Ahmet ZORLU

ASKIDA MISINIZ?

Ahmet ZORLU

Eğer şeytan vücuda ve dile gelse, son yıllarda bizim seçim dönemlerinde yaptıklarımıza bakıp, “Ben bile bu kadarını düşünemezdim” derdi.

Efendim, malum 31 Mart 2019 seçimleri için seçmen listeleri askıya çıktı.

Ama ne çıkış.

İlk Telefon Tomarza’dan geldi. AKP’ye oy verdiğini her fırsatta dile getiren bir tanıdık aradı ve “Ahmet Bey benim seçmen kaydım İstanbul’dan çıkıyor. Oysa ben İstanbul’da hiç yaşamadım, hep Tomarza’da oyumu veririm” dedi.

İtiraz etmiş, kaydını Tomarza’ya aldırmış.

Sonra akmaya başladı bilgiler.

AKP Üsküdar Belediye Meclisi Üyesi Süleyman Gedikoğlu’nun ikametinden tam 40 seçmen çıkınca kendini savunmuş, “Hemşehrilerle akrabalar spor salonlarından yararlanmak için benim evi ikamet göstermişler..”

Ne diyelim Sayın üye, bu 40 kişinin mahkeme celpleri, haciz kararları da inşallah senin eve gelir de huzurun kaçar.

Sonraki haber Iğdır’dan. 43 Odalı, Maksimum 108 kişinin barınabileceği Polisevinden 374 kişinin seçmen kaydı çıkmış. 

Polisevi değil mübarek, cezaevi koğuşu.

Durun daha bitmedi, İstanbul’un Beyoğlu İlçesi’nde 4 katlı binanın olmayan 5. Katını adres gösterip seçmen kaydı yaptıranlar ortaya çıkarılmış.

4 katlı binanın sakinleri seçim kuruluna başvurup hileyi bildirince aldıkları cevap, “5. Katta oturanlar gelip itiraz etsinler” şeklinde olmuş.

Yine İstanbul’da halen inşaat halindeki bir binayı adres gösteren 40 dolayında seçmen tespit edilmiş.

Köye muhtar olup 5 yıl asgari ücret alabilmek adına, kentlerdeki yakınlarının seçmen kaydını köye aldıranı mı ararsın, Seçim Kurulu’nun Partili Cumhurbaşkanına seçim yasağı uygulanamaz kararı vermesine mi kafa yorarsın,  kendisine yasak koymayan seçim kurulu üyelerinin görev  sürelerini 1 yıl daha uzatan Cumhurbaşkanlığı Kararnamesine mi mantık yürütürsün.

Hele iller, ilçeler, kasaba ve köyler bazında yaşananları tek tek incelendiğinizde “Memleket seçime değil, Kurtuluş Savaşı’na gidiyor” hissine kapılırsınız.

Yasalara uymak yerine, yasaların arkasından dolanmak hastalığının pençesinde kıvranıyoruz milletçe yani.

Demokratik geleneklerini oturtmuş ülkelere bakınca insan gıpta ediyor.

2-3 partinin koalisyon hükümeti 5 yıl uyum içinde çalışıyor, tek bir tartışma yaşanmıyor.

Bizde iki parti, asgari müştereklerde bile olsa bir araya gelemiyor, adeta savaş cephesinden birbirine ateş eden liderler görüyoruz, izliyoruz.

Beyler, bayanlar kendinize gelin, kendimize gelelim.

Demokrasilerde seçim bir şölendir.

Ve siyasi partilerin görevi toplumu kamplaştırmak, kutuplaştırmak değil,  ülkenin gelişmesi, kalkınması adına projeler geliştirmek ve bunları uygulamak için halktan destek talep etmektir.

Bu ülkenin geleceği adına söyleyecek sözü olan herkes bu ülkenin sevdalısıdır. Benim gibi düşünmüyor diye karşı cepheyi yok saymak, hain diye yaftalamak, bölünmek adına elden gelen her şeyi yapmak, demokratik olgunlukla bağdaşmaz.

Ayrıca seçimler, tüm siyasal oluşumların fırsat eşitliği içerisinde çalışmalarını yapıp sandığa gitmesini sağlamayı gerektirir.

Eğer uzun soluklu bir maratonda, birileri 1000 metre önden başlatılırsa yarışa ve buna da kontrol mekanizması göz yummaya başlarsa, Demokrasi denilen kavram o ülkeyi terk eder.

O nedenle, bu seçimde, o nedenle her seçimde, önce rayından çıkarılmak istenen Demokrasiyi daha da kurumsallaştırmak için çabalamalıyız.

Aksi takdirde, demokratik değerleri hoyratça yok eder, ortadan kaldırırsak seçime de gerek kalmaz, sizi sandığa kadar yormayacak rejimlerin inşasına göz yummuş oluruz.

Ve demokratik standartları olmayan ülkelerin de, emperyalizmin kucağına nasıl oturduğu, huzurunu, mali kaynaklarını emperyalizme nasıl teslim etmek zorunda kaldığını hemen ülkemizin doğusundaki ülkelere baktığımızda görürüz.

O nedenle, önce Demokrasi.

O nedenle, önce demokratik bakış açısı.

Bunun sağladığımızda, hangi partinin iktidar olduğu, hangi adayın sandıktan çıktığı önemini kaybeder.

Zira o partinin, o adayın çalışma sahasının sınırlarını sen çizmiş olursun.

O yüzden 10 dakikanızı ayırın ve Muhtarlığınıza gidip seçmen listesini gözden geçirin.

Bunu yaparken de ikiye soruya cevap arayarak inceleyin listeyi.

Bir, askıda mısınız?

İki, sizin evde sizden başka tanımadıklarınız seçmen gözüküyor mu?

Demokrasiye hizmete ilk adımı atmış oldunuz, tebrik ederim.

Yazarın Diğer Yazıları