ADALET ADALETİ TAKMIYOR..
Ahmet ZORLU
Anayasa Mahkemesi, bireysel başvuru hakkını kullanan Şahin Alpay ve Mehmet Altan ile ilgili bir karar verdi. Ama yerel mahkeme Anayasa Mahkemesi’nin, ‘Tutuksuz yargılayın’ kararını kabul etmedi.
Kararın içeriği tartışılır. Demokrasi bunun için vardır. Ama Anayasa Mahkemesi’nin kararları, Anayasanın Amir Hükmü uyarınca alt kademe yargı, yasama ve yürütme tarafından anında uygulanmak zorundadır.
Zira Yüksek Yargı, hele ki Anayasa Mahkemesi, etin kokmaması için tuz görevi yapmaktadır.
Alt Mahkemenin, ‘Anayasa Mahkemesi Kararına uymayacağım’ demesi, karşı çıkması, kokan etin tuzunu de kokukutur ki, tuz koktuğunda o eti itlere atmaktan başka yol kalmamıştır.
Tarih boyunca, Adalet bütün güçlü toplumların, bütün güçlü liderlerin yeri geldiğinde başvurdukları, yeri geldiğinde baş eğdikleri yüce bir kavram olmuştur.
Hızır Bey, İstanbul kadısı ve belediye başkanı iken, bir Hıristiyan mimar geldi. Fatih Sultan Mehmet Han'dan şikâyetçi olduğunu söyledi. Hızır Bey, mîmârı dinledi. Fatih, bugünkü Ayasofya Camii’nden daha yüksek kubbeye ve daha üstün mimari hususiyetlere sahip bir cami yaptırmak istemiş ve o mimar da bu işe talip olmuştu. Ama Müslümanların, Ayasofya'dan daha üstün bir esere sâhip olmalarına gönlü râzı olmamıştı. Mısır'dan bin bir zahmetle getirilmiş olan sütûnların yüksekliklerini kısa tutmuş ve kubbenin yüksekliği de Ayasofya'dan alçak olmuştu. Sultan, sütûnların kasıtlı olarak küçültüldüğünü anlayıp çok hiddetlendi. Muhâkeme edilmeden mîmârın eli kesildi.
Hızır Bey, konuyu araştırdı. Şâhitlerle berâber Pâdişahı da mahkemeye çağırdı. Fâtih, mahkeme salonuna girince, başköşeye oturmak istedi. Kadı, hiç çekinmeden, "Oturma begüm!.. Hasmınla yüzleşmek üzere, mahkeme huzûrunda ayakta dur!" dedi. Sultan derhâl söylenen yere geçti. Mahkemenin Pâdişahı Hızır Bey'di. Onun şahsında, İslâmiyet’in âdil hükümleri karşısında bulunmaktaydı. Kadı: "Sen bu zimmînin elini kestirdin mi?” deyip söze başladı. Mahkeme neticesinde; "Sen, Murat oğlu Mehmet! Mahkeme edilmeden bu zimmînin elini kestirdiğin için kısas olunacaksın! Senin elin de onunki gibi kesilecek. Eğer Hıristiyan mîmârı râzı edebilirsen, ölünceye kadar onun ve âilesinin geçimini temin etmek karşılığında elini kesilmekten kurtarabilirsin!" dedi. Herkesle birlikte Pâdişah da tam bir sükûnet içerisinde kararı dinledi. Hıristiyan mîmâr, bu ulvî karar karşısında daha fazla dayanamadı. Ağlayarak Pâdişahın ellerine kapandı. Mîmâr, âilesiyle birlikte Müslüman olmakla şereflendi.
Mahkeme yeri boşaldıktan sonra Kadı Hızır bey ve Sultan Fatih yalnız kalınca Sultan;"Eğer padişahlığımdan korkup haksız bir karar verseydin billahi kılıcımla kelleni kesecektim" der. Hızır bey de kürsünün altında sakladığı topuzu çıkarır;"Hünkarım sizde padişahlığınızdan gururlanıp şeriat mahkemesinin kararını dinlemeseydiniz billahi bu topuzla başınızı ezerdim" der.
İşte bu her fırsatta hayranlığınızı dile getirdiğiniz Osmanlı’da Adalet Kavramına verilen önemi gösteren bir kıssa.
Alman Kralı II. Frederick 1750 yılında Potsdam'dan geçiyor.
Orayı çok beğeniyor ve 'Bana şuraya bir saray yapın" diyor.
Ertesi gün adamları gidip bakıyorlar, Kral'ın beğendiği yerde bir değirmen.
Adamlar kapıyı çalıyor, yaşlı değirmenci açıyor.
- Buyurun?
- Bizi Kral gönderdi. Burayı görüp çok beğendi, satın alacak. Kaç para?
- Satmıyorum ki ne parası?
- Saçmalama Kral istedi.
- Bana ne. Ben satmadıktan sonra kimse alamaz ki.
Adamları gelip Kral'a diyorlar ki;
- Efendim beğendiğiniz yerdeki değirmenci deli. Satmıyorum dedi.
- Çağırın bakalım bana şu adamı.
Değirmenci gelip, Kral'ın karşısında duruyor. II. Frederick;
- Yanlış anladınız herhalde beyefendi, ben satın almak istiyorum orayı.
Kaç para?
- Yoo yanlış anlamadım, adamların da dün bunu söyledi. Satmıyorum!
- Beyefendi inat etmeyin, paranızı fazlasıyla vereceğim.
- Sen koskoca kralsın, paran çok. Git Almanya'nın her yerine saray yap. Burayı benden önce babam işletiyordu. Ona da babasından kalmış, ben de çocuğuma bırakacağım. Satmıyorum!
II. Frederick ayağa kalkıyor;
- Unutma ki ben Kralım!
Değirmenci bakıyor ve diyor ki;
- Asıl sen unutma ki Berlin'de hakimler var!
Hiçbir güç, hiçbir siyaset, hiçbir iktidar kral bile olsa adaletten üstün değildir. Hiç kimse adaletin üstüne çıkamaz. Orada oturamaz. Bugün bütün gelişmiş ülkeler hukuk fakültelerinde bu olayı anlatırlar;
"Berlin'de hakimler var!"
- Potsdam'da Sansosi Sarayı. Saray ve değirmen yan yana. Kral ve değirmenci adaletle komşu oluyor.
Sabahları II. Frederick arka bahçeye çıktığında değirmenci sesleniyor;
- Hey Frederick, ekmek yaptım göndereyim mi?
II. Frederick diyor ki;
- Adalet her sabah bana, sıcak bir ekmek kokusuyla gelirdi.
İnsan olmamızın güvencesidir adalet.
Siz adaleti adalete kırdıracak uygulamalara sessiz kalırsanız, bu garip millet, bu mazlum millet, başı sıkıştığında kimden adalet isteyecek.
HSYK’nın çok hızlı bir şekilde, Yüce Mahkeme olarak bildiğimiz Anayasa Mahkemesi’ne kafa tutan heyeti görevden alması ve Anayasa Mahkemesinin kararını uygulatması gerekir.
Baksanıza tuz koktu tuz..