma vermeye başladılar.

Ve o gençler üniversite giriş sınavlarında sıfır çekerek, geleceği olmayan birer fert olarak işsizler ordusuna isimlerini yazdırıyorlar.

Yani diyeceğim;

Ülkece içine düşürüldüğümüz atalet, bizi parçalamak isteyen emperyalistlerin iştahını kabartıyor.

Ve Emperyalistler ağına düşürdükleri ülkelerde;

Önce askeri müdahale ya da darbe yaptırırlar,

Olmadı iç karışıklık çıkarırlar,

Olmadı ekonomik kıskaca alırlar,

Olmadı bölgesel anlamda çatışma içerisine sokarlar.

Sizce, ülke olarak, millet olarak bu ‘Emperyalist Kapanın’ hangi noktasına geldik.

Sizce, aklımıza başımıza almak için başımıza daha nelerin gelmesini bekliyoruz?

 

Yazarın Diğer Yazıları