Ahmet ZORLU

ACZİYET..

Ahmet ZORLU

MHP Lideri, 31 Mart Pazar Sabahı yatağından kalkıp cicilerini giydikten sonra, seçim sandığının başına gidecek, sandık görevlisinden, partisinin amblemi bulunmayan oy pusulasını alacak, kabine geçip oyunu iktidar partisine kullanacak.

Oy kullanmadan önceki günlerde de,  Ankara, İstanbul ve İzmir dışındaki  illeri gezip iktidarın yetersizliğinden bahsederek, MHP’li adaylara oy isteyecek.

Sormazlar mı kardeşim.

Senin bile oy vermediğin, veremediğin MHP’ye biz neden oy verelim?

Bu iş acziyetle de izah edilemez..

Ama bu mecburiyetin altındaki nedeni anlamak mümkün değil.

Eşit şartlarda bir seçim birlikteliğini anlarım.

Ortak liste, ortak adaya desteği anlarım, ama ne demek;

“Ankara, İstanbul ve İzmir’de aday çıkarmayacak, iktidar partisine oy verecğiz”

Bu işbirliği değil, bir teslimiyettir.

Daha bir ay önce, ittifakın bittiğini, her yerde seçimlere MHP’nin adayları ile gireceklerini söyleyen lider Devlet Bahçeli değil miydi?

Buna karşılık, “Biz de herkes yoluna deriz” resti çeken ise Recep Tayyip Erdoğan değil miydi?

Devlet Bahçeli, Melih Gökçek’e MHP Ankara adaylığı teklifi götürtmemiş miydi?

MHP Tabanı şaşkın, çaresiz..

Bu kadar büyük bir teslimiyetin nedenini anlamaya çalışıyorlar.

Asıl büyük sorun nedir biliyor musunuz?

MHP’nin kendi adayları ile seçime gireceği illeri ele alalım.

Ne diyecek adaylar, partisine ve kendisine oy isterken.

İktidara laf söylemek yasak.

İttifaka laf söylemek yasak.

Ekonomik sıkıntılardan bahsetmek yasak.

CHP, İyi Parti ve Saadet Partisi, HDP ile aynı safta dediklerinde, vatandaş kalkıp;

“İyi de kardeşim, bu günkü ortağınızın oluşturduğu Akil Adamlar Heyetini Kayseri’de konuşturmazken, CHP’lilerle, bu günü İyi Parilileri ile birlikte değil miydik?

Akil adamlara verilen misyon, PKK’yı ve Liderini şirin gösterme misyonu değil miydi?

İmralıdaki Caninin Nevruz Mesajını naklen yayınlatan bu iktidar değil miydi?

Vatan Haini Şivan Perver’i Türkiye’ye getirip Kürtçe söylediği türkülere tempo tutanlar bu günkü iktidarın tepesindekiler değil miydi?

Okullarımızdaki andımızın yeniden okunmasına karşı çıkan, yüksek yargının kararına bile başkaldıran bu günkü iktidar mensupları değil mi?

Almanya’da eyalet sistemleri üzerine araştırmalar yapanlar bu günkü iktidarın vekilleri değil mi?”

Dediklerinde, aday ne desin.

Yeniden vurguluyorum, eşit şartlarda bir seçim ittifakını anlarım.

CHP, İyi Parti ve Saadet Partisi’nin yapmaya çalıştığı budur.

Demokrasilerde su götürür bir uygulamadır.

Ama, “Türkiye Nüfusunun yarısını oluşturan 3 büyük ilde partimiz aday çıkarmayacak ve ben de dahil bu illerde hepimiz AKP’ye oy vereceğiz” demek acziyettir, teslimiyettir.

Hele iktidar partisinin Ankara Adayı açıklansın, asıl şenlik o zaman başlayacak.

Zira o Ankara’ya aday gösterilmeye hazırlanan isim var ya o isim.

Arşivlerdeki sözlerini o zaman hatırlatırız;

“Geçmişte Ülkücü Hareketin içerisinde idim, uzun yıllar emeğim ve katkım oldu. Ancak sonra baktım ki, çok büyük uluslararası bir oyunun piyonuymuşuz. Bunu görünce ayrıldım” diyen biri, oy vereceğiniz muhtemel aday..

Nasıl içinize sindireceksiniz?

Nasıl parti tabanınızdan, bu sözlerin sahibi için oy isteyeceksiniz?

Yazarın Diğer Yazıları