ADAYLAR..
Ahmet ZORLU
Büyük bölümünün Cemaz-ül Evveli’ne vakıfız.
Bazıları ile yüz yüze hiç gelmedik ama gıyaben biliyoruz, birbirimizi.
Bazıları ile de ilk kez tanıştık, gördüğüm kadarıyla onlar gündemi yakından izliyor ve beni de bu çerçevede takip etmişler. Kimi yazdığım köşe yazılarını, kimi kitaplarımı gözden geçirme imkanı bulmuş.
Hepsi dersine iyi çalışmış isimler.
Tamamının, yönetmeye talip oldukları ilçe veya il için söyleyecek sözü var.
Kimi ütopik, kimi yuvarlak, kimi ise ayağı yere basan konuşmalar yapıyor.
Mesela hizmet diyorlar, gece gündüz demeden.
Belediyeciliğin artık, yol, çöp, sudan ibaret olmadığını, ekonomik ve sosyal alanda belediyelerin şehirlerin kaderine hükmetmesi gerektiği gerçeğini görüyorlar.
Kimi doktor, kimi avukat, kimi mali müşavir, kimi başarılı bir işletmeci.
Ama hepsinin kabul ettiği, ancak dillendiremedikleri bir gerçek varsa o da, memleketin ve milletin ekonomik tablosunun önümüzdeki 5 yıl belediyelerin de elini kolunu bağlayacağı gerçeği.
Zira artık hazinede deniz bitti.
Paramız pul oldu, olmaya devam ediyor.
Örnek mi?
200 TL piyasaya çıktığında, yani 2009’da 131 dolara tekabül ediyordu. Yani 200 Liralık bir banknotla döviz bürosuna gittiğinizde 131 dolar alabiliyordunuz. Bu gün gidecek olursanız, gıcır gıcır 40 dolar civarında döviz alabilirsiniz.
Bir de liyakat sorunu var ki, kamuyu ve belediyeleri için için kemiren.
Belediye Başkanı Makama oturuyor, randevu listesinin ilk sıralarında, cebinde GİK Üyesinin, GUK Üyesinin, GAK Üyesinin “Hamili kart yakinimdir, gerekli kolaylığın sağlanması” ricalı talimat bulunanlar sırada.
Öyle belediye şirketinde, kıyıda köşede işe razı değiller bunlar.
Masa ve Kasa olmazsa olmazlarıdır.
Partilinin işlerini kovalayacak, bir anlamda seçilmiş başkanın çalışmalarını da parti genel merkezindeki GAK, GUK, GİK Üyesine rapor edecek, birer Hayati’dir! hepsi.
Ve bana göre de, en tehlikeli insan, büyük görevlere getirilmiş küçük insandır.
Yetkiyi verin, güç sarhoşu oluverir.
Örneklerine geride bıraktığımız 20-25 yılda çok tanık olduk.
Gençler hatırlamazlar, ama çok isme tanık olduk, makamların basamaklarını üçer beşer tırmandıktan sonra asansör boşluğuna düşüp kaybolanları.
20 Yıl önce Belediye Meclisi’ndeki ismi inceliyorsunuz, oğlu ya da torunu bu gün belediyenin en etkili konumunda mesela.
Ya da 25 yıl önce utana sıkıla belediyenin kapısını bir şekilde aralamış ‘dünün mahcup delikanlısı’, bu günün ünlü müteahhidi olmuş.
O nedenle, belediye başkan adaylarının gelecekte işleri çok zor.
31 Mart’ta davul boyunlarına asılacak tamam, ama tokmaktır asıl olan, tokmaktır davula ses veren.
Baksanıza, her devrin adamları kendilerine belediye meclislerinde yeniden yer açabilmek için Kayseri-Ankara arasında mekik dokuyorlar.
İşte o nedenle önümüzdeki 5 yıl hem iktidar için, hem seçilecek belediye başkanları için ve hepsinden önemlisi de milletimiz için zor geçecek.
Ekonomik olarak duvara toslamış bir iktidardan, dış politikada çuvallamış bir yönetim anlayışından ve ekonomik anlamda bitmiş, tükenmiş bir milletten söz ediyorum.
Böylesi bir dönemde çok daha zordur, iktidarın ilk kapısı belediyenin başında olmak.
Benim bazı belediye başkanlarına bir de seçim öncesi süreç için tavsiyem olacak.
Israrla, yardım edilmiş yoksullar üzerinden anlatıyorlar, yaptıklarını, yapacaklarını.
Victor Hugo, yıllar yıllar önce demişti ki;
“Siz yardım edilmiş yoksullar, biz ise ortadan kaldırılmış yoksulluk istiyoruz. Bu yüzden anlaşamıyoruz”
Bu adaylara ve başkanlara tavsiyemdir;
Yoksullara yardım etmek üzerinde siyaset yapmak yerine “Yoksulluğu ortadan kaldırmak için” nasıl ilk kıvılcım olacaklarını, neler yapabileceklerini anlatsalar daha çok ilgi görürler.