Ahmet ZORLU

ATATÜRK'E SALDIRMAK..

Ahmet ZORLU

Siverek’ten başladı, tehlikeli oyun sahnelenmeye..

30 Temmuz Günü, Siverek Meydanındaki Atatürk Anıtına gelen ve ilçede  seyyar satıcılık yapan Mehmet Malbora, Atatürk heykeline zarar verdi. “Dinimizde putperestliğe yoktur. Putperestliğe sahip çıkanlar peygamberin soyundan mıdır?” diye bağırarak elindeki tahra ile heykele vuran Malbora gözaltına alındı ve daha sonra mahkeme tarafından tutuklandı.

Adama kimse sormadı, “Dinimizde saç kılını görmek için akın akın bir yerlere koşmak, türbe denilen taşın neyi simgelediğini bilmeden ondan medet ummak, taşın başında saatlerce dua ettiğini sanmak putperestlik değil midir?

Ya da, bilmem ne tarikatının şeyhinin eteğine yapışarak cenneti garantilediğini sanmak ve kerameti kendinden menkulleri aracı kılarak Allah’a ulaştığını sanmak putperestlik değil midir?

10 Ağustos İstanbul.. Ümraniye Mahallesi’nde bir ortaokulun bahçesinde bulunan Atatürk büstü gece yarısı yerinden söküldü. Polis ihbar üzerine büstü söken meczubu yakalayarak gözaltına aldı.

19 Ağustos, Diyarbakır: 30 Yaşında İbrahim Yeşil isimli bir hain Şeyh Sait Meydanında bulunan Atatürk Büstüne çekiçle saldırdı ve hasar verdi. Atatürk Anıtının bulunduğu Meydana ‘Şeyh Sait Meydanı” adını verirseniz, elbette sonuç böyle olur.

20 Ağustos, yani Diyarbakır saldırısından bir gün sonra Zonguldak..1931’de Zonguldak’ı ziyaret eden Atatürk’e o gün çiçek veren 5 yaşındaki Ayten Alper’i tasvir eden heykel saldırıya uğradı. Heykeldeki kol ve çiçek bölümü kırıldı.

24 Ağustos Mersin.  Elinde Sopa ile Anamur Devlet Hastanesi Bahçesine gelen bir meczup, kaidesinde “Beni Türk Hekimlerine emanet ediniz”  sözlerinin bulunduğu Atatürk Büstüne saldırdı. Meczup, hastane bahçesindeki vatandaşlar tarafından linçten polis tarafından kurtarıldı.

26 Ağustos Eskişehir.. Atatürk büstünün bulunduğu alana gelen bir insan kılıklı yaratık , kaidesinde “Ben manevi miras olarak hiç bir ayet, hiç bir dogma, hiç bir kalıplaşmış kural bırakmıyorum. Benim manevi mirasım bilim ve akıldır” yazısının bulunduğu anıta yeşil sprey boya sıkmaya başladı. Kaide zarar gördü.

Ve Kurban Bayramı sırasında objektiflere yansıyan bir utanç görüntüsü..

Boğazlıyan Belediyesi’nin yeni hizmet binası girişinde oluşturulan bir pano..

Panoda Atatürk yan duruyor, şapka çıkarmış, ortada Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan resmedilmiş, sağda ise Başkan Hamdi Erdal..

Fotoğrafta ima edilen, “Atatürk yaşasaydı, Recep Tayyip Erdoğan ve Hamdi Erdal’ın yaptıkları karşısında şapka çıkarırdı..”

Fotoğraf Ulusal gazetelere yansıdı.

Hem de zamanlaması manidar bir dönemde.                                                  

Yani Belediye merkezli bir yöneticinin sekreteri ile, bir bayan zabıta görevlisi ile ve kızı yaşında bir başkası ile ilişki yaşadığı iddialarının, ilçede günün konusu haline geldiği bir dönemde.

Sayın Belediye Başkanı, benim ilçemi yöneten adamın her şeyden önce ahlaklı ve ülkenin kurtarıcısına saygılı olması gerekir.

Boğazlıyan Halkı, Atatürk’e sevgi ve saygıyı hep ön  planda tutmuş insanların yaşadığı bir Anadolu beldesidir.

Ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk, bilumum emperyalist devletlerin yöneticilerine şapka çıkarttırmış, ulusal bir kahramandır.

O bir tek berberinin önünde şapka çıkarmış bir liderdir.

Kısa ömründe hep ayağına gelinmiş, kimsenin ayağına gitmemiş, bütün ulusların kurucu lider olarak gördüğü ve kabul ettiği, ilkeleri ile bu gün bile millete yol gösteren büyük bir devrimcidir.

Belediye imkanları ile yaptırdığınız pano, saray soytarılığı yapmanın ötesinde bir anlam ifade etmez, etmeyecektir.

Yukarda Atatürk’ün anıtlarına 2 ay içinde yapılan saldırıları özetlememin nedeni, Hamdi Erdal gibilerin sistemli olarak, Atatürk’ün bu millete bıraktıklarından duyulan rahatsızlığın saldırıya dönüşmüş hallerinden örnekler verdim.

Evet Gazi Mustafa Kemal Atatürk, sporcunun zeki, çevik ve ahlaklısını severdi.

Ama siyasetçinin de ahlaklısını severdi.

Bürokratın da özverili çalışanını, dürüst olanını severdi.

Sayın Belediye Başkanı’nın gönül ilişkileri ile kent halkının gündemine oturduğu bir dönemde, ortaya çıkan bu hilkat garibesi pano olsa olsa, gündem değiştirmeye yönelik bir manevra, Külliyeye yalakalanma çabasından ibarettir.

Ama bilesiniz ki, partinizin genel merkezine sizinle ilgili kalın bir dosya göndermiş partilileriniz.

Yani hazırladığınız kılıf, minareyi kamufle edecek kadar büyük değil.

Ve Atatürk’ün mirasına saldıran maşaları yönlendiren ele ve ellere de bir uyarım vardır.

Mustafa Kemal Atatürk, bu ülke için yaptıkları ile bir döneme damga vurmuş büyük bir asker, büyük bir lider, büyük bir devlet adamı idi.

O tek başına bu ülkenin tepesinde oturup devlet başkanı hatta kendini padişah ilan etme imkanı varken, bu ülkenin yönetiminde bu milleti söz sahibi yapmış, bu gün en medeni ülkelerdeki kadınlardan önce Türk Kadınına seçme ve seçilme hakkı verilmesini sağlamış bir liderdir.

Siz saldırdıkça, siz küçük düşürmeye çalıştıkça Atatürk biraz daha devleşecek, kalplerde, gönüllerde ve beyinlerde daha geniş şekilde yer bulacak ve Atatürk Sevdası dalga dalga yayılmaya devam edecektir.

Çünkü Atatürk, “Eğer bir gün benim sözlerim bilimle ters düşerse, bilimi seçin..”  diyebilecek kadar bilime, eğitime ve hepsinden önemlisi Türk Milletine inanmış bir liderdi.

Bu millette ona ebediyete kadar inanmaya ve ilkelerine bağlı kalmaya devam edecektir.

Yazarın Diğer Yazıları