Ahmet ZORLU

ANALİZ (2)

Ahmet ZORLU

Dün Türkiye Genelinde, elde edilen seçim sonuçları konusunda gözlemlerimi paylaşmıştım. Bu gün ise Kayseri tablosunu değerlendirmeye gayret edeceğim.

Her şeyden önce şunu söylemem gerekiyor.

AKP Kayseri'de Türkiye ortalamasının üzerinde bir oy alarak, genel  tabloda öne çıkan illerden biri olmuştur.

2011 seçimlerinde elde ettiği yüzde 64'ü, 7 Haziran'da yüzde 52'ye gerileterek, genel merkezin 'Ne oluyor?'  sorusuna, elde edilen yüzde 65'lik sonuçla anlamlı bir mesaj vermiştir.

Ancak bu sonuçtan hiç kimse kendisine özel pay çıkarmamalıdır.

Türkiye Genelinde, ekonomik ve sosyal sorunların üzerine perde gibi örtülen ve ön plana çıkan, terör, bölünme tehlikesi, şehit cenazeleri, muhalefet partilerinden özellikle MHP'nin genel merkez düzeyinde geliştirdiği uzlaşmazcı tutumu, AKP'ye seçim zaferini getiren etkenlerin başında yer almıştır.

Tabii AKP kadrolarının, 7 Haziran seçimleri öncesi sergiledikleri, kibir ve şaşa görüntülerinin bu seçimde ortaya çıkmaması ve halka daha yakın bir seçim atmosferinin oluşturulması da, kaçan oyların geri dönmesine vesile olmuştur.

Buna karşılık, MHP'nin 7 Haziran başarısı, sergilenen kavgacı ve sert tutum, bazı adayların milletvekili seçilmeden bakancılık oyunu oynamaya başlaması, genel merkez politikalarının aldığı tepki,  Türkiye genelindeki gerilemeyi Kayseri'ye de yansıtmış ve MHP eski noktasına geri dönmüştür.

Burada, MHP listesinden 7 Haziran'da seçilerek, milletvekilliği görevini ifa edemeden yeniden seçime girmek zorunda kalan Süleyman Korkmaz ve sanki birinci sıra milletvekili adayı gibi ciddiyetle çalışan Kamil Karamete'nin haklarını ayrı teslim etmek gerekir. Zaten Mehmet Özmen, sadece seçimlerde değil, yıl 12 ay aday ciddiyeti ile çalıştığı için ondan bahsetmemek haksızlık olur.

Yusuf Halaçoğlu'nu ben  zaten Ankara'dan ara sıra gelen misafir olarak gördüm. Buna bir de Hasan Ali Kilci'nin 'Nasılsa seçildim' havası malesef eklenmiştir.

İl Yönetiminin ve seçim ekiplerinin zaman zaman neden oldukları hırçın görüntüler de, sağduyu arayan seçmenin 'Acaba'sına neden olmuştur.

Burada akıldanelere, akıl hocalarına girmek bile istemiyorum.

MHP Kayseri Teşkilatı 1 Kasım'dan büyük bir başarısızlıkla çıkmış, bunun da özeleştirisini, değerlendirmesini yapmak yönetime düşer.

Zira MHP'ni Kayseri'deki kaybı geneldeki kaybının yüzde 6 fazlasıdır. Bunun çok iyi  irdelenmesi ve nedenlerinin bulunması gerekir.

Gelelim CHP'ye.

Eğer İbrahim Bahçecioğlu'nun yoğun çalışması ve medya gücünü kullanması konusunda sergilediği çaba olmasaydı, ya AKP 8 milletvekili çıkarırdı, ya da MHP bir milletvekili daha gönderirdi Kayseri'den.

Yani İbrahim Bahçecioğlu ekibinin çalışması, Çetin Arık'a yaramıştır.

Buna rağmen Kayseri'de yüzde 0.02 oy kaybıyla noktalamıştır CHP 1 Kasım'ı.

Bunun irdeleneceğini, nedenlerinin araştırılacağını, il kongresinde il yönetiminin, başarısızlığın özeleştirisini kongreye vereceğini sanıyorum.

Ama şunu bu günden rahatlıkla söyleyebilirim.

Kayseri'de muhalefet partilerinin  bu seçim sonuçlarına göre de Ankara'da çalacak kapı elde edememiştir.

Gelelim Kayseri'deki kısırdöngüye neden olan etkenlere.

Kentimizde, yerel basın-yayın anlamında AKP'nin bir tekeli vardır.

Kayseri'nin, objektif, önyargısız, her dünya görüşüne eşit mesafede, kırmızı çizgilerini demokrasi, parlamenter sistem, laiklik, bayrak, ezan gibi kutsalların çevirdiği güçlü bir gazete ve televizyon oluşumuna ihtiyaç duymaktadır.

Türkiye genelindeki havuz medyasının daha katısı, daha içe kapalısı Kayseri'de bulunmaktadır.

Bu nedenle muhalefet partilerinin adayları, efendilerin izin verdiği ölçülerde ekranda gözükme şansına sahiptir.

Bağımsız, objektif yayın yapma savaşı veren bir-iki gazeteye yaşattırılan ekonomik ambargoya bizzat şahidim.

O nedenle hiç kimsenin etki edemeyeceği, gazetecilik mesleğinin evrensel kurallarının geçerli olacağı, bir televizyon, bir radyo ve bir gazete  grupu oluşturulmadığı sürece siyasetin dizaynı hep bir merkezden yapılmaya devam edecektir.

Öyle bir yayın kurumu ki, içinde inşaat ruhsatları, başka ruhsat ve izinlerin konuşulmayacağı, tek kaygısı gazetecilik olacak, gazetecilerin oluşturacağı  bir yayın yapılanması.

Bakın o zaman bu kentte siyasetin kalitesi ve seviyesi kendiliğinden nasıl yükseliyor, söyleyecek sözü olanlar nasıl ön plana çıkıyor.

 

 

Yazarın Diğer Yazıları