Ahmet ZORLU

BAK ANLATAYIM..

Ahmet ZORLU

24 Haziran gecesinden bu yana, daha çok özelden bazı mesajlar aldım.

Bir bölümünün kadrolu trollerden geldiğini biliyorum, ama içlerinde o kadar zavallı, o kadar yoz insanlar var ki, tek tek cevaplamak yerine, hepsine toplu bir cevap vermeyi uygun gördüm.

Bak sevgili kardeşim..

24 Haziran Gecesi, oyunu kullandığın iktidar partisi ve adayı seçimleri kazandı.

Ama sen kazanamadın, kaybettin.

Her şeyden önce, kullandığın oy ile ne idüğü belirsiz bir rejimin bu güzelim ülke toprakları üzerinde filizlenmesine imkan sağladın.

Tebrik ederim!

Verdiğin oy ile, bu ülkenin, bu milletin geleceğini bir kişinin iki dudağı arasına hapsettin. Tebrik ederim!

Ülkenin ekonomik felakete gidişine verdiğin oy ile katkı koydun. Aferin..

Türkiye’yi faizci uluslar arası tekellerin eline teslim ettin. Kutlarım..

Senin için, yaşadığı ülke için çırpınan, hırsızlık var diye feryat eden, felakete gidiyoruz diye bağıranların yanında yeralmak yerine, Mehmet Cengiz’in önünü açtın.

Çünkü Mehmet Cengiz ‘…. Koyacağız’ demişti ya hani..

Yakında nasıl koyduğunu, cebinde hissedeceğin acıyla fark edeceksin.

Sakın yarın çıkıp, açlık, yoksulluk edebiyatı ile kendine acındırmaya kalkışma..

Zira sen kendi geleceğini verdiğin oy ile belirledin.

Yakınmaya, ‘elim kırılsaydı da’ demeye artık hakkın yok.

Bana gelince kardeşim..

Allaha Şükür, bende sıkıntı yok..

Bülent Ecevit’in Çalışma Bakanı iken çıkardığı 212 sayılı yasa uyarınca, sende kıt olduğuna inandığım, ‘Fikir işçisi’ olarak işe başladım, ‘fikir işçisi’ olarak yıllar önce emekli oldum.

Recep Tayyip Erdoğan öncesi, tek evlat olsun, hayırlısıyla olsun ilkesine dayanarak bir çocukla yetindim.

En iyi şekilde eğitim almasına zemin hazırladım.

Kadir Has Üniversitesi gibi saygın bir üniversitede, tam burslu ‘Bilgisayar Mühendisliği’ bölümünü kazandı, sonra mesleğin geleceği olmadığına kanaat getirerek 2. sınıfta bıraktı, yeniden sınavlara girdi ve şimdi genç bir doktor.

Ben emekli maaşı ve her yıl yazdığım bir kitabın bana sağladığı kısıtlı da olsa ekonomik imkanlarla hayatımı idame ettiriyorum.

Senin çocuklarına ise eğitimi bile çok gördü, oy verdiklerin.

Ya Metem ya da Deist yetiştiren İmam-Hatip öğrencisidir muhtemelen gözün gibi baktığın evladın.

Sen artık demokrasinin tanımına uygun bir fert bile değilsin, kulsun, tebasın seçtiklerinin gözünde.

Ben ise Atatürk Cumhuriyeti’nin, yazdığı okunan, sözü dinlenen saygın bir ferdiyim ve öyle kalacağım.

Ha biliyorum, aslında ben ve benim gibilere içinden de olsa imreniyorsun.

Ama biliyorsun, ben ve benim gibilerden biri olman için treni kaçırdın.

Sen sosyal medya hesaplarıma ucuz mesajlar göndermek yerine, şimdiden çocukların  belki, ama torunlarının kesin olarak soracakları şu soruya kendini hazırla;

“Yahu baba, Yahu dede Bu ülkeyi kurtaran, bize Cumhuriyet ve Demokrasi gibi iki değer hediye eden, kadını insan yerine koymayanlara inat, onlara her türlü hakkı veren, Atatürk gibi bir kurucu liderin size bıraktığı güzelim rejime neden kıydınız..

Ya da, Atatürk’ün yüzyıl önceden görüp, gençliğe hitabeye koyduğuCebren ve hile ile aziz vatanın kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şeraitten daha elim ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hatta hıyanet içinde bulunabilirler. Hatta bu iktidar sahipleri şahsi menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakr-ü zaruret içinde harap ve bitap düşmüş olabilir.

Ey Türk istikbalinin evladı! İşte, bu ahval ve şerait içinde dahi vazifen, Türk İstiklâl ve Cumhuriyeti'ni kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!bölümü de mi okumadın” diye soracaktır..

Yani diyeceğim Sevgili kardeşim..

Sağa sola sataşarak, ucuz twıtler atarak, zontalık ve magandalık yaparak bastırılmıyor bu aşağılık duygusu.

Aşmak istiyorsan içindeki çıkmazı, oku, anla, incele, araştır..

Ya da devam et, açlığın pençesinde kıvranırken, 4 bin 500 liralık beyaz çay içenleri alkışlamaya, onları sırtında taşımaya.

Yazarın Diğer Yazıları