ANALİZ..
Ahmet ZORLU
1 Kasım seçimleri, Türk Siyasi Tarihinde, üzerinde tezler üretilecek kadar enteresan bir tabloyla sonuçlanmıştır.
Zira, 13 yılda Türkiye'yi ekonomik, dış politika ve siyaseten istikrarsız bir noktaya getiren iktidar partisinin, "Biz gidersek, istikrarı mumla ararsınız" söylemine millet itibar etmiş, 'Hadi bir fırsat daha verelim, bakalım ne yapacaksın' demiştir.
1 Kasım'ı anlamak için 7 Haziran'ı iyi okumak gerekir.
7 Haziran seçimleri öncesi Türkiye'nin tek konusu 'Verin 400'ü, başkanlık sistemini getirelim'di.
Seçmen, 'O kadar da değil, biz Parlamenter Demokrasiyi benimsiyoruz, başkanlık sistemini onaylamıyoruz' mesajı vermişti.
1 Kasım'a gidilirken, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan meydanları Ahmet Davutoğlu'na bıraktığı gibi, başkanlık sisteminden de hiç söz edilmemiştir.
7 Haziran sonrası Doğumuzda ortalığın karışması, 600 dolayında cana mal olan olaylar zinciri ve hepsinden önemlisi de, bu bölgelerde adına özyönetim denilen sistemlerin icat edilmesi, Ak Parti'nin bu bölgede yeniden sağduyulu seçmenin nabzını tutmasını sağlamıştır. Ülke genelinde de bölünme endişesi hem MHP'den, hem de HDP'den AKP'ye oy kayması yaşanması sonucunu getirmiştir.
Zira CHP dışında PKK konusu ve Kürt Meselesi ile ilgili ne MHP ne de HDP, milletin duymak istediklerini söyleyebilmiştir. AKP ise 'Terör bitene kadar masa yok, sonra oturur konuşuruz' diyerek kararlı bir duruş sergilemiştir.
AKP'nin seçim zaferinde, MHP ve HDP'nin katkısını yadsımak imkansızdır.
Zira millet HDP'den, teröre karşı dik bir duruş beklemiş, HDP ise bu konuda topu hep taca atmıştır.
Gelinen noktada, 1 Kasım seçimlerinden çıkan sonuç;
Millet, Ak Parti'ye, "Sistemin ayarları ile oynamadan, ekonomik, sosyal sıkıntıları gidermen için sana bir dönem daha süre veriyoruz. Bu süreyi iyi kullanırsan hedeflediğin 2023 yılına kadar iktidarda kalmaman için hiç bir engel yok. Ama sistemin ayarlarını kurcalamaya kalkıştığında, yapılacak ilk seçimlerde, bizler yeni arayışlara girer, yeni reçetelere itibar ederiz' demiştir.
Gelelim muhalefete;
MHP Genel Başkanı ve Genel Merkez Yönetiminin, hiç bir mazeretin arkasına sığınmadan partiyi kurultaya götürmesi ve en ücra belde teşkilatından, il teşkilatlarına kadar partiden güvenoyu alması gerekmektedir.
Zira, elde edilen sonuç, MHP açısından neresinden tutarsanız tutun elde kalan bir sonuçtur. MHP'liler 1 Kasım akşamında barajın altında kalma korkusu yaşamıştır.
Daha da önemlisi, Sayın Devlet Bahçeli yönetimindeki MHP, 14. kez sandık yenilgisini tatmıştır.
İstifa onurlu bir müessesedir, yapamayan yapabilecek olan yerini bırakmalıdır ve bu demokrasinin de bir gereğidir.
CHP'ye gelince, 'Nasılsa oyumuzu koruduk' mazereti geçerli bir mazeret değildir.
CHP, kendisine güvenen kitleleri bir kez daha derin bir hayal kırıklığı içine sürüklemiştir.
CHP Genel Merkezi, tüm organları ile, teşkilatları ile durum değerlendirmesi yapmalı, yeni bir yol haritası hazırlamalıdır.
Bu seçimlerde, iktidar bütün olanakları olduğu gibi medya gücünü de sonuna kadar kullanmıştır.
Buna karşılık, muhalefet partileri yerelde ve genelde medya gücünü kullanma konusunda isteksiz davranmışlardır.
İktidar partisi, her organı ile hedef kitlelere yönelik etkinlikler sergilerken, MHP ve CHP'de genel başkanlarının ağzından politika yapma yolu tercih edilmiştir.
İnatlaşma, uzlaşmazlık, ötekileştirme, sert üslup, geleceğe dair yeterli umut ve vaat oluşturulamaması muhalefetin temel handikaplarından başlıklar olarak sıralanabilir.
Sonuç; Türkiye'nin önünde 3,5 yıl gibi bir zaman dilimi seçimsiz süreç olarak görülebilir. AKP bu zaman dilimini iyi değerlendirdiği takdirde, Türkiye'nin aşamayacağı hiç bir sorunu yoktur. Ama geçmişte örneklerine rastlanan, kayırmacı politikalarını devam ettirdiği sürece de Türkiye'nin önünde sıkıntılı günler vardır. Dış Politikadan başlayarak, Türkiye belli konularda istikametini yeniden çizmelidir. İlk günlerde olduğu gibi, yoksulluk, yolsuzluk ve yasaklar üçleminde, toplumun yararlarını gözeten düzenlemeleri esas aldığı sürece de başarılı olacaktır. Bunun için de Ahmet Davutoğlu, hükümet eden organın başında olduğunu öncelikle kabul ettirmelidir. Aksi takdirde, bu sefer mücadele Ak Saray ve Çankaya Köşkü arasında yaşanacak demektir.
1 Kasım seçimlerinin, Kayseri yerelini ise yarına değerlendirelim isterseniz..