AKŞENER..
Ahmet ZORLU
İyi Parti’de bir deprem yaşandı önceki gün..
Genel Başkan Meral Akşener, seçim sonuçlarının değerlendirildiği toplantıda çıkan tartışmalar üzerine salona terketti, ardından ‘Bir ay içinde kurultayı toplayacak ve genel başkan adayı olmayacağım’ açıklaması yaparak, evine çekildi.
Partililer sabaha kadar evinin önünde nöbet tuttu.
Eğer bir siyasetçide kapris varsa, tahammülsüzlük varsa, o siyasetçinin başında ve içinde bulunduğu hareketin başarı şansı yok denecek kadar azdır.
İyi Parti oluşumu merkezde bir umut çiçeği olarak ortaya çıkmıştı.
Beklenen toplum desteğini alamamasının nedenleri çok fazladır.
Zira 24 Haziran Seçimleri adil olmayan bir süreçte yapıldı.
Sırf İyi Parti seçime girmesin diye seçimler beklenenin bile önünde bir tarihe alındı.
CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu, siyaset kurumlarının demokrasiye katkısı gerçeğinden hareket ederek, milletvekillerini İyi Partiye gönderdi ve partinin seçime girmesini sağladı.
Ortalama bir ay gibi kısa zaman diliminde İyi Parti’nin kendisini topluma, kitlelere anlatma imkanı olmadı.
Zira TV Ekranları bu partiye kapatıldı.
Gazetelerde tek satır yer bulamadı.
Sayın Baçeli ve Sayın Recep Tayyip Erdoğan da Meral Akşener ve İyi Parti Kadroları ile polemiğe girmemeye özen gösterdiler, yani ‘Yok gibi’ davrandılar.
Böylesi bir süreçte, İyi Parti girdiği ilk seçimde yüzde 10 dolayında oy aldı.
Meral Akşener’in partisinden daha düşük oranda oy almasının tek nedeni vardır.
Seçmen 24 Haziran’da stratejik davranmıştır.
Sol seçmen ve merkez sağ seçmenin ilk önceliği, HDP’nin Türkiye Barajının üzerinde oy almasına odaklanmıştır.
İkinci öncelik, resmen olmasa bile Recep Tayyip Erdoğan’a karşı Muharrem İnce’nin oy oranının yüksek çıkması için çalışmıştır.
Gelinen noktada, İyi Parti ‘Tek adam rejimine karşı olan sağdaki toplum katmanının umut olarak gördüğü bir çatı durumundadır.’
Böyle bir siyasal yapının, kişisel kısır çekişmelere kurban edilmesi, demokrat sağ seçmende onarılmaz hayal kırıklıkları yaratacaktır.
Gelinen noktada, gerek CHP ve gerekse İyi Parti’de tepedeki uyumsuzluk yaklaşan yerel seçimlerde bu iki hareketin başarı şansını ortadan kaldıracaktır.
Tepedeki uyum ise başarıyı beraberinde getirecektir.
Kim ne derse desin, bu gün resmen yönetime hakim olan tek adam rejiminin önünü açan, kaldırım taşlarını döşeyen lider Devlet Bahçeli’dir.
Oluşan rejimin adı da ‘Ben-sen-bizim oğlan’ rejimidir.
Türkiye’nin ekonomik, sosyal ve siyasal alanda bundan sonra yaşayacağı yıkımın sorumlusu, bana göre de, İyi Partililere göre de, CHP’lilere göre de ‘MHP ve lideri Devlet Bahçeli’dir.
Tarihi bunu böyle yazacaktır.
O nedenle, Demokrasiye inanmış siyasal yapıların gelinen noktadaki önceliği koltuk kavgası, kapris değildir, olmamalıdır.
Tek bir gün bile israf etmeden, özünde demokrasi olan tüm siyasal dinamiklerin bir araya gelmesi ve başta Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde olmak üzere, her alanda, her ortamda demokrasi mücadelesi vermeleri gerekir.
Zira her siyasal yapının iç sorunları vardır ve olacaktır.
Bunların tartışılacağı ve çözüme kavuştururalacağı zemin parti meclisleridir, kurultaylardır.
Bu süreçlerin günü geldiğinde, elbette genel başkan adayları da çıkacaktır, elbette yönetim kademelerinde görev alma mücadelesi de verilecektir.
Bu anlamda Meral Akşener ve yol arkadaşları, tarihi bir sınav arefesindedir.
Zira İyi Parti bana göre, Merkez sağda demokrasinin nefes borusudur ve bu boruyu kim tıkarsa tıkasın, tarih sayfalarında çok kötü anılacaktır..