ADALETTEN ÜSTÜN OLMAK..
Ahmet ZORLU
Alman Kralı II. Frederick 1750 yılında Potsdam'dan geçiyor.
Orayı çok beğeniyor ve 'Bana şuraya bir saray yapın" diyor.
Ertesi gün adamları gidip bakıyorlar, Kral'ın beğendiği yerde bir değirmen.
Adamlar kapıyı çalıyor, yaşlı değirmenci açıyor.
- Buyurun?
- Bizi Kral gönderdi. Burayı görüp çok beğendi, satın alacak. Kaç para?
- Satmıyorum ki ne parası?
- Saçmalama Kral istedi.
- Bana ne. Ben satmadıktan sonra kimse alamaz ki.
Adamları gelip Kral'a diyorlar ki;
- Efendim beğendiğiniz yerdeki değirmenci deli. Satmıyorum dedi.
- Çağırın bakalım bana şu adamı.
Değirmenci gelip, Kral'ın karşısında duruyor. II. Frederick;
- Yanlış anladınız herhalde beyefendi, ben satın almak istiyorum orayı.
Kaç para?
- Yoo yanlış anlamadım, adamların da dün bunu söyledi. Satmıyorum!
- Beyefendi inat etmeyin, paranızı fazlasıyla vereceğim.
- Sen koskoca kralsın, paran çok. Git Almanya'nın heryerine saray yap. Burayı benden önce babam işletiyordu. Ona da babasından kalmış, ben de çocuğuma bırakacağım. Satmıyorum!
II. Frederick ayağa kalkıyor;
- Unutma ki ben Kralım!
Değirmenci bakıyor ve diyor ki;
- Asıl sen unutma ki Berlin'de hakimler var!
Hiçbir güç, hiçbir siyaset, hiçbir iktidar kral bile olsa adaletten üstün değildir. Hiçkimse adaletin üstüne çıkamaz. Orada oturamaz. Bugün bütün gelişmiş ülkeler hukuk fakültelerinde bu olayı anlatırlar;
"Berlin'de hakimler var!"
- Potsdam'da Sansosi Sarayı. Saray ve değirmen yan yana. Kral ve değirmenci adaletle komşu oluyor.
Sabahları II. Frederick arka bahçeye çıktığında değirmenci sesleniyor;
- Hey Frederick, ekmek yaptım göndereyim mi?
II. Frederick diyor ki;
- Adalet her sabah bana, sıcak bir ekmek kokusuyla gelirdi.
İşte, insan olmamızın güvencesidir adalet.
Başımız sıkıştığında, kiminle çelişkiye düşersek düşelim, soluğu hakimin karşısında alır ve ‘Adaletinize sığınıyorum’ deriz.
Eğer o hakimler, karar verirken vicdanları dışında, bir şeyleri ve bir yerleri hesaba katmaya başlarsa, işte o zaman yandık.
Türkiye Büyük Meclisi üyelerinin oylarıyla, “Ankara’da hakimler var” deme güvencemiz elimizden alınıyor.
Yeni Anayasa, güçler ayrılığı ilkesi yok ediliyor.
Yasamanın adı bırakılıyor, işlevi ortadan kaldırılıyor.
Yürütmenin yetkileri tek noktada toplanıyor.
Yargı, bütün kanallarıyla tek adama bağlanıyor.
Üniversitelerin rektörlerini zaten o atayacak.
Ondandır kaygımız, ondandır çağrımız.
Alman Kral 1700’lü yıllarda Berlin Hakimleri’nden çekinerek Sarayını değirmenin bitişiğine inşa etti.
Bizimki daha tek adam olmadan sarayı için yer beğenip inşaatı başladığında kimin haberi vardı.
Hep birlikte, bir kez daha düşünelim.
Türkiye’yi idari açıdan 100 yıl geriye götürecek bu yeni sisteme nasıl Evet deriz.
Bizden önce de, ‘Tespihin imamesi tek olur’ gibi sudan bahanelerle, milleti sayılacak, sallanacak tespih yerine koyun bakan ve milletvekillerinin düşünmesi gerekir;
Yarın çocuğunuz, ülke daha da zora düştüğünde, “Baba ülke ateş yeriyken siz her şeyi bırakıp rejimi değiştirirken bu gün yaşayacaklarımızı hiç düşünmediniz mi?” diye sorarlarsa, merak ediyorum, Ne cevap vereceksiniz?